<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909</id><updated>2011-07-08T17:40:52.511+03:00</updated><category term='polisiyasis'/><category term='evanjelist'/><category term='islam'/><category term='polisiyasi'/><category term='poli-si-yasi'/><category term='emri bil maruf'/><category term='hüccetiye'/><category term='evangelist'/><title type='text'>Politika, siyaset ve gündeme dair yorumlar</title><subtitle type='html'>I'm trying to free your mind, Neo. But I can only show you the door. 

-The Matrix (1999)</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>246</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8843419547686374598</id><published>2010-05-30T17:41:00.003+03:00</published><updated>2010-05-30T17:47:45.010+03:00</updated><title type='text'>yeniden ...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://dcfud.smorgasblog.com/writer.gif"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 180px; height: 181px;" src="http://dcfud.smorgasblog.com/writer.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir dinlenmeden sonra yeniden not düşeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-8843419547686374598?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8843419547686374598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8843419547686374598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2010/05/yeniden.html' title='yeniden ...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7301791744532024734</id><published>2009-04-17T09:01:00.005+03:00</published><updated>2010-05-30T17:49:16.641+03:00</updated><title type='text'>ne kadar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://gaetc-ejournal.org/instruction/stars/stars.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 227px; height: 237px;" src="http://gaetc-ejournal.org/instruction/stars/stars.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç gün önce Genelkurmay Başkanının konuşması oldu. Her ne kadar bir çokları gayet olumlu bulsa da ben aynı fikirde değilim. Nevzat tarhanı'ın yaptığı gibi bir inceleme yapacak değilim. Merak edenler &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.haber7.com/haber/20090416/Basbugda-niyet-olcen-alet-mi-var.php"&gt;buradan&lt;/a&gt; ulaşabilir. Ben algıya bakarım. Konuşmaya davet edilenler arasında Zaman, Taraf ve Vakit gazetesi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen şöyle bakalım, Zaman gazetesi Türkiyenin en büyük cemaatinin gazetesi, Türkiyenin ve dünyanın her tarafında okulları var, bir zamanlar yaptığı öğretmen atamalarının MEB atamalarını geçtiğinden bahsediliyordu büyüklük olarak, artık mali güçleride çok çok önemli bir noktaya geldi, Türkiye siyasetinin yanında bölgesel siyasette izlemeye başladılar ve bu konuda bayağıda etkinler. bağlı oldukları Nur hareketinin en önemli karakteristiği olarak devlet ile hiç bir şekilde çatışmıyorlar, herhangibir aşırılık hareketine dahil olmuyorlar, bir çok şekilde olumlu ve olumsuz olarak tanımlanıyorlar ama hiç bir kesim onları herhangibir siyasi hareket parti veya izm ile anamıyor. Cemaat olarak adlandırılıyorlar ve buna itiraz etmiyorlar, mensupları, sempatizanları, tanıyanları vb. gibi etki güçlerini  korumalarının ve belkide arttırabilmelerinin altında yatan önemli sebeplerin başında bu apolitik duruşları var. Bunlar herkes tarafından kabul gören gerçekler birde algıya bakalım, toplumun ezici bir çoğunluğu tarafından (ben insaflı bir tahmin ile % 75 diyeyim ve bu oran bazı bölgelerde %90'ları çok rahat geçer) iyi çocuklar şeklinde bir algı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraf gazetesine bakalım birde. Aslında bunun öncesinde bir Nokta dergisi macerası var, zaten bugünkü Taraf gazetesi kadrosunun önemli bir kısmı kapanan Nokta dergisi çalışanlarıydı. Uzunca bir süre Nokta'nın arkasında ve tabiki Taraf'ında arkasında Gülen cemaatinin olduğu iddia edildi ama bu iddiaların hiç biri kanıtlanmadı. Her neyse bence kimin desteklediği falanda önemli değil. Uzun zamandır Taraf gazetesi Askerleri hedef tahtasına oturtmuş durumda hemen her biri skandal boyutunda olayları manşet yaptı ve yine algıya bakarsak bunlara Askerler tatmin edici cevaplar veremediler, hatta bunun yerine tehdit edici, karalayıcı bir üslup kullandılar. Eh bu durumda askerlerin haksız, taraf'ın haklı olduğu algısına yol açtı. Emin olabilirsiniz taraf gazetesinin haklılık oranıda kamuoyunda bence % 70'in altında değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit gazetesi'ne gelince yayın çizgisi belli, hedefi askerler, ve hemen her daim davalıklar, ancak beildiğim kadarıyla davaların konuları hakaret vb. şeyler haberlerin içeriğine yönelik (yalan haber, saptırma vb.) şeyler bildiğim kadarıyla değil. Bunada bir oran verirsem, kamuoyunda Vakit'e ciddi olarak bir antipati var ve bunun yegane sebebi tarzları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Genelkurmay'ın son hamlesine bakınca bu 3 gazete davet edilmiyor buradan rahatlıkla bu yukaırda verdiğim oranlardan yola çıkarak sizde belli bir % oranına ulaşabilirsiniz. Ulaştığınız oran; Acaba askerler toplumun ne kadarlık bir kısmı ile hiç bir şartta karşı karşıya gelmek ve hatta kendi düşünceleri açıklamak istemiyor? sorusunun cevabı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7301791744532024734?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7301791744532024734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7301791744532024734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/04/ne-kadar.html' title='ne kadar'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4677393334266258315</id><published>2009-04-03T09:36:00.004+03:00</published><updated>2009-04-03T10:53:53.081+03:00</updated><title type='text'>aşama</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/11/muhsin-yazicioglu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 163px; height: 163px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/11/muhsin-yazicioglu.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu geçenlerde vefat etti. (Allah Rahmet Eylesin.) Akıllara bir sürü soru geliyor. İşin aslı kazayı ilk duyduktan sonra nedense aklıma ilk gelen şey bunun bir suikast vb. olup olmadığı değil gelecek tepkilerin ne olacağıydı. Şu anda da pek farklı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce eldekilerle gidelim. BBP sonuçta yakın zamanda teşkilatının en azından bir kısmı, bir şekilde eski iktidarın eline geçmiş bir parti görünümündeydi. Zaten bunu rahmetlide ifade etmişti. (Bkz. Hrant Dink cinayetine adı karışanların partiyle olan bağları) Eh ülke çapındaki oy oranıda önemli değildi. Vatandaş seviyesinde hemen herkesin üzerinde uzlaşacağı nokta, adam gibi bir lideri vardı ama hepsi o, ondan başkada bir şeyi olmayan bir parti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şöyle bir tablo çizip sorayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye gerçeğine şöyle bir bakalım. 200 yıldan beri iktidarda olan bir grup, eğilim, düşünce, güruh artık ne derseniz deyin, değişiyor, bunu değiştirende başka bir topluluk. Eh bu işler bir anda olmayacağına göre aşama aşama olacak. Bir aşama bitecek, başka bir aşama başlayacak yada bitmeden başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani elimizde 2 ayrı grup var birbirlerine düşmanlar. Resmen bir savaş durumu var. Savaştaki en önemli şeyde casusluk faaliyetleri, bununda en önemli kısımlarından biri düşmanın planını öğrenmek. Şimdi diyelim ki, bu bahsettiğim 200 yıllık iktidarın karşısındaki grubun (ve bence kazananlar) planladığı aşamalarından biri de, halkın karşısına AKP'ye karşı bir siyasi alternatif koymak olsun. Daha önceki yazılarımdan bazılarında da AKP ile yenilerin bazı konularda çatıştıklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi başta bahsettiğim soruyu sorayım. bana öyle birini söyleyin ki, arkasaında bu bahsettiğim yeniler olursa AKP'den (mesela diyorum) 60-70 arası milletvekili koparabilsin, böyle bir güç ilede bir sonraki seçimde ( veya muhtemel bir erken seçim zorlaması ile malum bu tür bir değişim ile erken seçime zorlama gücü kazanıyorlar) iktidara alternatif olabilsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba bir şeyler şekillenmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4677393334266258315?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4677393334266258315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4677393334266258315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/04/asama.html' title='aşama'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-9192289650110564575</id><published>2009-03-31T23:16:00.002+03:00</published><updated>2009-03-31T23:17:13.622+03:00</updated><title type='text'>umduğunu değil ...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.habergazete.com/ARSIV/01-05-2009/barack-obama-for-president.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 191px; height: 170px;" src="http://www.habergazete.com/ARSIV/01-05-2009/barack-obama-for-president.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben beni bildim bileli her amerikan başkanı Türkiyeye gelir. Tabikide ABD ile ilişkimiz bununla sınırlı değil. Başkana gelinceye kadar hemen her konuda ABD ile ilişkilerimiz uzun zamandır baya bi sıkı fıkıdır. Bir zamanlar ya o ya bu denilen kutupsal zamanlarda bu normal karşılansa bile CCCP sonrası dünyada AB mi, ABD mi diye apışıp kalmış afrika ülkeleri psikozuna bizde girmiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu durumdan ne ABD'nin ne de AB'nin şikayeti yoktu, bir süre Ruslarında pek umurunda olmadık, kendi dertlerine düşmüşlerdi. Sonra bir şeyler olmaya başladı, Ruslar balkanlara dadandı, ABD ise sağa sola uçakları taktılar !!!, sonra ABD'de bir hışımla Afganistan hemen ardından Irak dedi. Masa büyüdü, bahis yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki yazılarımda yazmıştık masadayız diye. Buraya kadar sorunda itirazda olmaması lazım. yalnız bir soru var cevabı biraz zor. Masaya bizi kim oturttu? kendimiz mi yoksa ortam mı hazırlandı? Yani masada oyuncumuyuz yoksa bahsi arttıran mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu konuda da fikrimi daha önceki yazılarım da masada kendi irademizle oturuyoruz ve oyuncuyuz anlamında değerlendirmelerle belirtmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki durum böyle iken Obama neden o kadar ülke dururken Türkiye ye geliyor? Ben bu ziyaretten hemen hemen hiç kimsenin ama en başta da ABD'nin memnun olduğunu düşünmüyorum. Kendimi ABD'nin yerine koyduğumda gördüğüm şu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak ve Afganistan yüzünden loser konumum giderek belirginleşiyor, uzun zamandır karizma diye bir şey kalmadı, süslü, zengin mahallesinin muhallebi çocuğu bütün imkanlarına ve korumalarına rağmen kenar mahallelerde rahat hareket edemiyor. dahası ülkeler planında nispeten ayrıştığı görülebilen politikalar, daha gayrıresmi seviyede neredeyse tek renge dönüşmüş durumda; ABD düşmanlığı. Bahsettiğim sessiz kalabalıkların ABD'ye, mallarına, tarzına, yandaşlarına duyulan duygusal tepki değil, daha çok elle tutulan gözle görülen zaman zaman şiddetli eylemlere dönüşen bir tepki. Ve ülkler altı veya üstü olmasa veya herhangibir ülkenin kontrolunde olup olmaması önemli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki başkan'da son zamanlarında Arapları kapsayan bir geziye çıkmış bir sürü sempatiklik yapmıştı, pek etkili olmadı, hemen herkes soğuk davrandı. Şimdi de Obama aynı politikayı güdüyor yalnız burada değişik bir şey var. Erdoğan ve AKP hükümeti demeyeyim ama dış politikayı yönlendiren grup tercihlerini belirlerken baya bir zamandır rol dağıtımında sicil kağıtlarına bakmıyor. Açık yazayım, Türkiye belli grupların başkaları tarafondan (özellikle batı ve İsrail) terörist olarak tanımlanmasını önemsemiyor. Buda biraz yukarıda bahsettiğim tek rebge dönüşmüş olan ABD ve batı karşıtı tepkiyi Türkiyeden uzak tutuyor, bu tepki ile uğraşırken diğerleri Türkiye hem zaman kazanıyor, hemde hamle üstünlüğü elinde tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamda bu ortamda ABD başkanı Türkiyeye geliyor, bence hiç bir şey olmasa bile el sıkışırken çekilen fotolar bile belli çevrelerde belli gruplarda özellikle ortadoğuda bir kişide bile acaba soru içaretini oluştursa bence ABD kar'dır diye bakıyordur. Bence Türkiye'de de fazla bir beklenti yok, hatta bunun nasıl kullanılacağına dair strateji bence geliştirilmiştir. Türkiyenin sergileyeceği tavır, herkesle konuşuruz, herkesi dinler ve sözümüzü dinletiriz. Savaşta başka yollarda var, ayrıca artık arabulucu gibi kıytırık şeyler de beni kesmiyor, hakem olmak istiyorum, gücüm var, tavırları olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde komplocu sayılmam ama caba Obama'nın çantasında gizli amerikancı ergenekon'cular için sağlanabileceği düşünülan kolaylıklar ve iyi haller başlıklı bir dosyada olabilir mi diye de düşünmüyor değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misafir kısmetiyle gelir derken arkasındanda eklerler, umduğunu değil bulduğunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-9192289650110564575?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/9192289650110564575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/9192289650110564575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/03/umdugunu-degil.html' title='umduğunu değil ...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2458330669957024274</id><published>2009-03-30T08:52:00.002+03:00</published><updated>2009-03-30T09:33:28.568+03:00</updated><title type='text'>koyun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img.thesun.co.uk/multimedia/archive/00393/shaun_the_sheep_393759a.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 174px; height: 141px;" src="http://img.thesun.co.uk/multimedia/archive/00393/shaun_the_sheep_393759a.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başbakan özetle dersimizi aldık dedi. Gerisi geldi geçti zaten. Bir seçimi daha geride bırakırken diğer parti liderlerinden ses yok. Zaten seçimin en çok merak edileni AKP'nin % 47'yi koruyup koruyamayacağıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korumayamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu da belliydi, en azından benim için belliydi, zamansızlıktan önceki seçimlerdeki tahminlerimi yazamadım. Ama aşağı yukarı bende böyle bir tablo bekliyordum. Yinede şaşırdığım bir kaç yer oldu. Neyse yazının konusu bu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan dersimizi aldık dedi ya, ben şimdi acaba bu seçimin bütün tarafları derslerini aldılar mı diye merak ediyorum ve burada bahsettiğim sadece 3-5 parti değil. Mesela Doğan grubu izlediği stratejinin sonuçları nasıl gördü. bence bunca çabaya rağmen bir başarı elde edemedi. Bunda toplum nezdinde ne kadar bir geçerlilikleri olduğu açık. Buradan bakınca görünen şey, Doğan grubunun siyasi kanaatleri etkileme gücü artık kalmadı, çünkü hitap ettiği kitle artık yok, bir zamanın beyaz yakalıları, bugün kendilerini çok geniş bir yelpazede tanımlıyorlar. Yani Doğan grubu oturup ciddi ciddi düşünmeli. Bence seçimleri Doğan'a verdiği mesaj "sana güvenmiyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimin bir diğer tarafı etkili yetkililer, seçim hatta seçimler hatta yıllar önce 4-5 sefer ciddi ciddi darbe atlatmışız. Bazı devlet memurları, kurulu düzeni yıkmaya çalışmışlar hala da yıkmak olmazsa zayıflatmak peşindeler, mesela yargıda ama şu ana kadar iddia edilenler bu yönde. Eh bu çevrelerde bence ders almalılar. Yalnız daha önce geçer 3-4 seçimi göz önünde bulundurunca bence bu çok zor. Geçenlerde eskinin etkili yetkililerinden birinin sesi olduğu iddia edilen bir kayıtt bu milletin koyun olduğundan bahsediliyordu. Eh bu varsayımla yola çıkınca ulaşılan yerde kaybedenler ülkesi oluyor demek ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimin diğer bir tarafı Kürtler ve DTP'ydi. Bir kerebu satırların yazarı DTP eşit yaklaşık PKK ancak PKK eşit değildir ve yaklaşık değildir Kürtler noktasında duruyor. Burası çok fazla su götürür ancak net ola bir şey var. Kürt oyları DTP'de toplandı. Bu noktada daha önceki yazılarımdan birinde DTP'nin ilk yerel seçimlerde silineceğini iddia etmiştim buradaki varsayımım PKK'nın silahlarının susmayacağıydı. Silahlar sustu, varsayım yanlış çıktı, bu seçimde beni şaşırtanlardan biri bu oldu, tabi bu noktada silahların susmasının AKP'ye değilde DTP'ye bağlandığı da görüldü. tersten okursak silahların susması DTP'ye oy getirdi, o zaman silahlar kusmaya başlarsa DTP oy kaybeder. Buradaki özne DTP'nin oyu değil silahların susmasıdır. İnşallah hiç konuşmazlar. Bence DTP'nin alması gereken ders budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'ye gelince Sn. Baykal bir iki güne kadar AKP'nin başarısızlığı üzerine oturan bir değerlendirme yapar. Türban ve Kur'an Kursu açılımlarının devam edeceğini sanmıyorum, sonuçta daha bir kaç ay önce Türbanı üniversitelerden çıkaranda kendi başvuruları. Alması gereken ders bana kalırsa memleketi gerecek şeylerden uzak durmaları vs vs vs. Hiç sanmıyorum. Bence seçimden sonra Deniz Baykal'ın ilk işi Kemal Kılıçdaroğlu'nu zayıflatmak olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP bir diğer taraf. İstediğini aldı diyebiliriz. Alacağı bir ders olduğunu düşünmüyorum. Şöyle bakınca herhangibir şey vaadetmiyor. Herhalgibir konuda tavrı belli değil. Mesela Ergenekon, mesela türban, mesela ekonomik kriz, Kuzey Irak vs vs vs. Bunların hepsinde söyledikleri yavan şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SP'ye gelince 2007'de %2 iken bu seçimde %6 aldı. Eh bu oyların kimden geldiğini söylemem gerek yok. Yukarıda aldı derken bence yanlış oldu. Bu 4 puanı bence AKP verdi. 2007'den bu yana bu 4 puanlık kısmı memnun edecek en azından umutlandıracak hiç bir şey yapmadı. Buna rağmen bu 4 puanın dışındaki çokları da adressizlikten bence AKP dedi. Tabiki bu durumu SP'de görüyordur. Yani önünde AKP'nin verme ihtimali olan bence en az bir % 5 daha var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve AKP bence dersini aldı. Başbakan'ın not defterine bence dün akşam yazdığı şeyler kısaca şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tek adam olma&lt;br /&gt;* Adaylara ve etrafındakilere dikkat et&lt;br /&gt;* Ergenekon, Türban, Yolsuzluk konularında geri değil, belirleyici ol&lt;br /&gt;* Senden öncekileri çağrıştıracak şeylerden uzak dur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son taraf millet, millet bu seçimde iktidara ayağını denk al dedi. ve bir şey daha yaptı, oy avcılığı kokan beyaz eşya dağıtımları, erzak vs.'ler gibi şeylere karnımız tok. Eşya vereceğini iş için bir şeyler yap, çünkü şu ana kadar yaptıkların hoşuma gitmiyor, giderek senden öncekilere benziyorsun dedi. Ve bir şeyi daha ekledi, ben koyun değilim, herşeyin farkındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2458330669957024274?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2458330669957024274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2458330669957024274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/03/koyun.html' title='koyun'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-215731866185008163</id><published>2009-03-20T23:32:00.003+02:00</published><updated>2009-03-21T00:40:50.793+02:00</updated><title type='text'>düdük makarnası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_aN6FNVgxuZg/SUbIpfRF6mI/AAAAAAAAC0A/nLzcqpDxd4c/s400/IMG_1609.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 230px; height: 172px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_aN6FNVgxuZg/SUbIpfRF6mI/AAAAAAAAC0A/nLzcqpDxd4c/s400/IMG_1609.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cem Yılmaz bir gösterisinden kendisinden kasıtla hayatın anlamını mı verecek bu düdük makarnası demişti, hemen her esprisinde olduğu gibi bunda da herhalde herkes güldü, bende güldüm ve unuttum. Bir daha ne zaman ve hangi vesileyle hatırladım bilmiyorum ama ne zaman bir yerde Cem Yılmazla karşılaşsam hep bu espri aklıma gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam Galatasary - Hamburg arasında UEFA kupası maçı vardı. Önce Galatasaray 2 gol attı, Hamburg'un kazanma şartı 3 gol atmasıydı, attı ve kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir soruyla devam edeyim, kaybettiğinizi ne zaman anlarsınız? Biraz yardım edeyim, kaybederken bunu fark eder misiniz, yoksa iş işten geçtikten sonra kaybetme sürecini tekrar tekrar yaşayanlardan mısınız? Eğer öyleyse keşkeci misiniz, yoksa kısmetçi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde gerçekten merak ettiğim bir şey var. Ergenekon olayında kaybeden taraftakilere bakınca gerek fikri, gerek akli gerekse konum itibari ile üstün nitelikte kişiler görüyorum. Yani plan, proje, güçlü zayıf yan analizleri, program, disiplin, vb. daha bir çok haslete sahip olmaları gerekir diye düşünüyorum. Önc eki görevlerine ve belli dönem işgal ettikleri devlet kademelerine bakınca yukarıda saydığım niteliklere ve hatta çok daha fazlasına sahip olmaları gereken kişiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şu anda başlarına gelenleri neden tahmin edemediler, neden kendilerince gerekli tedbirleri almadılar, zayıflarını tahlil etmediler? Gerçektende bu durum son derece garip geliyor. Bunları yazarken tek çıkış noktam meseleye stratejik olarak yaklaşmak( zaten bu blogdaki her yazıda orjin hep konuların stratejik tarafları oldu, her neyse).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meselenin hukuki, siyasi yanlarına bir tarafa bırakıp sadece bu yönüne bakınca ben bu grubu yerinde olsaydım, kaybettiğimi Erbakan başbakan olduğunda anlardım. O zaan anlayamasaydım, 28 Şubatta anlardım, o zaman anlayamasaydım, Erdoğan okuduğu şiir yüzünden hapse girdiğinde anlardım, o zamanda olmasaydı ... Bunları uzatmak son derece kolay, belki yüzlerce binlerce şey yazabilirim burada Türkiyedeki müesses nizamın kaybettiğini anlaması gereken işaretler olarak. Bütün bunlar olurken çok şeyi farkettiler ama kaybetmekte oldukları farkedemediler. işte beni asıl meraka düşüren şeyde bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden farketmediler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sun Tzu, Savaş Sanatı kitabında kazanmayı (dolayısıyla kaybetmeyi de) çok basit bir şekilde formülize eder:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilirsen, her savaşta tehlikedesin'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde en temel strateji konularının başında gelen bir şey bu. Bugün ergenekon davasında sanık  sıfatı olanlara bakınca açık bir şekilde görülen şey, ne kendilerini nede düşamn addettiklerini tanımadıkları açık. Bunun dahada kötüsü kaybettiklerini veya kaybetmekte olduklarınında farkında değiller, bunu sürekli patlayan kasetlerden anlayabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deseler ki bana hayatındaki en önemli şeyleri 30 kelime ile say, heralde bu kelimelerin içinde Galatasarayda olurdu. Dün akşam maçı izlerken kaybettiğimizi ben daha durum 2-0 iken anlamıştım. Takım yavşamaya başladığında içimden gölü yersek kaybederiz (ki Hamburg'a bir değil en az üç gol lazımdı) demiştim. Aynende öyle oldu hamburg ilk golü attıktan sonra diğer 2 golü, yürüyerek !!! attı, sonuçta 3 gol yedik ve herşey bitti. Buradan vardığım sonuç, Galatasaraydan sorumlu olanlar halihazırda Galatasaray'ı (en azından dün akşam) benim kadar iyi bilmiyorlardı, bunun yanında Hamburg'uda benim kadar iyi bilmiyorlardı. Sun Tzu formülasyonu işledi, ne kendimizi ne düşmanımızı tanımıyorduk, tehlikedeydik, kaybettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleyim Cem Yılmaz en azından 10-12 yıldır hayatımızda, bu süre içerisinde hatırı sayılır bir servet yaptı kendine, bu 10 yıl içinde birbirinden farklı gösteri sayısı takip edebildiğim kadarıyla galiba 5. Yani bir gösteri hazırlıyor sonra aynı gösteriyi atıyorum 2 yıl boyunca değişik şehirlerde veya aynı şehirde farklı kişilere, yada artık na kadar çeşitlendirebilirse satıyor. 10 yıl desek 2 yılda bir yeni bir gösteri üretiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cem Yılmaz stand-up'a başladığı zamanlarda teknoloji bugünkü kadar gelişmiş değildi, hala kasetler vardı, vcd yoktu veya çok nadirdi, doğal olarak bir korsan cd-vcd vb. pazarıda yoktu. Oysa bugün tam tersi buna bir günde gelmedik belli bir süre geçti. Bu süre zarfında Cem Yılmaz'da süreci ve kaybetme işaretlerini doğru okudu. Ve giderek stand up'çı kimliğinden sıyrıldı ve sinemacı kimliğine büründü. Bugün artık normal insanlar onu stand upları ile değil, filmlerindeki karakterleri ile anımsıyor. (Eh bazılarının aklına düdük makarnasıda gelmiyor değil ama onlar bu yazının konusu değil, yani boş verin)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan geçen zamanda şimdi araştırdım, 5 film yapmış ve 5 reklam dizisinde oynamış. Benim yorumum kaybetme işaretlerini erken görmüş ve ona göre stratejisini belirlemiş. Kendisini iyi tanımış, düşman demek doğrumu bilemiyorum ama amacını iyi tanımış ve tehlikeye düşmemiş, yani bence kazanmış. Düşünüyorumda hiç sinema işlerine girmseydi, yeni bir stand up gösteri yapsaydı İstanbulda ve bu gösteri ertesi gün mesela sivasta bir korsan filmcinin tezgahında olsaydı acaba ne düşünürdü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün sonunda kazanan düdük makarnası,&lt;br /&gt;kaybeden Ergenekon ve Galatasaray. Kadıköyde kupa finali hayali bitti, yazarken bile içim burkuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmet demek bile acıtıcı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-215731866185008163?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/215731866185008163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/215731866185008163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/03/duduk-makarnas.html' title='düdük makarnası'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_aN6FNVgxuZg/SUbIpfRF6mI/AAAAAAAAC0A/nLzcqpDxd4c/s72-c/IMG_1609.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7195456670576409530</id><published>2009-03-12T20:41:00.003+02:00</published><updated>2009-03-12T21:11:31.245+02:00</updated><title type='text'>hak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.zresim.com/albums/video/komik/thumb_132_cmylmz_alirim_anahtarini.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 235px; height: 193px;" src="http://www.zresim.com/albums/video/komik/thumb_132_cmylmz_alirim_anahtarini.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu yazının konusu biraz daha farklı olacaktı. Nokta dergisinin kapanmasını sağlayan darbe günlüklerinden bahsediyorum. Kısaca özetleyeyim. Nisan 2007 de Nokta dergisi darbe günlükleri diye bir kapakla çıktı, buna gmre emekli deniz kuvvetleri komutanı görevde olduğu dönemde bazı günlükler tutmuştu ve bu günlüklere göre Türkiye AKP iktidarı esnasında 3 darbe atlatmıştı. Bu haber sonrasında Nokta polis tarafından basıldı, baskından galiba 1 hafta sonrası Nokta kapandı,olay mahkemeye konu oldu, sonuçta aslında pekte uzun sürmeyen bir zaman sonra hem nokta dergisi ve günlükler haberini yapan ekip aklandı. Mahkeme günlüklerin gerçek olduğuna karar verdi vs vs vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bloğun kurulma amacıda Noktaya yapılanlara kendi çapında bir tepkiydi o zamanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme sonuçlandıktan sonra burayı kapatmam gerekip gerekmediğini düşündüm. Sonunda da kapatmama karar verdim taki hak yerini bulana kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon'da ikinci iddianame'de mahkemeye sunuldu. Şu ana kadar yansıyanlardan ikisi oldukça önemli, biri sağlık sorunları gerekçe gösterilerek tahliye edilen ancak sanık sıfatları devam eden iki emekli orgeneral hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor, ikincisi ise darbe günlükleri artık iddianamede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geride kalan 2 yıla bakıyorum da, herhalde o nisan ayında Noktayı susturmak isteyenler bugünlerde ziyadesiyle pişmanlardır. haftada bir çıkan nokta bugün artık Taraf adıyla günlük çıkmaya başladı. O günlerde belki Türkiyenin çoğunluğu için dokonulmaz addedilen kişiler için bugün müebbet isteniyor, herşeye rağmen komutan olarak saygı gören insanlar bugün artık toplumun ciddi bir kesimi tarafından hapisten kaçmak için kırk takla atankişiler olarak görülüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK neredeyse bitme noktasına geliyor, hergün heryerden silahlar fışkırıyor ve birde insan kemikleri. İsraili ilk tanıyan müslüman devlet olan Türkiye II. Abdülhamid Han'dan beri belki ilk defa Yahudilere dikleniyor. galişmiş ülkeler yüzyılın krizi ile boğuşurken, batmakta olan şirketler Türk mali sistemine entegre ortaklarından yardım istiyor.  Türkiye Kuzey Irakta konferanslar düzenliyor, kendi tezlerine taraftar topluyor, kabul ettiriyor, hepsinden önemlisi plan kuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı büyük Türk Büyüğü Peluş'un dediği gibi hakkını ver hakkını...!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin hakkını verince oluyor demek ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7195456670576409530?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7195456670576409530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7195456670576409530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/03/hak.html' title='hak'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1623216101211922530</id><published>2009-02-10T13:22:00.004+02:00</published><updated>2009-02-10T13:43:34.451+02:00</updated><title type='text'>Kapanma</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.planestupid.com/files/images/closed.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 226px; height: 184px;" src="http://www.planestupid.com/files/images/closed.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim.&lt;br /&gt;Kapatılmayacak.&lt;br /&gt;Ergenekon'dan bahsediyorum. Malum geçenlerde yakın zamanın Orgenerallerinden H.Tolon ekseriyatın görüşü üzere hastane ve adliye numaraları ile tahliye edildi. Yol bir kere açıldı geri kalanlarında aslında hukuki yorum olarak dışarı çıkma ihtimalleri belirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi burada malum hukuk yapımızın acayiplikleri yine başrolde. Bir mahkemenin baktığı davada bir başka mahkeme tahliye gibi esaslı bir karar verebiliyor. Her neyse kuralı böyleymiş. kanun var nizam var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Var ama bunların dışında da şeyler var. İspat isteyen, ergenekon soruşturmasının başlaması, iddianame, gözaltılar vb. süreç içerisinde olanlara bir baksın. 1 yıl öncesinde bu memlekette orgeneraller tutuklanacak, geceyrıları evlerinden alınacaklar, saygın !!! addedilen kişilerin okey masası muhabbetleri ortaya dökülecek falan bunları söyleyenlere rahatşlıkla deli raporu verilirdi. Peki ya şimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce ergenekon'u başlatanlar bugünleri tahmin etmemiş olabilirler mi, yada bu tür durumlara karşı hareket planları olmayabilir mi? Bence bu son derece akıldan uzak bir ihtimal. Tabiki de bunların hepsi düşünülmüş ve B planları hazırlanmıştır. Zaten bunun yapıldığının bugün ilk emareleri de geldi. Haber &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=109242"&gt;burada &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere kapatılıp kapatılmayacağı konusunda görüşümü yukarıda yazdım. Bence asıl önemli nokta hükümet daha doğrusu başbakan ne yapacak? Son Davos postasından sonra artık yakın vadede değil Ak Parti içinde, Türk siyasi hayatında Başbakanın dışındaki tüm figürlerin gücünü toplasanız bile başbakan'ın gücüne yaklaşamaz. Hatta buna askerleri ve medyayıda ekleseniz yinede yaklaşamaz. Bu durumda siyasi hayatının en güçlü dönemini yaşayan bir Erdoğan sizce Erbakan'ı bitiren Sususrluk benzeri bir yapının sonlandırılması için gerekli tavırları alır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre Davoz öncesinde ergenekon ile fazla ilgili görünmek istemeyen Erdoğan, Davos sonrasında konumunu gözden geçirecektir. Çünkü ergenekon'un neleri, kime ve kimlere karşı  yapmak istediği ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1623216101211922530?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1623216101211922530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1623216101211922530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/02/kapanma.html' title='Kapanma'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4110186991696242261</id><published>2009-01-15T16:58:00.002+02:00</published><updated>2009-01-15T17:39:53.605+02:00</updated><title type='text'>zula - son</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://alexanderartworks.net/Birds%20in%20Tree%2048%20x%2036%20.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 264px; height: 258px;" src="http://alexanderartworks.net/Birds%20in%20Tree%2048%20x%2036%20.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gerekçe saymaya devam edeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu gerekçeler sizede ağaca konmuş kuşlar gibi görünmüyor mu? Bana fena halde öyle görünüyor çünkü. Kuş vuracaksınız, karşınızdaki agaca konmuş bir sürü kuş var. Taşı attığınızda taşın bir veya daha fazla kuşa çarpma ihtimali oldukça yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru basit o kadar kuşun içinde belli birine mi nişanlarsınız yoksa kalabalık bir bölgeye mi nişanlarsınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için cevabı yazının sonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönelim krize ve zula'ya. Eh artık anladığınız gibi bence krizin temel çıkış sebebi ABD'nin artık eskisi kadar güçlü olmadığı olgusunun (doğrudur yanlıştır ama böyle bir bakış açısı var) eskiye oranla bayağı yayılmış olması. ABD = son 40-50 yıldır yürürlükte olan periyodik olarak 5 yılda bir sallanan, 10 yılda bir krize giren ekonomik sistem = küreselleşme ve beraberinde getirdiği serbestlik = açık toplum vs gibi fikirler = zayıfladığı düşünülen ahlaki sınırlar = artan şiddet ve terör vs vs vs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsinin birbiriyle ilişkisi var ama hepsinin birbiri ile ilişkisinden çok çok daha fazla bir şekilde ABD ile ilişkisi var. Bu yıllardır söyleniyordu da son zamanlarda bunu söyleyenlere daha fazla kulak verilir oldu, sonuç, kriz. Hemen her platformda, her seviyede (özelliklede devletler seviyesinde) kriz ve işin pis tarafı giderek bu krizin ekonomik tarafı önemini yitiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir soru daha sorayım. En çok canınızı ne sıkar, yani bir şeye gıcık olmak gibi değil yada sinirlenmek gibi değil, tamam bunlarda can sıkarda benim demek istediğim daha derinlerde bir şey. Şimdi kendinizi herhangibir devlet yerine koyun en çok canınızı ne sıkardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim buna cevabım istikrar olur. Hem olumlu hemde olumsuz anlamda istikrar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir düşünelim. Alıştığınız bir durum var. Hoşuna gitsin yada gitmesin. Buna karşıda belli bir planınız programınız, davranış tarzınız var. Ve bu durum hızlı yada yavaş bir şekilde değişiyor, yeni durumu algılamak bir dert, plan yada davranış şekli belirlemek başka dert, zamanlama başka dert, hepsinden sonra bu yeni duruma uyum sağlamak için yaptıklarınız hepsinin yada bir bölümünün yanlış olması başlı başına bir dert, dahası bütün bunları yaparken yaşadığınız streste cabası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşunuza gider mi? Emin olun bu durum kimsenin hoşuna gitmiyor? Başta ABD'nin, Fransanın, İngilterenin, Bölge ülkelerinin, Tüccarların, TÜSİAD'ın, başka para sahiplerinin vs vs vs. Ve tabiki de bu rahatsızlıklarını her şekilde belli ediyorlar. Bir tarafta alışılan mutad, diğer tarafta ise bambaşka bir durum. Ve sonucunda savunmacı politikalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan boşuna demiyor zulalarında en az 2 yıl yetecek paraları var diye. Bilin bakalım yukarıda bahsettiğim istikrarsızlığım kaynağı yada şöyle diyeyim, baştaki soruya dönersek agaçta çok kuş var, mesela birinin adı AKP, bir başkasının adı yeni derin devlet, başka dallardan birinin adı, kuzey ırak, başkasının adı İsrail, başkasının adı hamas vb. uzatmak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşı nasıl atasınız? Ben özellikle birine nişanlardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşı atanla kuşları da kısmetse başka bir yazıda tanıtayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4110186991696242261?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4110186991696242261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4110186991696242261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/01/zula-son.html' title='zula - son'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-6879567077960062422</id><published>2009-01-04T00:12:00.003+02:00</published><updated>2009-01-05T04:06:14.507+02:00</updated><title type='text'>zula - 3</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://beyondtheonewayweb.files.wordpress.com/2008/04/rating.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 209px; height: 197px;" src="http://beyondtheonewayweb.files.wordpress.com/2008/04/rating.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kaldığımız yerden devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca özetleyeyim, bir gün bir telefon aldık, bize tamda istediğimiz şeyleri vaadediyor ve karşılığında da bizden 100 YTL istiyordu. Bizde ödemeye başladık, ama zamanla ödememiz istenen miktar dahada yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bunu Biraz somutlaştıralım. Mesela telefondaki sesin yerine batı medeniyetini koyalım. Ödediğim paranın yerine ise stratejik ortaklık, müttefiklik, batının belirlediği politikalara uyma, ticaret anlaşmaları, kültürel etkiler vb. daha ne varsa bunları koyalım. Bedeldeki yükselmelere ise bu biraz önce saydıklarımın nitelik ve nicelik olarak artması diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba oldu, demek ki açık konuşmanın vakti geldi. Zula yazıların ilki şöyle bitiyordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ABD için neresinden bakarsanız bakın gıcık bir durum. Neredeyse hemen hergün karizmanın çizilmesi hoş değil. hemde kombo planlarken sürekli kombolar yemek bayağı sersemletici oluyordur. Bu kombo yeme konusunda bayağı tecrübeliyiz ya o yüzden bu kadar net konuşuyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve diğerinin bitiş kısmı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Düşünmezmisiniz neler oluyor diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben düşünürdüm. Tabiki bunu Çin, Türkiye, İran, Pakistan bunlarıda geçtim, Almanya, İngiltere, Fransa ve diğerleri de düşündü."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortadaki durum gayet net, adının ekonomik kriz olarak konulduğu bir durum yaşanıyor dünyada, kendisini sistemin merkezine koyan batı medeniyeti, yüzyıllar boyunca ortaya attığı hemen hemen bütün global kavramların bir süre sonra kontrolünden çıkarak kendisini vurması durumunu yeniden yaşıyor. Hangileriymiş derseniz şu kelimeler üzerinde biraz durun: demokrasi, rönesans, ırkçılık, globalizm, kapitalizm, komünizm uzatmak çok kolay. Bugün adına ekonomik kriz denilen durum bana kalırsa suya düşen taşın oluşturduğu dalgalardan sadece biriydi. hangisi olduğu önemli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun batı medeniyetinin sorunu ancak dünyanın her kıyısını etkileyecek, kimini fazla kimini az. Bunu belirleyecek olan ise batı ile entegrasyonun derecesi, kendi politikalarını oluşturabilenler daha az etkilenirken bunu yapamayanalar zarar görecekler. Hemen her devlet, millet, şirket ve birey için bu böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten bunun işaretleri uzun zamandır görülüyordu. hatta belki absürd bir tahmin olabilir olabilir ama bana kalırsa ABD'nin petrolün peşinde olmasının, Rusyanın ABD'yi hemen her tarafta sıkıştırmaya çalışmasının, Çin'in herşeye rağmen sosyalist politikalara sıkı sıkıya bağlı kalmasının, AB ülkelerinin karşılarına çıkan her fırsatı bütünleşme yolunda kullanmaya çalışmalarının, ayrılıkçı kalmak isteyenlere karşı yaptırım noktasına varan uygulamalar yapmalarının, latin amerika ülkelerinin hemen her fırsatta ABD'yi dirseklemelerinin felsefik altyapısında bence yukarıda bahsettiğim işaretlerin görülmesi bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlamda Türkiyede son 5 yılda artık iyice belirginleşen 150 yıllık iktidarın değişiyor olması en azından bir nebze hazırlı olmamazı sağladı. Gerek bölgemizde gerekse global anlamda bir çok sıkıntımız olmasına karşın artık bunların bir çoğu hayati kategorisinde değerlendirilmiyor. Giderek dünyanın en sıcak bölgesinde etkinliğimiz artıyor bu da yukarıda bahsettiğim sıkıntıları çok derinden yaşayan batı medeniyetinin pkete hoşuna gitmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu medeniyetin çatısı altında bulunan bazı devletler, Türkiyenin politikalarına yaklaşmayı ilerisi için avantaj olarak görürken (Fransa, Hollanda, Belçika vb.) bazıları konumlarını güçlendirmenin peşindeler (Almanya, İngiltere, ABD, Rusya).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sınıflandaırma aslında bir ok açıdan saçma gibi dursada, Türkiye ye yakın durma anlamında oldukça manalı. Çünkü Türkiye dışında bir çok başka konuyu gündeme getirdiğinizde bu ülkelr aslında ciddi biçimde ayrışıyorlar. Ancak konu Türkiye olunca ayrışma yukarıda saydığım şekilde oluyor. Türkiyede bunu farketmiş durumda, bölgemizdeki hemen her konuya el atıyor ve kendisini merkeze yakın tutmaya çalışıyor, böylelikle kendi oyunu kuruyor. Yine aynı noktaya gelirsek Türkiyenin oyun kurması çoklarının işine gelmiyor. Yani bayağı bir rahatsızlık unsuruyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuda uzaklaşmış olsakta aslında uzaklaştığımız şey sadece yüzey, artık daha derindeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edelim. Bir şeyi fark ettiniz mi, ABD menşeili kredi derecelendirme kuruluşlarıbugünlerde neredeyse gün aşırı ülkelerin kredi notlarını düşürmekle meşguller. tam bir kriz bulaştırma çabası. Bunun nedeninş anlamak gayet kolay, batarsak beraber batalım psikolojisinden tutunda, bize bağlı kalmaya devam etsinler noktasına kadar, oradan alın ortalık toz durman olsuna kadar, belki 50 tane gerekçe sıralayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-6879567077960062422?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/6879567077960062422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/6879567077960062422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2009/01/zula-3.html' title='zula - 3'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-5077537721321923439</id><published>2008-12-28T23:07:00.003+02:00</published><updated>2008-12-28T23:39:29.100+02:00</updated><title type='text'>zula - 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.iandrinstitute.org/Fist%20of%20Money.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 206px; height: 178px;" src="http://www.iandrinstitute.org/Fist%20of%20Money.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Önceki yazıdan devam edelim. Konumuz malum kriz. Aadan geçen süre içerisinde rakamlarda pek bir değişiklik olmadı. Tabiki global manada konuşuyorum. Yani hala krizdeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir soru sorayım. Paranın değeri nedir? Diyelim ki ekmek 1 ytl. Sabah kalktığınızda ekmeği 1 ytl'ye alabileceğinizin garantisini size kim veriyor? Varsaymaya devam edelim, köşedeki bakkalın sabah ekmeğe % 50 zamn yapmayacağını nereden biliyosunuz, biraz daha genişletelim mi? Sabah kalktınız ve cebinizdeki paranın alım gücünün bir anda yarısının kaybolmasının önünde ne gibi bir engel yada engeller var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakın yeni iktisat öğrencileri gibi piyasa mekanizması, arz talep dengesi, vb. saçmalıkları sıralamayın. Soru basit paranın üzerinde taşıdığı değeri garanti eden kim? Cevapta basit o kağıdı kim bastıysa o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh günümüz dünyasında para basan kurumlar devlet olduklarına göre o zaman hangi devletin parasını taşıyorsak demek ki o parayı basana güveniyoruz demektir. Aslında çok basit bir şeye biraz dolambaçlı bir yoldan ulaştık. Olsun ben gidiş yolunada puan verenlerdenim, zararı yok faydası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha somutlaştırarak devam edelim. Cebimizde ABD doları taşıyorsak demek ki ABD'ye güveniyoruz, euro taşıyorsakta AB'ye. Yani paranın karşılığı basit olarak güven olgusu. Azıcık ajite edeyim mi? Diyelim ki otururken birden bir telefon çaldı bizde açtık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Selam&lt;br /&gt;-Selam&lt;br /&gt;-Ben İstanbuldan arıyorum, çok zengin ve güçlü biriyim size bir teklifte bulunmak istiyorum.&lt;br /&gt;-Buyrun&lt;br /&gt;-Size bir kagıt yollacağım, bu kağıt ile gittiğiniz her yerde hürmet göreceksiniz, alış verişlerinizde indirimler olacak, bununla paralel olarak itibarınız artacak, daha sağlıklı olacaksınız, geleceğe güvenle bakacaksınız&lt;br /&gt;- çok güzel peki benim ne yapmam lazım&lt;br /&gt;- bu kağıt için bana 100 YTL ödemelisiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki gibi bir konuşma karşılığınızda acaba bu kişiye 100 YTL gönderirmiydiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen cevap vermeyin iyice düşünün. Çünkü ben iyice düşünürdüm, tıpkı dünya üzerindeki hemen hemen tüm devletlerin ilgili kurumlarının belkide hergün düşündükleri gibi (ve buna bankalardan tutunda biraz parası olan ve parasını en iyi ne şekilde değerlendirmesi gerektiğini düşüne herkes gibi) Aslında çok basit olan bir sonuca yine uzun bir yoldan ulaştık. Telefonun ucundakinin yerine istediğiiz devleti oturtabilirsiniz. Malum bir kriz var ben ABD ve geri kalan batılı devletleri oturtayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;galiba bir ışık yandı. Biraz daha yaklaşalım. Diyelim ki bu teklifi kabul ettik. Bir süre hayat tam beklentilerimize göre gitti, güvenli, sağlıklı, itibarda görüyoruz ama bir süre sonra işler bozulmaa başladı. Ve Bir telefon daha aldık. Karşıdaki ses aynı standardı devam ettirebilmeniz için 120 ytl yollamalısınız dedi. Bu sefer ne olacak. Hadi tamam dedik, bir süre sonra 150 YTL istedi, sonrasında 170, 200.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünmezmisiniz neler oluyor diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben düşünürdüm. Tabiki bunu Çin, Türkiye, İran, Pakistan bunlarıda geçtim, Almanya, İngiltere, Fransa ve diğerleri de düşündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-5077537721321923439?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5077537721321923439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5077537721321923439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/12/zula-2.html' title='zula - 2'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1536625814219470470</id><published>2008-12-22T09:09:00.004+02:00</published><updated>2008-12-22T10:21:54.272+02:00</updated><title type='text'>hücum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://astro.temple.edu/%7Egurwin/Attack_%20Buy_War_Bonds.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 216px; height: 218px;" src="http://astro.temple.edu/%7Egurwin/Attack_%20Buy_War_Bonds.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Baştan yazayım ben algıya bakarım, her zaman değil ama genellikle algı bende önceliklidir. Yazı ve tura gibi algı ile gerçek bende herhangibir olgunun değişik açılardan görünmesi gibi bir etkiye yol açar. hemen herşeyde bu böyle artık yapımdan mı yada herkeste mi öyle bilemiyorum. Net olduğum bir şey var kesinlikle yalnız değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu nereden mi anladım. Şöyle geriye doğru bakınca son 10 yılda (iletişim imkanlarının ışık hızıyla arttığı bir dönemde yani) neredeyse bilgiye ulaşma kaynaklarımızın tamamı gerçeklerden daha çok algılarımıza yönelmiş. Belkide hep böyleydi de ben yeni fark ettim. Galiba bu daha mantığa uygun geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela meseleyi soğuk savaş yıllarından itibaren alsak, Batı blokuda doğu blokuda karşı tarafın şeytanlardan oluştuğunu düşünüyordu. Bu durumun bir yansımasıyla karşı karşıya kaldığım anı herhalde hiç unutmayacağım. Uzun zaman önce aslında rus olmayaan ama kendisini rus olarak hisseden biriyle geyik muhabbetlerinden birinde konu Rocky 4 filmine gelince ( filmde rock - ABD yi emsilen Rusyaya gider, Rus ağır sıklet şampiyonu ile dövüşecektir, film her anında rus sistemine saldırmaktadır, son sahnelerde dövüş esnasında Rocky esaslı bir dayak yer Rustan tabi, amerikan filmi olunca sonunda Rocky Rusu döver, bütün Ruslar bi anda Rocky hayranı olur falan filan) ortalık buz kesmişti sonraki 10 dk'da olay bambaşka boyuta büründü neredeyse 3. dünya savaşı çıkacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde algılarımıza olan saldırı had safhada hatta o dereceye geldi ki artık neyin algıya saldırı neyin gerçek olduğunu anlamak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun en bariz örneği son zamanlarda askeriye hakkında çıkan haberler, neredeyse tamamı skandal boyutunda, neredeyse tamamını askeriye yalanlamakta zorlanıyor işin hedefi vurduğu tarafı ise askeriye hakkındaki genel algı hızla değişiyor. 5 yıl önce "vatan sağolsun" tepkileri giderek "hesap ver"e dönüşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki atış serbest denmiş, herkes askeriyeye saldırıyor. Savunmacılar olarak adlandırabileceğimiz gruplardan ise ses yok, manşetlere gündemle uzaktan yakından alakası olmayan saçmalıkları çekiyorlar. Buda algıya saldıranların, sükut ikrardan gelir mantığıyla ekmeğine yağ sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son saldırı konusu, üç bin kusur PKK'lının teslim olması ama bunun askerler tarafından kabul edilmemesi, yıl 1992 yada 93 her neyse. Haber ciddi ama 15 yıl öncesinden.  Peki neden şimdi?&lt;br /&gt;Tamda yerel seçimler öncesi. Tamda ergenekon davası giderek heyecanlanırken, tamda ortadoğuda BOP'un çöktüğü artık planlaycıları tarafından bile yarım ağız kabul edilirken, tamda ekonomik kriz doğal kaynaklarına güvenen (başta Rusya olmak üzere Araplar üzerinde ciddi güç erezyonlarına sebep olurken), tamda ABD artık Irak ile ilişkilerini soğuturken, tamda İsrail'in ve İran'ın sesi alçalırken, tamda Avrupadaki eskilerin, kendi bağımsız politikalarını raflardan indirdikleri sırada. Listeyi dahada uazatmak mümkün hemen akla gelenleri yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsanız bu listedeki her bir kaleme benzer şeyler için askerler geçmişte görüş açıklamışlardı ve genel itibari görüşlerini kabul ettirmişlerdi. Uzun zamandır askerlerden benzer konularla ilgili yüksek perdeden bir görüş açıklamasını duydunuz mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar açıklamaları daha çok kendi haklarında çıkan haberlere yalanlama veya yalanlamama üzerine oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bariz bir şekilde algılarımıza hücum ediliyor. İyi mi kötü mü bunu zaman gösterecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1536625814219470470?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1536625814219470470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1536625814219470470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/12/hcum.html' title='hücum'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-3670771682671575497</id><published>2008-12-03T09:11:00.000+02:00</published><updated>2008-12-03T09:39:12.975+02:00</updated><title type='text'>zula</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.virginmedia.com/microsites/games/slideshow/bestgamesever/img_46.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 278px; height: 222px;" src="http://www.virginmedia.com/microsites/games/slideshow/bestgamesever/img_46.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Teker teker açıklıyorlar. Biri; "Türkiyenin acil 90 Milyar dolara ihtiyacı var." diyor öbürü ertesi gün komboya kalkıyor, 90 değil 120 lazım!!!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkça yazayım, bencede olsa iyi olur, hatta 2 katı 4 katı ve daha fazlası olsa iyi olur ama cebimizde ve faizsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük kavga koptu. Global anlamda herkes krizi fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Çünkü bu 10 yı önceki asya krizine pek benzemiyor. O krizde terbiye edilen kaplanlar bugün belli sektörlere sıkışıp kaldı ve asya kaplanlarılafı uzun zamandır kimse tarafından kullanılmıyor. Evet o dönemde de batıda çok ciddi değişiklikler oldu ve finans sistemi bayağı kan ve güven kaybetti (LTCM'nin batışı vs) ama batı o krizi fırsata çevirerek kaplanları terbiye etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi aynı davranış biçimi tekrarlanmaya kalkışılıyor ama bu sefer terbiye edilmeye çalışılan Türkiye, Rusya, Pakistan. Listeyi biraz daha uzatabiliriz. Ama öncelik bunlarda. Özelliklede Türkiyede. Sürekli kredi değerlendirme kuruluşları namlı şirketler sürekli kredi notlarını kırıyorlar, galiba Rusyada kırılacak not kalmadı Türkiyeye biraz daha insaflı davranıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde haberlerde yine bir tanesi Türkiye hakkında bi rapor açıklamış, babamın konuyla ilgili orumu olayı özetliyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Madem o kadar biliyodunuz niye Amerikayı batırdınız?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu konu tahmin ediyorum, konuyla ilgili hemener her seviyede (sokaktaki adamdan, misal babam, devlet başkanlarına kadar) soruluyor. Malum 1 ay kadar önce ABD öncülüğünde G-7 toplandı (artık 8 mi oldu bilmiyom) sonra G-20 toplandı, her ikisinde de ABD'ye uygun bir şekilde bu soru soruldu: madem o kadar biliyordunuz neden krize grdiniz, tedbirleriniz sizi koruyamadı, şimdi önerdiğiniz reçetelerinizin bizi koruyacağına nasıl inanalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD için neresinden bakarsanız bakın gıcık bir durum. Neredeyse hemen hergün karizmanın çizilmesi hoş değil. hemde kombo planlarken sürekli kombolar yemek bayağı sersemletici oluyordur. Bu kombo yeme konusunda bayağı tecrübeliyiz ya o yüzden bu kadar net konuşuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-3670771682671575497?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/3670771682671575497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/3670771682671575497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/12/zula.html' title='zula'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4051936089904730174</id><published>2008-12-01T16:21:00.000+02:00</published><updated>2008-12-01T16:36:04.271+02:00</updated><title type='text'>Vezire saldır !!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img84.imageshack.us/img84/9360/ahnfedaederekrakibinimatedemezsinrt4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 199px; height: 199px;" src="http://img84.imageshack.us/img84/9360/ahnfedaederekrakibinimatedemezsinrt4.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Satranç sever misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben nefret ederim. Uzun zaman önce gayet kısa olan satranç merakım esnasında da bir türkiye üçüncüsüne kök söktürmem dışında pek kayda değer bir şeyim yok. Ama bu kısa merakım sırasında bence çok önemli bazı dersler çıkardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela satrançtaki en kanlı oyunlar hedef tahtasına rakibin vezirini oturttuğunuzda oluyor. Ve sonucu kestirmekte o oranda zorlaşıyor. En iyi ikinci taktikte diyebiliriz bir anlamda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu biraz açayım. En iyi taktik nedir sorusunun cevabı çok basit, tabiki kazandırma ihtimali en yüksek olan taktik en iyi taktiktir. İşin teorisi bu bkadar basitama pratikte en iyi taktiğin hangisi olduğunu belirlemek bayağı zor, bu durumda en iyi ikinci taktik nedir sorusu gündeme geliyor. Tabiki bunu belirlemekte en az birincisi kadar zor. En iyi üçüncü taktik dediğinizde de durum çok farklı değil. Kısaca en iyi taktik bilinmezi rahatlıkla sonsuza gidebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani çok değişkenli bir durumda bize bir sabit lazım. Ortadaki belirli kurallara göre oynanan bir oyun olduğu içinde kurallar yardımı ile bize bir sabit lazım. Satranç oyununda ise bir sürü sabitimiz var. Geriye doğru denklemi kurmak kalıyor. Basit işlemler bütünü diyebiliriz. (Buradaki basit'in anlamı çözülebilir!dir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda da yazdım benim satranç geçmişim bayağı kısa ama bu kısa zamanda benim en iyi ikinci taktiğim kazanmak muhakkak değilse vezire saldır, taktiği. Bayağı işe yarıyor, taktik basit şahını vezirini koru, geri kalan herşeyi değiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün siyaset dünyasıda, ekonomi dünyasıda, strateji dünyasıda daha başka ne derseniz deyin, bence bu taktik üzerine kurgulanmış, kuralların giderek flulaştığı bir dünyada yaşıyoruz, 20 yıl önce daha belirğin kurallar ve taraflar varken bugün herşey çok kısa sürede değişebiliyor. Bu yüzden de mutlak galibiyet vaad eden en iyi taktikler neredeyse bir ütopya seviyesinde kabul görüyor. Herkes en iyi ikincinin peşinde ve tüm hamleler vezirlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4051936089904730174?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4051936089904730174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4051936089904730174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/12/vezire-saldr.html' title='Vezire saldır !!!'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4646998930410849945</id><published>2008-11-27T16:30:00.001+02:00</published><updated>2008-11-28T09:19:58.631+02:00</updated><title type='text'>destek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://firstfriday.files.wordpress.com/2007/07/1bag_of_money.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 165px; height: 191px;" src="http://firstfriday.files.wordpress.com/2007/07/1bag_of_money.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Okul biteli uzun zaman oldu. Aynı, bugünkü krizin üzerinden  çok zaman geçmiş olması gibi.  Hemen her gün belli bazı grupların tv kanallarında, gazetelerinde vs daha başka ne varsa bir ekonomik kriz muhabbetidir gidiyor. Adının önünde bolca title olan tiplemeler her tarafta 3 vakte kadar çökeceğiz demeçleri veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam kriz-toto durumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazılarına göre ise çoktan krize girdik, ama haberimiz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl konuya geleyim, söylentiye göre bugün kriz tellallığı yapanlar kriz öncesi paralarını, hedge fonlarında, mortgage kredilerinde vb. kullanıyorlardı, riskli ancak yüksek kaançlı global araçlarda yani. Tabi burada riskli taraf sadece teorideydi, yani düşünebiliyormusunuz. ABD'nin kendi kurduğu global ekonomik sistem içierisinde kendi piyasa araçlarıyla nasıl bir krize girebilirdi ki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi teoride olan risk, söz konusu piyasa ABD olunca sadece teoride kalıyor, patiğe asla dönmeyeceği düşünülüyordu. Eh öyle olmadığı gayet net görüldü ve insanlar (bayağı zenginlerden bahsediyorum) para kaybettiler (bayağı zenginler bayağı paralar kaybettiler), tabi bunların içinde Türkiyedende para kaybedenlerin olduğu söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte söylenti bu noktada vuruyor. Kaybettikleri paraları Türkieyeden istiyorlar. İşin absürd tarafı kriz durumunda öyle detaylşı bir planları falanda yok. Sanıyorlar ki eski kriz dönemlerinde yaptıkları gibi faizlere abanmak yeterli olacak. O da olmazsa ABD'de filan olduğu gibi devlet açıktan cebimize para koysun. O da olmazsa...? Cevap yok. Yani bunlardan birinden biri yada benzeri olur diye bakıyorlar. Aynı biraz yukarıda Amerikada kriz çıkmaz bakışı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son söylentilere göre hükümet zor durumdaki işletmelere istihdam katkısı yapacakmış, işçi maaşlarının bir kısmını ödenmesi gibi seçeneklerde masada. Tüketici kredilerininde belli bir dönem devlet tarafından ödenmeside düşünülüyormuş. Yani kamudan işletmelerin cebine kaynak aktarımı durumu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neresinden bakarsanız bakın buram buram popülizm kokan uygulamalar. Benim kıt ekonomi bilğim ile (ki buarada bayağı bi alçakgönüllülük yapıyorum) gelmesinden korkulan krize karşı sağlam bir kalkan istiyorsanız birilerinin cebine doğrudan para koymak yerine vergileri, faizleri düşürürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem bu işlerden hafifen anlayan (ki bunların sayısı çok şükür artık milyonlarla ifade ediliyor) vatandaş sormaz mı "kardeşim madem paranız var, niye elektirğe gaza vs zam yapıyorsunuz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların cevabı basit seçimler yaklaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4646998930410849945?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4646998930410849945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4646998930410849945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/11/okul-biteli-uzun-zaman-oldu.html' title='destek'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8802669377004240667</id><published>2008-11-19T09:57:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T12:00:05.500+02:00</updated><title type='text'>fırsat</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.forearthonline.com/intrepidtraveler/images/opportunity_image1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 243px; height: 196px;" src="http://www.forearthonline.com/intrepidtraveler/images/opportunity_image1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bazen öyle durumlar olur ki, elinizden kaçırdığınızda, yeniden benzer fırsatla karşılaşmanız oldukça uzun zaman alır ve hatta bu arada geçen zaman içinde ciddi zarar görürsünüz, belkide o fırsat elinize hiç geçmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yakın siyasi tarihimize geçmeyecek olan bir apartman görüşmesinden behsediyorum. Karikatürist Salih memecan ve eşinin evinde verdiği Başbakan'ında katıldığı bir akşam yemeği ve yemekte olanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hemen dikkat kesilmeyin bana kalırsa öyle sansasyonel bir şey olmadı. Sonuçta başbakan'ın Türkiyenin nispeten tanınmış insanlarıyla yediği bir yemek, konuşulanların ise basına yansıyandan çokta farklı olmadığını düşünüyorum ben. Zaten bu yansıyanlar arasında en düşe dokunur olayda mehmet Altan'ın bşbakana verdiği bir haber kupürü. Başbakan bunu katlayıp cebine koymuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin en önemli olayına biraz daha eğileyim. Kupurdeki haber özetle şöyle. Afganistanda görevli bir ingiliz askerinin ölümünden dolayı silsile halinde komutanları, ve Savunma bakanı sorumlu tutulmuş, sorumlu tutan ise bir mahkeme. yani Başbakana kupür ile "Neler oluyor sayın başbakanım" deme durumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Başbakan bunu bilmiyor mu, bugüne kadar bir çok durumu çok çok önceden farkettiğini ve buna göre strateji geliştirdiğine  şahit olduğumuz için bu ihtimal tamamen mantık dışı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki o zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamda bu noktada, bu blog sayfalarında defalarca bahsettiğim yaşanmakta olan büyük değişim ile karşılaşıyoruz. ben durum karşısında tezim şöyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye belkide 200 yıllık bir iktidar tamamen değişiyor bunun hazırlıkları yapıldı.  Hazırlayanlar bu yazının konusu değil zaten önceki yazılarımda defalarca bu sonuca ulaştıran gerekçeleri ile yazdım. Sonuçta böyle bir değişim hala devam ediyor ancak bu süreçte çok önemli ayrılıklar var. Bunuda bir önceki yazımda yazmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmıştım, etmiştim taksiminden sonra bu yazının konusuna gelirsem. Konu sosyal bir konu olduğundan dolayı belli adımları atmak için doğru zamanlama daha doğrusu fırsat önemli. Yıllar önce Türkiye KİT'lerin özelleştirilmeleri konusunu tartıştığı yıllarda ilginç şeyler olmuştu. Satılması planlanan KİT'ler birer birer kar etmeye başlamışlardı. Eh kar eden şirket neden satılır sorusunun kamuoyunu kavraması çok uzun sürmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plan basit satılma fırsatının verilmemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde TSK tarafından izlenen özellikle Güneydoğu ile ilgili kaynaşma görüntüleri belkide TSK'nın Türk siyasi hayatındaki konumunun ciddi bir şekilde değiştirilmesine yönelik fırsatın verilmemesi çalışması şeklinde de kimilerinin aklına gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibari ile bana kalırsa Bşbakan olaylara tahminlerimizin çok daha ötesinde hakim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-8802669377004240667?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8802669377004240667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8802669377004240667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/11/frsat.html' title='fırsat'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-6226589869979104883</id><published>2008-11-18T09:55:00.000+02:00</published><updated>2008-11-18T09:56:21.500+02:00</updated><title type='text'>acaba</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.okulvakti.com/image/soru%20bankasi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 217px; height: 223px;" src="http://www.okulvakti.com/image/soru%20bankasi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Son zamanlarda sizde farkettiniz mi bilmiyorum, hükümette ciddi bir telaş hali var. Bunun psikolojide eminim filanca kompleksi gibi bir adı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela hastasınızdır ve mutlaka ameliyet gereklidir ve bir miktar tehlikesi de vardır mantığınız kesinlikle ameliyat der ama bir şeyler tanımlayamadığınız bir şeyler size sürekli "acaba? ve ya ...?" sorularını pompalar durur. Bu durum bazen öyle bir hale gelir ki ameliyattan kaçacak olursunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümetin son zamanlardaki durumu birazda buna benziyor. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki girişi aşağı yukarı 10 gün önce yazmış ve taslak olarak kaydetmiştim. Devamını yazmamamın sebebi ise yazacklarımdan % 51 oranında emin olmamam ile ilgiliydi. Artık eminim ve yazabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya hemen akla geliveren 5 örnek ile gireyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum düğün fotografı,&lt;br /&gt;Fehmi Koru ile olan atışma,&lt;br /&gt;Ya sev ya Terket muhabbeti,&lt;br /&gt;Alevi açılımı meselesi&lt;br /&gt;Doğan grubuna rafineri izni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki listeyi rahatlıkla 2-3 katına çıkarmak mümkün. 6-7 yıl öncesine dönelim ve AKP'yi iktidar yapan görünen gerekçelere bir bakalım. Krizdeki Türkiye, fonksiyonunu yitirmiş bir hükümet ve devlet yapısı, tamtakır hazine, muazzam parçalı olmuş son kullanma tarihi çoktan geçmiş partiler vs vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsi zaten bilinen şeyler birde az bilinenler var. Bu yazının konusu olan sıkıntının kaynağıda biraz bunlar. (Sıkıntı kelimesini sadece kelime anlamında kullandım.) Buraya tekrar döneceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir soru sorayım, Dünya üzerinde şöylebaşı sonu belli adam akıllı devlet diye nitelenebilecek yapıları kim yönetir? Yani en tepe kararlardan en alt kararlara kadar bunları kim alır? Bu kararlar neye göre alınır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap çok basit bu kararalrın tamamını insanlar alır, çoğu zamanda bu kararları alırken objektif bir mantıkla hareket etmezler. Artık bulundukları çevrenin kültürel yapısı, ait oldukları oplumsal katman, yaşadıkları çevre, dostları, akrabaları, bağlı oldukları yada kendilerini yakın hissettikleri, siyasal ve/veya sosyal akım, düşünce yapısı, herhangibir izm, dini duyguları vs vs vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsenize herhangibir karar alırken bu yukarıda saydıklarımın en azından bir kaçının devrede olduğunu, bu durumda aldığınız karar ne kadar objektif olur, aslında bunun önemi yok, objektivizmi gömeli uzun zaman oldu (belkide iyi oldu), bu karar aslında kimin kararı olur, sizin mi, yoksa etkisinde kaldığınız, yukarıda bir kısmını saydığım, etkenlerin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum böyle olunca da biraz yukarıda bahsettiğim devletleri kimlerin yönettiği konusu biraz daha açıklığa kavuşuyor. Bu duruma uzunca bir süre Türkiyede derin devlet dendi. Ancak aşağı yukarı 3-4 yıldan beri artık çok daha farklı dinamiklerin olduğu bazıları tarafından sezinleniyor.  (Bu konuda Tamer Korkmaz'ın yazılarına Türkiyenin yeni derin devleti bağlamında bakabilirsiniz. İster beğenin ister beğenmeyin, Korkmaz uzun bir süre bence Türkiyenin en etkili cemaatinin yaygın yayın organında çalıştı, bir çok öngörüsü gerçek çıktı. Bu anlamda yalnız da değil)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yukarıda bıraktığım yere geri döneyim. Bahsettiğim sıkıntı !!! birazda saydığım etkenlerin bazılarının gücünün artık ülkeyi yönetme noktasında hükümet ile en azından belli noktalarda boy ölçüşme noktasına gelmesinden kaynaklanıyor. Daha önce bir çok konuda olduğu gibi bence Başbakan bu durumuda önceden gördü ve önemli bir tercih yaptı veya yapacak. Ancak açık olan bir şey var ki; bu iki güç arasında son dönemde (2-3 ay) iyice sertleşen bir sürtüşme var. Geçen 6-7 yıllık AKP iktidarına bakarsanız bu iki güçten görünürde olmayanın defalarca hükümeti kolladığını görebilirsiniz. Kendi içerisinde bir çok parçaya bölünmüş olsada genel itibari ile beraber hareket etti bu güç, bugünde aynı beraber hareket etme devam ediyor bir farkla o da AKP olarak konunun siyasi tarafında bulunan irade bazı konularda giderek geri durmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının baş tarafında ameliyatlı bir hasta örneğini vermiştim. Türkiyenin çözülmemiş gündem konularını ise ameliyat edilmesi gereken şeyler olarak adlandırırsak, içinden acaba, ya..., yoksa ... diyen sizce kim olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en önemli soru yoksa ameliyattan vaz mı geçilecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-6226589869979104883?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/6226589869979104883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/6226589869979104883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/11/acaba_18.html' title='acaba'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4785131360451818132</id><published>2008-11-11T09:18:00.000+02:00</published><updated>2008-11-11T10:17:43.984+02:00</updated><title type='text'>feel the music *</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img.alibaba.com/photo/11100639/Rep_Edvard_Munch_The_Scream_Oil_Painting_Art_Prints.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 228px; height: 266px;" src="http://img.alibaba.com/photo/11100639/Rep_Edvard_Munch_The_Scream_Oil_Painting_Art_Prints.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Korku filmlerinde korkanlardan mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben öyleyim. Bugüne kadar kalbur üstü sayılabilecek tüm korku filmlerini izlemiş biri olarak ben hala korkanlardanım. Şöyle böyle değil, gözünü filan kapatan tiplerden. İşin ilginç taragı bir kaç gün önce bir arkadaş sohbetinde bu geçene kadar bu konuda aslında çok küçük bir zümreye dahil olduğumu düşünürdüm. Öyle değilmiş, rahatladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında mesele son derece kolay, korku filmlerinde müziğin değişmesiyle alğılar korkuya hazırlanıyor, sonra pat diye bir şey oluyor ve başroldekilerle beraber korkuyorum(z). yani korkmamamk için yapmamız gereken şey müziği takip etmek, son izlediğim filmlerden birinde bunu yaptım. Ama bu seferde film korku filmi olmaktan çıktı, sadece başroldekiler korktu bense malum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma şöyle bir şey geldi. Düşünsenize başrolde oynayanlarında müziği duyduklarını, yani sahnelere göre müziğin değişmesini ritmini falan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmlerden riyılvörül'e dönelim. Düşünsenize yolda yürüyorsunuz ve müzik birden değişiyor. Tak durdunuz. Tamda o sırada önünüze bir piyano düştü, kurtuldunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu girizgahtan dönüp;, "Sizce şu anda Türk siyasi hayatında müziği en iyi duyan kimdir?" desem ne cevap verirsiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiniz. Bu yazının konusu Obama olup-Bushlaşmak. Bu kavram kesinlikle basit bir retorik tartışma değil. Türkiyenin artık iyice hızlanmış olan değişiminde kilit olacak tartışmalardan biri. Ve adı değişse de çok uzun süre gündemi meşgul edecek. Sebebine gelince; uzun zamandan beri olayları makyajsız ve soyunuk olarak görebilenler için ortada olan bir şey var. (Y.N.burayı nasıl ifade edeceğimi 10 dk'dır düşünüyorum, kelimelere takılmadan anlamaya çalışın) Türkiyede en hırt tabiri ile sol şemsiyesi altında toplayabileceğimiz kesimler kendi içlerindeki bitmez tükenmez çekişmeleri ile debelene debelene artık güdük hale geldiler, herhalgibir konuda güçleri ve insiyatifleri kalmadı. Yani hırt bir tabir ile sağ şemsiye altında niteyelebileceğimiz gruplar sol'u yendi. (Yenmek çok hafif kalıyor, mindere gömdü, amele sümüğü gibi duvara yapıştırdı demek daha doğru olur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu yenme sürecinde zımni olarak büyük bir çoğunluk itibari ile beraber hareket eden karvizitinde yazan sıfatların içinde sağ kelimesi olan gruplarda özellikle Türban konusu ile beraber ciddi ayrılıklar başladı. (Hatırlayın, liberaller AKP'yi terkediyor, MHP Türbanın bayraktarı, AKP içindeki yanlışlarımız oldu diyen grup vb. kavramların akla ilk getirdiği şeyler vb.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca müzik değişti ve değişiyor ve bunu başbakan net bit şekilde duyuyor. Tabiki tek duyan başbakan değil. Ama bu yazının konusu diğerleri değil Başbakanın duyması. Son 2 ayda müziğin değiştiği gelişmeleri kendimce sıralayayım ve gelişmelerin yanına sayılar vereyim. Bunlarında anlamı aşağıdaki gibi olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1: Müzik değişti, Başbakanın konumu aynı&lt;br /&gt;2:Müzik değişti, konum değişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklama için bir kısa cümle yazayım. Diyelim ki A durumunun devamı 1,&lt;br /&gt;A'dan B'ye geçiş 2, B'den başka bir duruma geçiş veya yeniden A'ya geçiş 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan konusuna olan yaklaşım 2&lt;br /&gt;Kuzey Irak yönetimi ile ilişkiler 2&lt;br /&gt;Askerlerin Ergenekon generallerini ziyareti 2&lt;br /&gt;ergenekon duruşması 1&lt;br /&gt;Doğan grubuna olan yaklaşımı 2&lt;br /&gt;Aktütün saldırısı 2&lt;br /&gt;Taraf'ın haberleri 2&lt;br /&gt;Zaman'ın GnKur başkanının istifasını istemesi 1&lt;br /&gt;Terör'ün Emniyet sorumluluğuna verilmesi 2&lt;br /&gt;Güneydoğu çıkışları 2&lt;br /&gt;Güneydoğu gezisi sonrası açıklamalar 2&lt;br /&gt;Dengir Mir Mehmet Fırat istifası (bu konuda bazı düşüncelerim var ama şimdilik) 2&lt;br /&gt;Yukarıda bahsi geçen tartışma 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen aklıma gelenler bunlar, ne kadar çok 2 var değil mi? Sayılanların hepsini birbirini takip eden değil de aralarında illiyet bağı olmayan bağımsız gelişmeler olarak değerlendirdiğimizde ortaya okuması son derece zor bir tablo çıkıyor. Bunları tamamı ayrı yazıların konuları, bu yazının konusu ise Obama'laşma ve Bush'laşma üzerineydi. Obama'nın vaadettiği şey değişimdi. Bununla seçim kazandı. Yukarıdaki listeye bakıncada ilk göze çarpan şey değişim. Zaten fehmi Koru'nunda bahsettiği Bush'laşmaya doğru olan değişim. Ve eminim bunun başbakanda farkında. Peki partisini iktidarda geçirdiği  yıla rağmen bu kadar güçlü tutabilen biri ( bunu müziği hisseden biri olarakta okuyabiliriz) sizce durumun farkında olmayabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman kritik soruyu soralım, Bush'laşmaya doğru giderken ve bu gidişin kendisine kaybettireceklerinin farkında iken (bu durumun son derece farkında olduğunu, en son ve buram buram Demirel kokan 100 YTL'ye ev vaadinden anlıyoruz) neden hala bu şekilde hareket ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun cevabı yazıda bahsettiğim müziği çalanların kimliğinde gizli. Bu yazıda aslında onları yazmayarak yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;(* : müziği hisset)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4785131360451818132?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4785131360451818132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4785131360451818132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/11/feel-music.html' title='feel the music *'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-6372842417298271351</id><published>2008-10-22T09:06:00.001+03:00</published><updated>2008-11-04T20:45:48.325+02:00</updated><title type='text'>özne, cümle</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.karalahana.net/resimler/kuraklik-guneydogu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 241px; height: 206px;" src="http://www.karalahana.net/resimler/kuraklik-guneydogu.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;" sen mutluluğun resmini çizebilir misin abidin?* "  der şair ana fikir kübayı övmektir de o ünlü dizelerinde her nedense Küba fazla iğreti durur, bir türlü yakışmaz, o yüzden de dizeler küba diye değilde mutluluğun resmi diye bilinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster beğenin ister beğenmeyin, Nazım Hikmet iyi şairdir. Çoğu şair gibi hiç siyasete bulaşmasaydı çok iyi ederdi ama olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yinede iyi şairdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedense içine bir şekilde memleket ateşi düşmüş herkes buna cahilerde dahil hep mutluluğun resmini çizmeye çalışmışlardır da onları kimse anlamamıştır. Bu manada silah üzerine yeminler ettirenlerden tutunda kendine bomba bağlayıp soluğu çarşıda pazarda alanlara kadar hepsi bir şekilde inandıkları mutluluğun resminin çizilmesinde bir fırça darbesi olmak istemişler bu anlamda da aralarında bir fark yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç çoğunda olduğu gibi üzüntü ve muz kabuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının konusu malum dava değil. Hemen söyleyeyim. Bu yazının konusu güneydoğu. Aslına bakarsanız on yıllardır çözülmemiş olan bir sorunu bunun gibi bir blog sayfasında çözecek sihirli formüllerim yok. Ama bazı tespitlerim var. bence sorunu çözmeye başlamak için önce çok önemli bir klişeden kurtulmamız lazım. Çünkü çözümün önündeki en büyük engel bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneydoğu sorunu = Kürt sorunu yaklaşımı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu memlekette sadece Kürtler mi var, çerkesler var, zazalar var, lazlar var, ermeniler var, olay sadece ırkta değil, Türk olup yahudi olanlar, hristiyan olanlar, kimlik olarak süryaniliklerini öne çıkaranlar var. Yani eğer memlekette bir kürt sorunu varsa tabikide aynı zamanda yukarıdakilerin tamamının sorunu var. Buraya kadar bir sıkıntı yok. Bunu yukarıdakilerin hepsi kabul ediyor zaten. Hatta bazıları diğerlerinin daha iyi yaşadığını falan sanıyor yada ayrıcalıklı olduğunu falan, ama hepsi aynı zamanda Türk olanların çok çok daha iyi olduklarını düşünüyor, hatta kendi sıkıntılarının kaynağının Türklüğü tartışmasız baskın olan hükümetler ve Türk devleti olduğunu düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;God damn it !!! (acilen  Türkçeye böyle bir terim lazım, aslında bi tane var ama kullanımı pek yaygın değil, neyse).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsenize yukarıdakilerin hepsinin Türklere düşman olduğunu sadece saymak bile bir dakika sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de bu memlekette Türklerde rahat değil ki, bütün Türklerin işi var da, sadece kürtlerin mi işi yok, yada bütün yahudiler zenginde bütün kürtler mi fakir, yada devlet her yıl işine yaramayacak binlerce ton çay ve fındığı sırf lazlara kıyak olsun diye mi satın alıyor hatta onları zengin ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiki de böyle bir şey yok, zaten sayı itibari ile en kalabalık olduklarını iddia eden kürtlerin sıkıntıları neyse aynı sıkıntıları  (işsizlik, refah seviyesi, kamu önünde eşitsizlik vs vs vs) bu ülkede hemen her kesimden insan çekiyor. En popüler örnek Türbanlılar. Yapılabilecek en sert ayrımcılık onlara yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve mesela oran olarak en fazla nufüsün olduğu yer İstanbul olduğuna göre en büyük türban ayrımcılığıda İstanbulda oluyor. Bugüne kadar Türban sorunu eşittir= istanbul sorunu diye bir şey duydunuz mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh sadece Kürt diye birine uygulanmış olan bir ayrımda bana kalırsa yok. Olduğu iddia edilen ayrımlar sadece kürtlere yönelik değil, diğer kendini nispeten farklı şekilde tanımlamak isteyenlere karşıda yapılıyor. ( Bu konuda iki not düşmek istiyorum, birincisi, hiçbir zaman mutlak özgürlük olamaz, ikincisi ise bence herkes kendisini başkasının özgürlüğüne fiili bir müdahalede bulunmadıkça istediği şekilde tanımlayabilir. Buna satanist vs gibi uç örneklerde -bence- dahil ) Buradan ulaştığım sonuç aslında Kürt sorunu diye bir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleyim Güneydoğu sorununa. Bir kere Güneydoğu Türkiyenin bir parçası. Her anlamda parçası, dil, din, kültür, ekonomik, politik ne planda olursa olsun bir parçası. bakmayın ayrılırız vs diye saçmalayanlara, dilimizi konuşamıyoruz Kürtçeye özgürlük diye ortalığı yıkanlara. Kürtçe serbest tv'si var, kurslar açıldı. Gidin sayın kaç kişi var, bunları takip eden, Kürtçeye özgürlük diye yırtınanların kendileri bie kürtçe konuşmuyor. İşin traji-komik tarafı iki kürt bile kürtçe anlaşamıyor. ha bunun yanında tam tersi tezi destekleyecek şeyler yok mu? var ama abartıldığı kadar çok değil, bu konuda neymiş diyenler varsa Baskın Oran'ın son 2-3 aylık yazılarına bakabilr şimdi tam tarih için arayıp bulmak lazım. (Bu arada hocanın bazı görüşlerine katılmasam da, okuyun, derim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleyim bu güneydoğu sorunun genel planına. Bir kere bu konuda bazı kilit kelimeler var. hemen sayayım, Kürt, Hristiyanlık ekseni, Orta Avrupa Devletleri, ABD, Rusya, İran, Suriye ve en önemli iki kelime para ve İslam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözümün anahtarı ise bu yukarıdaki kelimelerden en anlamlı cümleyi kurmaktan geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelimeleri tekrar okuyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar hemen herkes kendisi için doğru cümleyi kurmaya çalıştı sadece Türkiye değil, ABD, İran, Suriye, Saddam, Avrupa ülkeleri, PKK, Hizbullah, El Kaide vs bunların yanına en az bunlar kadar daha ekleyebilirsiniz. Cümleyi kurarken fiillerde, zarflarda vs sorun yok, sorun öznede çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen sorayım. Yukarıdaki kelimelrden siz çözüm cümlenizi kursanız hangi kelime yada kelimeleri özne olarak kullanırdınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevabı herkes biliyordu, 30 yıldır bu engellenmeye çalışılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-6372842417298271351?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/6372842417298271351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/6372842417298271351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/10/sen-mutluluun-resmini-yapabilir-misin.html' title='özne, cümle'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2328128514391055870</id><published>2008-10-21T09:08:00.000+03:00</published><updated>2008-10-21T09:54:15.055+03:00</updated><title type='text'>Acımadı ki . . .</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.resimdizin.com/resim.rsm?rid=zvqxNzSvKKPu&amp;amp;boyut=buyuk"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 255px; height: 354px;" src="http://www.resimdizin.com/resim.rsm?rid=zvqxNzSvKKPu&amp;amp;boyut=buyuk" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bazen çocuklarla meşgul olmak bayağı öğretici oluyor. Mesela birazcık haşarı bir çocuğa vurduğunuzda karşılaşacağınız tepki acımadı ki şeklinde olur. Aynı çocuğu vurmadan cezalandırdığınızda ise acımamış olduğunu mutlaka başka şekillerde gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu davranış biçimi insan büyüdükçe biraz bastırılmasa da tamamen ortadan kalkmıyor. Yeterli baskı altında iken insan bu davranış biçimine dönüveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecrübe konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar ufak bir çocukla uğraşırken belki 1 saniyeden az bir sürede uğrayıp giden şeyler. Asrın davası diye nitelendirilen dava dün resmen başladı. 16 ay olmuş ergenekon ile direkt olarak tanışalı. Hoş birazcık kitaplara yabancı olmayanlar için bu süre aslında bayağı uzun, yanlış hatırlamıyorsam, ergenekon sözcüğü ilk defa Can Dündar ve Celal Kazdağlı'nın kitabında geçmişti, bundan aşağı yukarı 10 yıl önce, tabi o zamanlar pek kimse sallamazdı bu tür şeyleri, işin açığı o zamanlar öğrenci olan bu satılrların yazarı da can dündar adını görüncekitabın kapağında Can Dündar adını görünce romantik solcu saçmalarından biri olduğuu düşünmüştü. Galiba kitabı bana aldıran celal kazdağlı ismiydi. Şu anda tam hatırlamıyorum. İşin açığı bugün o kitabı okumanızıda tavsiye etmem. Her eyse sonraları Aksiyon dergisi konu ile igili bir kaç kapak haberi yapmıştı sonrasında öylece kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ortada devasa büyüklükte iddialar ve Tükiyenin neredeyse son 20 yılında hemen her köşe başını tutmuş kudretliler hapiste bir kısmı dışarıda, haklarında çok ciddi suçlamalar var. ve gayet güzel organize olmuş bir karşı cephe ve muazzam büyüklükte bir bilgi kirliliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden geldik bu noktaya ve ergenekon davası aslında nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa kırılma noktası AKP iktidarı sonrasında Türkiyenin önceleri ufak ufak başlayan ABD politikalarından kopması oldu. AKP iktidara geldi ( bunu getirildi diyede okuyabilirsiniz, kim getirdi kardeşim adamlar seçim kazandı başa geldi derseniz önceki yazılarıma biraz göz atın.) sonrasında hızlı bir şekilde komşularla ilşkilere el attı. Suriye, İran vs. bunlar bana kalırsa fasafiso ama o günlerde çok kritik bir şey oldu. Türkiye Hamas ile temas kurdu. Hamas o günlerde Filistinde seçimleri kazanmış ve hükümetini kurmuştu, kimse tanımasa da adamlar sçeimlere girmiş ve kazanmışlardı. ABD, AB ve daha başka kim varsa bunun karşısındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Türkiye niye kimsenin istemediği adamlarla ilişki kurmuştu. Görünürde bu durum ABD, AB, İsrail ve daha başka hemen herkesin tepkisini çekmekten başka ne işe yarayacaktı. Türkiye filistin barışı gibi kargaları bile güldüren gerekçelerle hemen herkesle dalga geçmeyide o zamanlar ihmal etmedi. Düşünsenize terörist olduğunu inkar etmeyen adamlar seçime giriyor, seçim kazanıyor, dünyaya nanik yapıyor ve siz onlarda resim çektiriyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse sonraları danıştay saldırısı oldu. Saldırı amacına ulaşamadı, islamcı geçinenler ve hükümet bu yolla sıkıştırılamadı. Ama saldırının ertesinde çok çok ciddi bir olay oldu. Hemen saldırının sonrasındaki 1 haftada özellikle 1 gecede Türkiyeden inanılmaz ölçüde para çıkarıldı. O günlerin ekonomik göstergelerne bakarsanız bunu net bir şekilde görürsünüz, bazılarına göre bu miktar 7-8 milyar dolar düzeyine kadar yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafiften bunun anlamını yazıp ana konuya döneyim. Sıkı maliye politikaları uygulayan serbet kur rejimini seçmiş, çıpa olarak enflasyon oranından başka bir aracı dikkate almayan, IMF ile stand by imzalamış bir ülke aynı zamanda yüksek reel faiz ile sıcak para politikası izliyorsa ve aynı zamanda hızlı büyüme oranına sahip ve bu oranı nispeten yüksek cari açık ile sürdürülebilir noktalarda tutuyorsa herhangibir anda bu ülkeden yüksek miktarda örneğin GSMH'nın % 5 i kadar bir parayı çok hızlı bir şekilde çıkarırsanız, o ülke bir dizi sıkıntıları bile yaşamadan bayağı sert bir krize ışınlanıverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiyede bu oldu ama kriz olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bir soru sorayım. Dünyadaki en büyük nakit para kimdedir? Çok basit ama aslında pek çok iktisatçıda dahil kimsenin merak etmediği bir soru. En çok nakit para kimdedir, en likit olan kimdir yada kimlerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap terörist örgütlerdedir. Aslında cevap biraz gıcık oldu. Yani bir çoğu terörist olduğunu kabul etmiyor ama her neyse cevap bu. Hadi illegal örgütler diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya dönersek o günlerde Danştay saldırısı ile amacına ulaşmayan amaca ekonomik kriz ile ulaşılmaya çalışıldı ama olmadı. Sebebi ise o zamanlar Dışişleri bakanı olan Abdullah Gül'ün çıkan paraların yerine para bulması olarak çok küçük bir zümrede dillendirildi ve geçti gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde konu bayağı açıklayıcı oldu. Sonrası malum o güne kadar ufak ufak yaşanan değişim bugünlerde geldi.Koskoca 150 yılık iktidar giderek hızlanan bir şekilde değişmeye başladı. Bir çokları bu süreçte güçlerini kaybetti. Konuyu burada keseyim çünkü detayları ile ilgili bayağı yazı yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve dün dava resmen başladı. Ve sulandırma faaliyetleri de son gaz devam ediyor. Fısıltı kıvamında son manşetler ise ergenekon'un şu anda ttuklu olan veya suçlanan kişileri zaten gözden çıkarmış olduğu. Basit bir soru sorayım, bir örgüt düşünün kuvvet komutanlıkları yapmış, TSK'nın en üstünde yer almış kişileri gözden çıkarabiliyor, bunları hapiste tutuyor. Sonrada ortalığa herşey kontrolum altında havası satıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumun bana düşürdürttüğü tek şey: Acımadı kii, acımadı kii...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2328128514391055870?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2328128514391055870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2328128514391055870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/10/acmad-ki.html' title='Acımadı ki . . .'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7869379357621676939</id><published>2008-10-20T09:32:00.000+03:00</published><updated>2008-10-20T09:53:47.264+03:00</updated><title type='text'>Demokrasi Tuzağı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://beyazperde.mynet.com/images/film/3554-The_Kingdom.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 209px; height: 240px;" src="http://beyazperde.mynet.com/images/film/3554-The_Kingdom.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sizde herşeyin bir yerlerde yazdığına inananlardan mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben öyleyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bunu düşündüren yazı&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);" href="http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=92641"&gt; burada&lt;/a&gt;. Yazının ana fikri askerlerin hesap vermesi. Bunun için seçtiği yol ise bayağı uzun ve oldukçada bilgilendirici. Bir nevi nereden nereye dedirten cinsten. Merak etmeyin bu entry'nin ana fikri askerlerin hesap vermesi değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zaman önce Graham E. Fuller ve yanlış atırlamıyorsan birinin daha yazdığı Demokrasi Tuzağı isimli bir kitap okumuştum. Yazarın uzun süre CIA'de çalıştığı ve hatta Türkiye masası şefi olduğunu, daha sonra uzun süre Washington'daki düşünce kuruluşlarında söz sahibi olduğunuda dikkate almak lazım. Kitabın çoğu yerini anladım ama bazı yerleri sanki daha yavan anladığımı ve o zamanlar belki 5 yıl sonra bir lkere daha okuyayım daha iyi anlamak için  diye düşündüğümü hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen söyleyeyim o kitabı anlamak için bir kere daha okumama gerek kalmadı. Tavsiye ederim. &lt;a style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;" href="http://www.kitapanda.com/book_detail.php?id=21842&amp;amp;catname=&amp;amp;catid=70135&amp;amp;page=category"&gt;Burada.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasemin Çongar'ın yukarıda bahsettiğim yazısı bana bu kitabı hatırlattı. 1996 yılında olan o patlama üzerine bir film bile çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinematoğrafik olarak eleştirmeden geçmeyeyim, Peter Berg - yönetmen - mükemmel bir konu bulmuş ama konuyu ne şekilde işleyeceğine bir türlü karar verememiş, kurgu üzerinde biraz daha çalışılsaymış ve belki bir 20 dk daha uzatabilseymiş ortaya kesinlikle sinema tarihinin en iyi 25 filminden biri çıkardı. Bir kere filmi izlerken ne filmi olduğu ilk yarım saat anlaşılmıyor, intikam filmimi, politik gerilim filmimi, toplumsal bir film mi, hatta bir mesaj verip vermeyeceği bile belli değil. İşin asıl igreti duran tarafı ise bir sahneden mesaj verecek gibi yapıp seyirciyi hazırlarken sonraki plan bir öncekini yok kabul ediyor. Sanki 7-8 tane yönetmen birbirinden habersiz senaryoyu filme almış sonrada bunların hepsinden habersiz biri montajlamış gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse olayın olduğu tarih 1996, kitabın basımıda aynı yıl. Hangisi önce oldu bilmiyorum ama Demokrasi tuzağı isimli kitabı okuyan olaylarla nispeten ilgili sıradan biri bile bugünleri tahmin etmekte zorlanmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7869379357621676939?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7869379357621676939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7869379357621676939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/10/demokrasi-tuza.html' title='Demokrasi Tuzağı'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-9086487740589323349</id><published>2008-10-13T11:49:00.002+03:00</published><updated>2008-10-20T09:55:29.873+03:00</updated><title type='text'>kriz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.borsagundem.com/resimler/494.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 200px;" src="http://www.borsagundem.com/resimler/494.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun zaman olmuş yazmayalı. Neredeyse 1.5 ay. Aradan geçen bunca sürede blogumu .com tarzı bir siteye dönüştürmek için biraz vakit harcadım ama beceremedim. Tabiki vazgeçmedim ama planladığımdan biraz daha uzun sürecek galiba. Neyse asıl mevzulara geçeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan geçen uzun zamanın en önemli olayı bence görünen ve görünmeyen planlada dünyadaki ekonomik kriz. Hoş bu son cümle bile dünyamızın ne kadar da ABD ve AB endeksli olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü şu ana kadar benim değer verdiğim göstergelerde kriz Türkiyeye gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama getirmek için özellikle belli bir kesimde çok ciddi bir faaliyet var. Bunların kimler olduğunu açık açık yazmaya bile gerek yok. Ana haber bültenlerinde 5'er dakikalık bir yolculuk bunun için yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen (ki bu bazen genellikle korku yada gerilim filmlerinde olur bende) mesela öyle durumlar olur ki olayların gelişiminden sonucu çıkarırsınız ve sonuca etki etme şansınızın çok az olduğunu düşünürsünüz, öyle ki yapacağınız şeyler (ki bunlar çoğunlukla benzer durumlarda algılarınızın size emrettiği hatta zorladığı şeylerdir) sonuca etki etmez ve siz bunu bilirsiniz, ama yinede yapmaya devam edersiniz, mesela hayaletlere ateş etmek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı için bu kadar soyutluk bence yeter. Ortadaki durumu genelden özele doğru biraz somutlaştıralım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumu ortaya koyalım. ekonomi dediğimiz şeyin iki parçası var. Aynı insan gibi. Reel kısım (vücut), finansal kısım (ruh).  Kriz şu anda finansal kesimde. Kısaca bu krizin sebebi finansal kısmın, reel kısım ile ilişkisinin kabul edilebilir ölçülerin dışında azalması ve bu azalmanın kontrol edilebileceğinden çok daha hızlı bir şekilde olması. Bu son kısmı anlamasanızda olur. Krizin sebebinin bugünlerde önemi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsanız ekonomi kitaplarında hemen hemen tüm krizler yazar, belirtileri, gelişimleri, sebepleri hatta belki ilk anda inanılmaz gelebilir ama tedavileri bile vardır. Hatta ekonomi eğitimini biraz ciddiye almış hemen her iktisatçı bunları gayet iyi bilir. Ben bile biliyorum, gerisini siz düşünün !!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki madem herşey bu kadar açık neden kriz çıkıyor, büyüyor, önlenemiyor ve çözülmesi uzun zaman alıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun en basit cevabı sistemin yapı taşlarında gizli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak yapsın, bırak geçsin şeklinde ifade edilen anlayışını temel alan ekonomik sistem ne yaparsanız yapın kriz üretiyor. Nasreddin hoca yüzyıllar öncesinden meseleyi çözmüş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocaya demişler;&lt;br /&gt;- Hocam her sabah neden herkes farklı taraflara koşuşturmaya başlıyor?&lt;br /&gt;- Herkes aynı tarafa koşarsa dünyanın dengesi bozulur da ondan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bütün ekonomik krizlerin temelinde de bu var. Son ve bundan önceki 99 krizinin sebebi finansal kesimde herkesin aynı tarafa koşmasıydı. Son krizi tetikleyen şey mortgage denen uzun vadeli düşük riskli (kira öder gibi ev sahibi olma) kredilerde yaşanan büyük miktarda geri dönmeme riskiydi. Oradan tetiklenen kriz buraya kadar geldi. Bu kadar hızlı büyümesinin sebebi ise finansal kesimdeki aktörlerin aslında reel kesim ile entegre olmaları gerekirken kağıt üzerinde çok daha karlı olduğunu düşündükleri finans + finans entegrasyonunu tercih etmeleri. Bunun sonucu olarak şu anda gelinen noktada tamamen bir finansal yapı sorgulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başa döneyim, şu hayaletlere ateş etme konusuna. hani demiştim ya işe yaramayacağını bilsenizde algılamalarınızı size onu emreder. Yani işe yamayacak ama filmdeki kurban benzer duruma düşecek pek çoğumuz gibi yinede hayaletlere ateş eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika, AB, Rusya, Japonya vs. sürekli paket açıklayıp duruyorlar. İşte ben bu durumu hayaletlere ateş etmek olarak görüyorum. Son tahlilde görüldüğü gibi ABD'de çıkarılan 800 kusur milyar dolarlık paket işe yaramadı. herhalde şu anda ABD'li sıradan ekonomistler neden sorusunu soruyorlardır. Cevabı çok basit. Aynı şey bankaları birer birer devletleştiren bankalar arası kredi piyasasına güvence getiren, aslında en etkili olması gereken (göreceli olarak en etkili faiz indirimi konusunda son derece cimri davranan AB ülkeleri içinde geçerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde bence doğru olarak tartışılmaya başlanan şey yukarıda bahsettiğim bırak yapsınlarcı felsefe. Tabikide felsefe tartışmak ve felsefeye dayalı çözümler kısa vadede karın doyurmuyor bu yüzden de ilgilenen sayısı oldukça az ama işin diğer tarafınında işe yaramadığı açık.  Görüldüğü üzere 850 milyar dolar ve AB'nin ayırdığı 2 trilyon dolar mı euro'mu her neyse. Krizi çözecek iradeyi ortaya koyamadı. rakamlara olan duyarlılığı arttırmak adına Türkiye'nin yani hepimizin bir yıl boyuca ürettiğimiz herşeyin değeri aşağı yukarı 700 milyar dolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde bu bayağı açıklayıcı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki işe yaramayacağı bu kadar açıkken neden 850 ve 2 trilyon salınıverdi? Bunun cevabı 1930'larda. Bugün yaşanmakta olan kriz büyüklük olarak 1930' ekonomik buhranı ile karşılaştırılıyor. Bunda bir sorun yok ama olay hükümetler ve ekonomistlerin bir oğu tarafından karşılaştırılmaktan öteye geçmiş durumda, 1930'ların aynısı sanılıyor. Eh aynısı sanıldığında da 1930'larda uygulanan ve o zaman işe yarayan tedavi uygulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet müdahalesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son tahlilde bunun bir işe yaramadığı görüldü. Çünkü kriz aynı kriz değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun oldu ve sadece dünya planında çok genel oldu. Bir sonraki yazıda biraz daha özelde ne olduğunu yazarım. ve en önemlisi Türkiyenin durumu nedir neler olabilir. ne yapmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-9086487740589323349?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/9086487740589323349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/9086487740589323349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/10/kriz.html' title='kriz'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1989352638106106482</id><published>2008-09-02T11:43:00.000+03:00</published><updated>2008-09-02T13:46:17.208+03:00</updated><title type='text'>İngiltere Türkiye'yi Ergenekon'la vurmuş!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.ideefixe.com/images/296/296383_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 192px; height: 258px;" src="http://static.ideefixe.com/images/296/296383_2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yenişafak'tan İbrahim Karagül'ün bugünkü yazısı, &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=02.09.2008&amp;amp;y=IbrahimKaragul"&gt;burada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="yazarmetin"&gt;Şöyle bir cümle okusanız ne düşünürdünüz? "İngiltere, Türkiye'yi ve üslendiği bölgesel misyonu yok etmek için Ergenekon'u serbest bıraktı…"&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Bu bir yazı başlığı. Dean Andromidas adında bir Fransız yazar, işini gücünü bırakıp Türkiye'deki Ergenekon operasyonu üzerine kafa yormuş. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Yormakla kalmamış, Jöntürk hareketinden, o tarihteki siyasi entrikalardan, bir imparatorluğun nasıl çökertildiğinden bugünün Türkiye'sinin başına getirilmek istenen belalara kadar, her şeyi tartışmış. Sonunda şu kanaati varmış: Türkiye, bölgede tahmin edilenden çok büyüyor, güçleniyor, kendi kendine roller üsleniyor. Bu yüzden de durdurulmalı. İşte İngiltere bunu yaptı…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Ona göre; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Türkiye, İngiltere'nin Batı Asya'daki hesaplarını bozuyor. İngiliz savaş senaryolarını boşa çıkaracak barış projeleri hazırlıyor, bunlara önayak oluyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Ergenekon, tansiyonu yükseltmek için özellikle planlanmış bir stratejiydi. Terör ve suikastlerle, Tayyip Erdoğan hükümetinin askeri darbeyle devrilmesine zemin hazırlamaya çalıştılar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;ABD istihbaratına göre; İngiltere Erdoğan hükümetini devirmeye, bunu yapamazsa dengesini bozmaya kararlıydı. Peki Türkiye neden hedef alınıyordu:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Bölgesel bir çok merkezi konuda ciddi roller üsleniyordu. Bu roller; Sykes-Picot Anlaşması'ndan bu yana oynanan İngiliz satrancını bozacak güçte oldu. Çatışma yerine barış ve işbirliği kapıları açıyor, ekonomik gelişmeleri teşvik ediyordu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Ona göre; Türkiye'nin öncülük ettiği bu inisiyatifler şöyleydi: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;1- İsrail-Suriye arasında barış görüşmelerinin şartlarını oluşturmak. Türkiye'deki dolaylı görüşmeler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;2- İsrail-Lübnan arasında görüşme, uzlaşma ya da diyalog zeminini oluşturmaya dönük girişimler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;3- İran'ın Batı ile yaşadığı krizi yumuşatmak için Ankara'nın önerdiği yeni "kolaylaştırıcı rol" önerisi. Bu öneriyle İran-AB arasında bir güven ortamı oluşturulmak isteniyor. Hatta İran-ABD' arasında da böyle bir kapı aralanıyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;4- 11 Eylül'de Başbakan Tayyip Erdoğan Bağdat'a gitti. İmzalanan "stratejik işbirliği" anlaşması, 1963 yılında, Alman Şansölyesi Konrad Adenauer ile Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle arasında imzalanan ittifak anlaşması ile kıyaslandı. Almanya ile Fransa arasındaki o anlaşmadan müthiş bir ortaklık doğu. Türkiye ile Irak arasındaki anlaşmadan ise önce Irak'ın entegrasyonu ardından da Türkiye-Irak ekonomik entegrasyonu doğacak….&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Yazı böyle devam ediyor. İngiltere'nin Ortadoğu/İslam dünyası için yıllardır kullandığı çözme, ayrıştırma, dağıtma, çatıştırma stratejisi Türkiye'nin son zamanlarda üslendiği bölgesel rollerle tehlikeye düştü. Yazar, İngiltere Kraliçesi'nin Türkiye ziyaretini bile bu kategoride değerlendiriyor. Aynı kişinin bir başka yazısında Ergenekon oluşumunu ABD'nin derin Anglo-sakson merkezleriyle bağlantılarını irdeliyor. Yani neoconlarla…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Öyleyse; Türkiye imparatorluk stratejileriyle rekabete girmiş demektir. Yeni Ergenekonlar çıkacak demektir. Türkiye'nin uzun yürüyüşünü engellemek için ciddi girişimler olacak demektir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Öyleyse; Türkiye'nin ABD-Rusya arasındaki krize yaklaşımını bazıları pasif bulmasın! ABD müttefiki, NATO ülkesi, AB üyesi olacak bir ülke neden Rusya'ya sertleşmezmiş! Arada kalmış! Siyaset üretemezmiş. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Bunları iddia edenler dünkü AB zirvesini izledi mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Almanya neden Rusya'ya açıkça karşı çıkmadı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;İtalya neden "Rusya stratejik ortağımız" dedi? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Fransa neden Rusya'ya açık tavır almıyor?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Bunları hepsi ABD müttefiki, NATO ülkeleri. Ve en önemlisi AB'nin merkez ülkeleri. Türkiye'den bile pasif tavır aldılar. Türkiye en azından Kafkasya ile ilgili bir proje önerdi. Onlar seslerini bile yükseltmedi. Neden?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Demek ki imparatorluk stratejileri çatışıyormuş. AB'den daha önemli Almanya'nın özel ilişkileriymiş. İngiltere Rusya'ya ateş püskürürken Almanya ve diğer ülkeler ortamı soğutmaya çalışıyor. Türkiye'nin yaklaşımı İngiltere ve ABD gibi değil, daha temkinli. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Demek ki, İngilizlerin Ortadoğu ve Orta Asya'daki çatışmacı tezleri artık çok da taraftar bulmuyormuş. Gürcistan'ı ateşe atanlar, dünyayı harekete geçirenler şimdilik başarısız olmuş. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;span class="yazarmetin"&gt;Ortadoğu'da artık imparatorluk stratejileri çatışıyor. Yoksa İngiltere neden Jöntürkler'e yeniden ihtiyaç duysun! O zaman doğru yoldayız…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="yazarmetin"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1989352638106106482?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1989352638106106482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1989352638106106482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/09/ingiltere-trkiyeyi-ergenekonla-vurmu.html' title='İngiltere Türkiye&apos;yi Ergenekon&apos;la vurmuş!'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-5403896231991950627</id><published>2008-08-29T11:16:00.001+03:00</published><updated>2008-08-29T19:53:23.612+03:00</updated><title type='text'>yine mi hudson</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/a/a3/Flag_of_NATO.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 165px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/a/a3/Flag_of_NATO.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://online.wsj.com/article/SB121997087258381935.html?mod=googlenews_wsj"&gt;Burada&lt;/a&gt; bir yazı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç gün önce "postal" başlıklı yazımda belirtiğim konuya The Wall street Journal'da Zeyno Baran değinmiş. Oda kim mi, Hudson toplantılarını organize edenlerden olduğunu söylesem, yalnış hatırlamıyorsam Beyaz Saray sözcüsü ile evli. Detayını bilemiyorum, ama yazdıklarını dikkate alanların sayısı hiçte az değil. Bu konuda bair kaç sefer yazmıştım. Arşiv'den bulunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazısında özetle bölgedeki son gelişmeleri ve bunun sonucunda ortaya çıkan kutuplaşmaları yazmış, yazısının sonunda ise Türkiyenin yakın zamanda NATO üyesi ülkelerin politikalarına ters gelen konuları yazmış ona göre ortada yapılması gerek bir tercih var ve soruyor, Türkiye NATO'yu terk eder mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce, Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-5403896231991950627?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5403896231991950627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5403896231991950627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/08/yine-mi-hudson.html' title='yine mi hudson'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8338331796050261729</id><published>2008-08-29T10:12:00.000+03:00</published><updated>2008-08-29T11:00:13.939+03:00</updated><title type='text'>çullanma</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.mainlesson.com/books/masefield/gallipoli/zpage146.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 297px; height: 225px;" src="http://www.mainlesson.com/books/masefield/gallipoli/zpage146.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hiç çullanmaya maruz kaldınız mı? Ben kaldım hemde birden çok kez. Yani bu konuda bayağı deneyimliyim. Tecrübelerime dayanarak kısaca anlatayım bu çullanmanın ne demek olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden çok etkenin güçlerini birleştirerek fiziksel veya ruhsal olarak belli ve tek bir hedefe saldırmasına ben çullanma diyorum. Yani olayın en önemli özelliği birden çok etken olması (buna buradan sonra düşman diyeceğim) diğer önemli özelliği ise fiziksel veya ruhsal olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine tecrübelerime göre çullanma kısa vadeli bir hareket ve sonuçları orta vadede çullanma ortakları açısından hiçte parlak değil. Biraz açayım. Çullanma olayında her düşman tek başına ele alındığında hedeften daha zayıf ve saldırmak için kesinlikle birden çok ortağa ihtiyaç duyuyor. Ancak her çullanma, ortaklardan birinin direkt bir hareketi ile başlıyor gerisi son derece hızlı gelişiyor. Çullanmanın başlangıç aşamasında baskın karar verici mantık değil korku. Çullanma fiili esnasında (dikkat bu fiziksel veya ruhsal olabilir) ise her bir düşman ayrı ayrı değerlendirildiğinde baskın karar verici hınç duygusu, yani artık korku yok.  Ama bu çok kısa sürüyor, çünkü hınç duygusu uzun sürdükçe gücü zayıflıyor ve yerini tekrar korkuya bırakıyor. Korkunun ise ilk yaptığı çullanma ortaklarını birbirine daha da yaklaştırmak, korku belli bir seviyenin üzerine çıktığında güvensizlik duygusu idareyi ele alıyor, önce düşmana karşı güvensizlik iken daha sonra bu artarak çuvallanma ortaklarına karşı güvensizliğe ulaşıyor.  Sonrasını tahmin etmek zor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecrübe konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum son zamanlarda uluslararası arenada çok  sert tartışmalar var. Eksen kafkaslar gibi görünsede asıl problem yeniden ciddi olarak güçlenen Rusyanın hemen her alandaki tavrı. Su üzerinde duran sebep ise Rusyanın destursuz bir şekilde Gürcistanı yerle bir etmesi. Bu kısıma çata pata girişmesi desem aslında daha açıklayıcı olur. Çünkü dünya üzerinde bu oyun uzun zamandır bu şekilde oynanmıyor. Önce karşılıklı atışmalar, göstermelikte olsa diplomatik yolların denenmesi ve tabiki tüketilmesi ve sonunda askerler olaya dahil oluyor. Hatta olayın bir tarafında ABD bulunuyorsa (ki genelde bulunuyor, mesele bayağı bi dramatize ediliyor, hatta sanıyoruz ki melek ABD hasmına karşı evreni korumak içinelinden geleni yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen hemen bütün batılı toplumlar Rusyaya karşı bir şeyler yapılması konusunda hem fikir, NATO bile hemen bir kaç gemi falan yolladı. (dikkat Irakta NATO müdahalesi yok) Tabiki o gemilerin orada olmasının askeri olarak fazla bir anlamı yok, en azından Ruslar herhangibir çatışma durumunda o gemileri dakikalar içerisinde hallederler. Ve bu sır falan değil, hemen herkes 10 tane gemi ile yapılabileceklerin sınırlarını biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman kritik soruyu soralım; o gemilerin orada ne işi var? Tamamen buradayız mesajı vermek, kime?,  herkese, ama başta Ruslardan korkan, korkmaya başlayan, korkabilecek olanlara karşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir sebebi daha var bir çullanma durumunda başlatıcı olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son duruma baktığımızda Rusyaya karşı bir çullanmanın başlamakta olduğu görülüyor, NATO karadenizde, batı ülkeleri peşi peşine açıklamalar yapıyorlar, Rusyadan karşı açıklamalarda geç kalmıyor. Bu arada fiili olarak bağımsız olan iki bölgede ülke olarak bağımsızlıkları ilan ettiler. Tabiki bunların tahmin edilebilir gelecekte Rusya güdümünde olacaklarını söylemek zor değil. Eh Kafkaslarda iki tane kritik noktada Rus karakolu olması demek, batının gaz ve petrol konularında  önmüüzdeki dönemde bayağı zorlanacağı anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 20 yıla baktığımda batıyı zorlayan hemen her konu Rusyanın güçlenmesine yaradı ve batı artık bu güçlenmenin önüne geçmek istiyor. ) Bkz, petrol ve gaz fiyatlarında yükselişler ve düşüşler bunun yanına Rusyadaki oligarkların hızlı bir şekilde Rusya devletinin eline geçmesi veya güdümüne girmesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şu anda fiziksele dönemeiş olan ve bence çokta sertleşmemiş çullanmanın daha da sertleşmesi (bence şu anda karşılıklı bir hırlaşma var) sonucunda neler olabilir? Bir kere Ruslar açıkça Polonyayı tehdit ettiler tabiki Ukraynayıda. Malum Polonya yakın zamanda ABD ile füze anlaşması yaptı buna göre ucu moskovaya dönük ABD füzeleri Polonyaya yerleştirilecek, tabiki Ruslar için kabul edilemez bir durum ve cevap geldi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vururuz !!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polonyanın Ruslara cevabı ise gecikmedi ve ABD için bir hayal kırıklığı oldu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İstediğiniz zaman gelip denetleyin bizi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir düşünelim, Polonyadaki ABD füzelerini ve tesislerini denetleyen Ruslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh durum böyle olunca da Karadenize gelen NATO gemilerine çok şaşırmamak lazım. Ve ilginç bir nokta daha Montro anlaşmasına göre artık herkesin öğrendiği gibi boğazlardan karadenize gelen kıyısı olmayan ülke gemileri karadenizde en fazla 21 gün kalabiliyorlar. Bu durumda NATO gemilerinin 21 gün sonra çıkmaları lazım. ya çıkmazlarsa Ruslar Türkiye sorumlu diyor. Kesinlikle Türkiye sorumlu ama sorun Rusyanın sorunu. Ve çözecek olanda Rusya. Bu durumda bence hem Rusların eline hemde Türkiyenin eline müthiş bir koz veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kapıyı açacak altın bir anahtar gibi. Kim daha yüksek teklif verirse onun kapısını açacak ve o gemiler orada olduğu sürece limitsiz kullanılacak bir anahtar, müthiş bir koz. Rusların bu tür kozları kullanması bayağı sert oluyor. (Bkz. Gürcistan Güney Osatyaya girerek Ruslara bir koz verdi ve Ruslar o kozu Gürcistanı yerle bir ederek kullandı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım Türkiey bu kozu nasıl kullanacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-8338331796050261729?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8338331796050261729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8338331796050261729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/08/ullanma.html' title='çullanma'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7355015597582431836</id><published>2008-08-27T09:06:00.000+03:00</published><updated>2008-08-27T09:34:55.555+03:00</updated><title type='text'>M H P</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.cedarcreek.umn.edu/mammals/midsize/canis-lupus.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 214px; height: 266px;" src="http://www.cedarcreek.umn.edu/mammals/midsize/canis-lupus.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;En son ne zaman açıklama yaptı bilmiyorum ama uzun zaman olduğu kesin. Bahçeliden bahsediyorum. Bu yazının konusu MHP. Dün geniş kapsamlı sayılabiliecek bir basın toplantısı yaptı Bahçeli. Kimse kusura bakmasın söylediklerinden bir iki konu hariç hemen hiç bir şey aklımda kalmadı desem yalan olmaz. Zaten genelde Sn. Bahçeli'nin söylediklerinden çok fazla şey aklımda kalmıyor. Bunun üzerine geçmişte düşünmüştüm. Tabiki Bahçeli ekseninde değil, çok daha eskilerde okul yıllarında. O zamanlarda da hocaların söyledikleri çok fazla aklımda kalmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben buna akademik uslüp diyorum. Malum ülkemizde üniversitede kariyer yapmak iin bayağı bi yontulmanız gerekiyor ve kişisel gözlemim bu yontulma esnasında % 90 oranında bir kesim akademik bir üslüba sahip oluyor onların konuşmaları dinlemek ile herhangibir konuda doktora tezi okumanın bana hissettirdiği şey aynı. Yani bilgi, beceri, kişilik vs. konularında akademi camiamıza diyeceğim bir şey yok ama bu akademik üslup oldukça gıcık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse konuya dönersek, Bahçeli'nin üslubuda aynı. Bunu sadece seçim meydanlarında biraz aşıyor onda da takip edebildiğim kadarıyla belli bazı sloganlar ve konuları güzel işliyor, dikkat çekiyor, MHP'nin sahiplendiği konuları saipleniyor, milli duygularının önemli varlıkları arasında sayan hassas insanları okşuyor vs vs vs. Tabi seçimler sonrası yeniden tahmin edilebilir Bahçeli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu biraz açayım. Son seçimlerin hemen öncesi ve hemen sonrasını ele alalım. Geçen dönem meclis dışındaki bir MHP vardı ve düşünüyorumda meclis dışında kaldığı dönem boyunca MHP'nin yeniden meclise dönebilmek için yaptığı şeyler nedense aklıma gelmiyor. Yani bence MHP o dönemde meclise dönmek için gerekli gayret göstermedi, ama konjonktür onu yeniden meclise taşıdı. Burada atlamamayım, meydanlardan attığı ip bana kalırsa MHP'ye oy kazandırmak bir yana belki kaybettirdi bence o ip sadece kemikleşmiş MHP tabanına yönelik bir sinyaldi "değişmedik bizim için çalışın", gerisi gelmedi. Ama sonuçşta konjonktür MHP'yi meclise taşıdı. Bu satırların yazarı o dönemde MHP'nin az farkla meclis dışı kalacağını defalarca yazdı, ama seçimlere çok az bir süre kala bu tahminimi değiştirdim. Sebebine gelince mecliste yer alacak kontrol edilebilir MHP ile AKP'ye yaptırılamayan bir çok konu MHP eli ile AKP'ye yaptırılabilirdi. Tabi ki önümüzdeki dönemde Bahçeli'nin Türban konusunda olduğu belli bazı konularda da elinde olmayarak yada gücü yetmeyerek ve istemeyerekte olsa MHP'nin fitilini atreşleyeceği bazı adımların atılacağını tahmin etmek zor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiki bunun kararını Türkiyenin yeni derin devleti verdi ve verecek. Zaten seçimler sonrası MHP'ye ve yaptıklarına bakarsanız, bunu izlerini görürsünüz, hemen aklma gelenler DTP'nin elini sıkması, Başkabakanın elini sıkması ve son zamanın en önemli konusu ve daha kapanmamış olan Türban.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bildiğim Bahçeli o türban adımını kesinlikle atmazdı. Kişiliğinden yada partisinden dolayı değil. Ben görüşüme göre Türkiyede akademik kariyeri bulunanlarn %90'ı bu tür adımlar atmazlar.  O dönemde de yazmıştım ve şu anda da aynı fikirdeyim. Türban konusu kesinlikle yeni anayasa, Cumhurbaşkanlığı seçimi, AKP'nin kapatılma davası vs.'den çok daha önemli. Ve çözülecek. Neyse bu bu yazının konusu değil, konuya döneyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bu blogda MHP ile ilgili yazdığım bir yazmda MHP'nin Türkiyedeki olası kutuplaşmada nerede duracağını tespit etmesinin çok önemli olduğunuda vurgulamıştım. Çünkü yakın zamanda iyice doruğa çıkan saçma laik-anti laik zıtlaşmasında laik cephede bayraktarlığı CHP, anti laik tarafta AKP yaparken MHP'nin neyin temsilcisi olacağı belli değildi. Ve neyin temsilcisi olduğu belli olmayan bir partinin mecliste işi ne şeklinde düşünmek, bence en az %40'lık bir kesim olduğunu düşündüğüm kafatasçı olmayan kime oy vereceğinin hesabını yapan  Türk seçmeni için hiçte zor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün geldiğimiz nokta çokta farklı değil. MHP'nin neyi temsil ettiği hala son derece flu. Mesela yarın CHP ve MHP belli odaklar tarafından yeniden yakınlaşmış gösterilse kimin garibine gider. yada yarın MHP çıkıp Türban konusunda tavrımız bellidir hatta son olanlar bizi daha da isteklendirmiştir, bu işin çözülmesi şeref meselesi olmuştur, neye mal olursa olsun bunu çözmek için elimizden geleni yapacağız gibi son yılların en sert siyasi mesajını verse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl? MHP, Bahçeli ve son 10 yıldaki çizgiye bakarak bu ikincisi çok çok daha akla uzak geliyor değil mi? Peki resimdeki Behçeli yerine rahmetli Türkeş'i koyunca. O kadarda uzak durmuyor. hatta yakışıyor bile diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman acıtıcı soruyu soralım. Türkeş MHP'sine MHP dersek, bugünkü MHP'ye ne diyeceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7355015597582431836?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7355015597582431836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7355015597582431836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/08/m-h-p.html' title='M H P'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-9167820657798794410</id><published>2008-08-26T09:18:00.002+03:00</published><updated>2008-08-26T09:56:10.407+03:00</updated><title type='text'>Postal</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm1.static.flickr.com/78/230596737_4f552165ce.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 228px; height: 189px;" src="http://farm1.static.flickr.com/78/230596737_4f552165ce.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eskiden olsa işler daha kolaydı. Peki ya şimdi? Gürcistan ve Avrasya denilen cografya üzerindeki zıtlaşmadan bahsediyorum.  Hoş biraz geri çekilince zıtlaşmanın sınırlarının bayağı genişlediği görülüyor. Şöyle kısaca bir ufuk turu yaparsam; 91'de SSCB'nin yıkılışı sonrasında ABD hemen her tarafta istediği gibi davranmaya başladı. Zaten aşağı yukarı aynı dönemde birinci Irak müdahaleside gerçekleşti. Bunun öncesindeki son durumda ABD ve SSCB'nin birbiri ile çatıştığı (soğuk-sıcak farketmez) yerlere bakınca bugün ile çokta farklı olmadığı görülüyor. Sayayım, Afganistan, Irak, Karadenizin üstü, eski Yugoslavya (bugünün Hırvatistan, Sırbistan ve Bosna'sı), Güney Amerikada özellikle Venezuella)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç değil mi bugünde ABD bu bölgelerde rahat değil oysa SSCB'nin yıkılışı ile bu bölgelerde rahatlaması gerekiyordu, hadi lafı sakınmayayım, buraların ABD'nin yeni sömürgeleri olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ABD açısından acıtıcı soruyu sorayım, tamam bu bölgelerin bazılarında çok bazılarında az olmak üzere belli bir ABD etkisi var ama sizce hangisi için ABD sömürgesidir diyebiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap bence hiçbiri. Aslında bunların tamamı ayrı bir yazının hatta meseleye akademik açıdan bakarsak tamamındaki güç dengeleri ayrı doktora konuları belkide kürsü konuları. Sadece bu bile ABD'nin başarısızlığını göstermeye yetiyor, arada geçen 25 yıl (birde bunun öncesi var) yanında karşında seninle boy ölçüşecek kimse yok ve sonuç başarısızlık, üstüne üstlük aradan geçen 25 yılda izlediğin politikalar sonucu karşınca artık irili ufaklı bölgesel yada global anlamda güç odakları oluşmuş durumda. Artık adınla beraber herhangibir sorundasenin getireceğin çözüm önerilerinin tamamının sesten hızlı uçan ve binlerce kiloluk bombalar içerdiği akla geliyor hemde dünyanın her yerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ABD için bu yazıda bu kadar yeter. Geleyim Rusyaya. Daha önceki yazılarımda bir kaç sefer zamanında (6-7 yıl kadar önce) gülüp geçtiğim bir komployu paylaşmıştım. Buna göre SSCB'nin dağılmasının eski KGB'nin en büyük ve en başarılı operasyonu olduğuydu. İnanırsınız inanmazsınız. Ama buna inanan ve hareketlerini buna göre planlayan dünya üzerinde hiçte az olmayan bir etkili yetkili zümre var. Demek ki dikkate alınması gereken bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz yukarıda ABD'nin başarısılığını belki birazda sert bir şekilde yazdım. Şimdi ikinci acıtıcı soruyu sorayım ABD açısından. Acaba aradan geçen 25 yılda dünya üzerinde aslında bize kafa tutacak kimse olmadığı gerçeği konusunda kandırıldık mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta Afganistanda, Irak'ta , Avrasyada, Orta Avrupada işler bayağı karışmış durumda, eskiden bütün dünya postalını seçerdi, ABD postalı mı, Rus postalı mı? Oysa şimdi? Hemen aklıma gelen 5-6 postal var bu saydığım bölgelerde etkin ve tamamı etkilerini diğerlerine rağmen arttırmaya çalışıyor. Peki bunun sonu bir savaşa mı gider bence global anlamda onun için erken, çünkü bugünkü çıkar birinin total olarak kaybetmesi şeklinde değil. Çünkü ABD'nin belkide en büyük hatası olan globalizm artık kontrolden çıktı ve bütün dünyada Amerikancılığı yükseltmesi beklenirken kapitalizmi yükseltti, artık herkes gücü nispetinde çıkarlarının peşinden gidiyor. İşte bu yüzden de gerek ABD olsun gerek Rusya olsun gerekse diğer belli başlı ülkeler olsun bir konuda başka bazı ülkelerle kolaylıkla ittifak halinde olurken, bir başka konuda düşman kesiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD için üçüncü acıtıcı soruyu sorarak bitireyim. Son günlerde dünyanın en sıcak yeri olan Gürcistan ve civarında yerleşik halk olanlara ne diyor? bence cevabı vereyim, Rus uçakları tepemize bomba yağdırırken ABD uçakları neredeydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana kalırsa bölgede eğer bir postal seçmek gerekirse seçilecek olan Postalın ABD'ninki veya Rusyanın ki  olacağı konusunda çokta emin olmamak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-9167820657798794410?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/9167820657798794410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/9167820657798794410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/08/postal.html' title='Postal'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm1.static.flickr.com/78/230596737_4f552165ce_t.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4335390597315167145</id><published>2008-08-15T09:38:00.000+03:00</published><updated>2008-08-15T10:02:00.835+03:00</updated><title type='text'>60 yıl; dün bile değil !!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.corrosioncost.com/government/nuclear/nuclear2.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 232px; height: 232px;" src="http://www.corrosioncost.com/government/nuclear/nuclear2.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Medeniyet tarihi diye bir şeyi ele alırsak sizce 60 yılın hükmü nedir? Bence hiç. 60 küsür yıl önce ABD japonyaya atom bombası attı. Herhalde geçen yüzyılın en önemli olayı buydu. Bunu yapan ülke bugün dünyanın süper gücü addediliyor. Son cümlede vurgu bugün kelimesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir son 60 yılı taradığımızda ABD'nin başını çektiği uluslararası projelerden hangisi başarılı oldu, soruyu değiştirelim malum uluslarası ilişkilerde mutlak başarı yok, size göre başarılı olan mesela bana göre başarlı değildir. Meseleye ABD tarafından bakarsak ABD'nin başı çıktiği, herhangibir şekilde destek verdiği hangi proje başarılı oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gördüğüm ABD hep bir şeyleri kafasına göre düzenlemek peşinde oldu ve bunların tamamını ateşli olamayan silahları kulanarak yapmaya çalıştı ve bildiğimiz neredeyse tamamında iş öyle bir noktaya geldi ki silahların ortaya çıkması gerekti. Kiminde göreceli bir başarı elde etti ve direkt kendi askerlerine gerek kalmadı ama göreceli olarak daha büyük iş!!!'lerinde hep kendi silahlı gücünü kullanmak zorunda kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sıcak örnek Irak, bu yazının konusu Irak değil ancak Irak'ın bu yazının konusu ile ilgili kısmını yazayım. Bugün Rusyaya sahip olduğu gücü verende aslında ABD oldu. Şöyle ki ABD Irak'ı işgal etti, düşmesi gereken petrol fiyatları kendisini katladı. Bu durumda bugünkü zenginliğini petrola borçlu olan Rusya yükselen fiyatlar sebebiyle güçlendikçe güçlendi ve imparatorluk hesapları içine girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani ABD'nin enerji kaynaklarına yakın olayım, kontrol edeyim politikasının yan etkisi Rusyanın güçlenmesi olarak karşısına çıktı. Son söylentilere göre Gürcistan işinde masaya nükleerlerde geldi. Ayrıntısı &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=15.08.2008&amp;amp;y=IbrahimKaragul"&gt;burada&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yakından bakınca 60 yıl tarih olarak görünsede medeniyet tarihi gözönüne aldındığında 60 yıl dün bile değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4335390597315167145?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4335390597315167145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4335390597315167145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/08/60-yl-dn-bile-deil.html' title='60 yıl; dün bile değil !!!'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-5782730555879307551</id><published>2008-08-12T09:58:00.003+03:00</published><updated>2008-08-12T10:35:15.166+03:00</updated><title type='text'>Pilav yeme adabı...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.lib.utexas.edu/maps/commonwealth/commonwealth.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 390px; height: 286px;" src="http://www.lib.utexas.edu/maps/commonwealth/commonwealth.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vaktiyle kapatma davasından önceleri, burada defalarca Rusya'dan bahsetmiştim, bir kaç yazımda da kafkaslardan bahsettiğimi (yada yazının içerisinde) hatırlıyorum. Durumu çok kısa özetleyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya, artık süper güç olmasa da hala çok güçlü ve gaz ve petrol sayesinde giderekte güçleniyor, gaz ve petrolünü birinci olarak Avrupaya satıyor. Buraya kadar sıkıntı yok ancak Rusya her satıcı gibi müşteriye yakın olmak istiyor, arada mümkün olduğunca komisyoncu, ortak, çantacı, nakliyeci vs. vs. istemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, kendisini süper güç sayıyor, işin kötü tarafı etrafındaki ona yakın ülkelerde hala ABD'yi süper güç sayıyorlar ve işin en ilginç tarafı ABD'yi süper güç sanan ülkeler arasında pek öyle masaya yumruk vuracak güçte ülkeler yok. Mesela Gürcistan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği, her daim olduğu gibi, süt oğlanı oynuyor, birileriyle çıkarlarını uyumlaştırma peşinde buda elini hem zayıflatıyor hemde yavaşlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kilit 3 ülke ve patlama hazır bomba kafkaslar. Ukrayna, Gürcistan ve Türkiye, bu 3 ülke Rusya için hayai önemde. Ukrayna'yı kadife mi, Turuncu mu her ne ise bir şekilde batının (bunu ABD diye okusak daha iyi) organizasyonu ile kaybetti. İkinci ülke Gürcistan da ABD yine bir oganizasyon ile kendi adamını devletin başına getirdi. Ama aynı taktik pek başarılı olamadı, sonuçta Ruslar hatalarından ders alan bir ülke ve ABD'nin elinde kartlar olduğu Rusya'nın da kartları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere Rusya yukarıda da belirttiğim gibi sattığı petrol ve gazın müşteriye ulaşmasında tam hakimiyet istiyor. ABD ise bunu istemiyor, AB'de bir fikir birliği yok, ama AB kaybeden tarafta olmak istemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ukraynayı ABD alarak maçta öne geçti, Rusya ise şimdi Gürcistanı alarak durumu eşitlemeye çalışıyor. Aslında binlerce insanın öldüğü kalanların yaşamları dışında herşeylerini kaybettikleri bir ortam üzerine bu tür mantık silsileleri üzerine strateji kurmak her ne kadar iğrenç bir şey olsa da yapılması gereken şey bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Türkiyeye Türkiye Güsrcistanın doğal müttefiki, ama ABD'nin değil, şu sıralar AB ile de çok öyle müttefiklik gibisinden bir ilişkimiz yok, yani Türkiye 10-20 yıl öncesinin dış işlerini müttefiklik ilişkilerine havale etmiş ülkesi değil. İlgili hemen her konuda kendi tezlerinin peşinde. Gürcistan konusuna gelince, bir kere iurası net, Gürcistanın birilerinin boyunduruğuna girmesi, bunun Rusya ve ABD olması önemli değil Türkiyenin işine gelmez, Türkiye için en iyi senaryo, Gürcistanın daha bağımsız politikalar izlemesi, zaten bugüne kadar ki politikada bu yöndeydi, (Bkz. Gürcistanda modernize edilen eğitilen vs ordu vb şeyleri Türkiye yaptı, Rusya yada ABD değil), peki Gürcistanın bu iki güçlü ülkeninde boyunduruğuna girmemesi mümkün mü? Artık değil, buradaki artık noktası Ukraynanın ABD konrolüne geçmesiydi. BU olunca artık Gürcistanda huzurun kalmayacağı belliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ukraynayı kontrol edemeyen Rusya Gürcistanda işi sıkı tuttu. BUgün çıkan savaşın gerekçesi olarak sunulan, Güney Osetyada Rusyanın hakimiyeti söz konusu, burayı kullanarak Gürcistanı taciz etti, Gürcistanda yemi yuttu, Güney Osetyaya girdi, Rusyada Osetyayı kurtarıyorum diyerek Gürcistana girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabir caizse ABD Gürcistan pilavını ortadan yemeye başladı, Rusya ise kenardan, kimin doğru yaptığı ise pilav yeme adabında saklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-5782730555879307551?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5782730555879307551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5782730555879307551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/08/pilav-yeme-adab.html' title='Pilav yeme adabı...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7193159685336101013</id><published>2008-07-31T09:33:00.001+03:00</published><updated>2008-07-31T10:28:09.503+03:00</updated><title type='text'>everything is negotiable*</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://negotiat.startlogic.com/ccp51/media/images/product_detail/EverythingsNegotiable.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 254px; height: 318px;" src="http://negotiat.startlogic.com/ccp51/media/images/product_detail/EverythingsNegotiable.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün ne olduğunu herhalde 2-3 yıldan önce öğrenemeyeceğiz. Tıpkı 2000-2007 yılları arasında Türkiyede neler olduğunu ancak şimdilerde öğrenebildiğimiz ve "vay arkadaş şu işlere bak" şeklinde tepkilediğimiz işlerde olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Ak Partinin kapatılması davası sonuçlandı. Sonuç tek cümle ile iddianamedeki laikliğe karşı fiillerin odağı olma suçu sabit yani AKP suçlu ancak parti kapatmaya yetecek oy toplanamadığından kapatılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir baktığımızda ergenekon davası ile AKP davası sanki birbirine karşıt olaylar gibi görünüyor. Masaya atılan kartlar gibi. Tabi birde atılmayanlar var. Aslında bu yazının konusu birazda onlarla ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha öncede yazmıştım. Kapatma davasının çoktandır AKP ile ilgisi kalmamıştı, herhalde bunu en erken Erdoğan farketmiştir. Bunu kapatma ertesinde partisinin içindeki, kapatma öznelli sorunun çözümüne karşı üretilen aslında son derece makul ve mantıklı önerilere (mesela anayasayı değiştirmek, anayasa mahkemesinin yapısını değiştirmek vb.) kulak tıkamasındanda anlamak mümkündü. Sonuçta Erdoğan'ın dediği gibi oldu. AKP son derece pasif bir iş yaparak kuraları bozanlara karşı kuralına uyarak hareket etti. ve kapatılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dediğim durumu farkeden Erdoğan bunun hemen ertesindekileride bence gördür bir süredir de bunun sinyallerinei veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada AKP'nin ilk defa hükümet olduğu döneme gidelim. O dönemde AKP'nin ilk icraati herhalde acil elem planını açıklamak olmuştu, içinde benimde bulunduğum esaslı bir kitle için acil eylem planında açıklanmayan ama kesinlikle olduğunu düşündüğüm iki başlık vardı, biri gerçekleşti diğeri ise gerçekleşmedi. Aslında tahmin etmişsinizdir ama ben yinede yazayım. Bunlardan birincisi Uzan'ların bitirilmesi, diğeri ise Doğan'ın bitirilmesiydi. Birincisi itina ile yapıldı. Peki ya ikincisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim bugüne aradan geçen yıllar içerisinde AKP'nin yaptığı ve yapamadığı heen her işinde Doğan grubunun baskısı hep oldu. İLk planda aklıma gelenleri sıralarsam, YÖK yasası gerginliği, atamalar gerginliği, 2B gerginliği, AB gerginliği, Kuzey Irak'a müdahale gerginliği, ABD'nin topraklarımızı kullanma isteği sırasında yaşananlar ve tabi aklıma hemen gelmeyen belki elli tane konuda daha, AKP ve Doğan'lar hep karşı karşıya geldiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal şartlarda hemen her karşı karşıya gelişte, sert atışmalar oldu, bir çoğunda Başbakanın hortumlarını kestik o yüzden bağırıyorlar cevabı ve bu cevabın hemen ertesinde gelen akıllara gelen soru, madem hortumları kesecek gücün var neden hala ayaktalar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapatma kararı öncesinde özellikle son bir ayda (tamda ergenekon soruşturması esnasıanda dokunulamazlara dokunulduktan sonra) Doğan grubu ile AKP arasındaki yakınlaşma artık gözle görülür hale gelmişti. Daha önce burada belirtmiştim aslında kapatma davasının önemli olmadığını, bana göre kapatma davası vs. son dönemde Anayasa Mahkemesinin önüne gelen önemli kararlar arasında kendisine ancak 3 numarada yer bulabiliyor. Kendime göre sıralarsam, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasını engelleme amaçlı 367 kararı davası benim bir numaram, iki numara Türban kararı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebebi açık bana göre AKP sadece Türkiyede 150 yıldır iktidarda olan zihniyetin değişmesi esnasında kullanılan bir araç. Bunun ötesinde bir anlamı yok. İtirazınız mı var? Hemen şu soruya açık yüreklilikle cevap verin: Geride kalan iktidarı döneminde kritik zamanlarda sahip olduğu güçten beklenen reaksiyonları gösterme konusunda hep çekingen olan AKP'nin sizce Ergenekon Soruşturmesının bu noktaya gelmesinde ne kadarlık bir etkisi olmuştur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru basit ama cevabı bence acı, hemen hemen hiç. Peki engelledi mi? Hayır. Bence AKP'nin ne engelleyecek ne de üzerine gidecek bir cesareti yoktu. Peki ne yaptı? Bence en tehlikeli ve Başbakanın en iyi yaptığını düşündüğü şeyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Herşey müzakere edilebilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7193159685336101013?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7193159685336101013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7193159685336101013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/07/everything-is-negotiable.html' title='everything is negotiable*'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-6927940400583923876</id><published>2008-07-22T08:51:00.000+03:00</published><updated>2008-07-22T09:07:38.033+03:00</updated><title type='text'>iyi de ...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.b2binternational.com/b2b-blog/images/leadership.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 250px; height: 216px;" src="http://www.b2binternational.com/b2b-blog/images/leadership.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herhalde yönetim sanatının en kadim sorusudur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Lider mi önemlidir yoksa organizasyon mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiki soru bu kadar basit değil, çünkü bunlar değişken hemen her şeyden etkileniyorlar kimi durumlarda lider kimi durumlarda ise organizasyon öne çıkıyor. iyi de bu kimi durumlara göre hangisinin öne çıkarmamız gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazcık açayım, belli bir kriz ortamını anormal zamanlar olarak adlandırırsak normal zamanlarda organizasyon daha önemlidir diyebiliriz bu durumda normal zamanlarda liderin gücünü, insiyatifini yada her ne derseniz, azaltırsak daha iyi !!! olacağını düşünebiliriz. Peki bu durumda anormal zamanlarda liderin gücünü arttırırsak daha mı doğru bir hareket olur. Normal zamanlarda liderlik vasıflarını geliştirme şansı vermediğimiz birine, anormal zamanlarda nasıl güvenecegiz. Hele ki bu zamnlarda alınan kararaların telafisi son derece zorken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bunları düşündüren şey, artık iyiden iyiye bloğumu esir almış olan ergenekon konusu. Bugünün sabah flaşı, iddianamede ergenekon'un bir numarasının olmadığı yönünde haberler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyi buraya kaydetmek istiyorum. Yönetme sanatına dünya tarihi boyunca en büyük katkıyı herhalde anarşistler yapmıştır. Düşünsenize yerleşik ve organize bir güce ve onun imkanlarına karşı elinizde son derece kısıtlı imkanlar ve ucunda%50'den fazla bir ölüm ihtimali var. Buna karşı mücaledeki en büyük silahınız ise yönetme sanatı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda bahsettiğim, "lider mi, organizasyon mu?" ikilemine anarşistlerin getirdiği çözüm cidden dahiyane. Gevşek ve hücre tipi yapılanma. Yani bir örgüt kuruyorsunuz ve bu örgütte temel şeyler belirleniyor, hedefleri belirliyorsunuz mesela sonra hücrelere bölüyorsunuz her hücrenin kendi lideri ve kendi organizasyonu var, işin vurucu tarafı hücreler birbirlerini tanımıyorlar, bilmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba bu ilk defa G.Amerika ülkelerinde uygulandı, sonuç başarı !!!. Şimdi ergenekon'a bakıyorum da, normal dünyada üst seviyede olan neredeyse herkes birbirini tanıyor. Orta ve alt seviyedekilerde durum nedir bilmiyorum. Yalnız açık olan bir şey var. En basitinden ölme ve öldürme yeminleri ettirenler içerde olsa da o saçma yeminlere edenler galiba içeride değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar hengamede insan ister istemez soruyor "İyi güzel, liderler burada diyorsunuz tamam ama organizasyonun kalanı nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-6927940400583923876?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/6927940400583923876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/6927940400583923876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/07/iyi-de.html' title='iyi de ...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2852015515951363700</id><published>2008-07-18T09:07:00.001+03:00</published><updated>2008-07-18T09:28:58.226+03:00</updated><title type='text'>medenilere galebe</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tuerkkitabevi.com/catalog/article_images/insanlariikna123.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 212px; height: 264px;" src="http://www.tuerkkitabevi.com/catalog/article_images/insanlariikna123.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir kere şunu kabul edelim. Bugün ergenekon ile gündemde olan isimlerin önemli bir çoğunluğunun gerek kültür, gerek yaşayış ve gerekse zeka seviyesi olarak ortalama bir insandan çok daha üst seviyede olduğu aşikar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca bir bakarsak; Hurşit Tolon, orgeneral, TSK'nın en tepesinde görev yapmış, Şener Eruygur yanı şekilde, Veli Küçük, bir çoklarına göre çok çok derin bir organizasyonu kuran ve yöneten biri, Sinan Aygün, nalburluktan bu noktaya, Mustafa Balbay, gazeteci, İlhan Selçuk aynı şekilde, hatta tetikçi olduğu öne Sürülen Osman Yıldırım (yada Gündüz'müydü tam hatırlayamadım, ismi önemli de değil) bunca yıldır yeraltında karışmadığı iş kalmamış hala hayatta. Listeyi uzatmak mümkün ve çok kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lafı getireceğim nokta ünlü bir söz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Medenilere galebe ikna iledir." Bunu bu devrin insanı ikna ile yenilir, diye de anlamak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir çıkarım yaparsam, ortalama insanları 0 noktasına koyunca yukarıda bahsettiklerim 0'ın sağında bir yerlerde oluyorlar, mesela medenilik skalası desek bunun adına, yukarıda saydıklarım rahatlıkla medeniler tarafında değişik yerlerde bulunabiliyorlar. Tabi tamamen soyut bir şey benim ki, neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);" href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=715479"&gt;Buradaki&lt;/a&gt; haberi okuyunca aklıma bu söz geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü gözlatına alınanların öncesi ve sonrasındaki tavırlarında çok ciddi değişiklikler var. Hatta bu değişiklikler kolaylıkla gözaltı öncesinde aynı safta yer aldıkları arkadaşları tarafından hainlikle suçlanabilecek değişiklikler içeriyor. Bunun nedeni ne olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2852015515951363700?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2852015515951363700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2852015515951363700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/07/medenilere-galebe.html' title='medenilere galebe'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-122479682029936774</id><published>2008-07-17T09:01:00.000+03:00</published><updated>2008-07-17T09:34:18.407+03:00</updated><title type='text'>bu kadar günah çıkarma yetmez mi?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://mizrak.web.tr/images/mustafa_bulent_ecevit_b.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 245px; height: 191px;" src="http://mizrak.web.tr/images/mustafa_bulent_ecevit_b.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son bir haftadır eski bir defter açıldı. Önceki yazımda da belirtmiştim 2001 yılı Türkiye için çok çok önemliydi. Hatta alıntılayayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 102, 255); font-weight: bold;"&gt;"Bizde de bir süredir böyle oluyor. Mesela tam tarih verecek olursam Ben 2001 yılını veririm. 2001 yılı Türkiyenin dibe vurduğu yıl oldu. Ekonomi dünyasında, iş dünyasında, siyaset dünyasında çok kişiler ve partiler ve tabiki akımlar o yıl içerisinde tarih oldular."&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;İşte bunlardan biride Bülent Ecevit, partisi ve temsil ettiğini düşündüğü akımdı. O dönemde kimler baskı yapmamış ki, gazeteciler, iş dünyası ve pek tabiki askerler. Bu satırların yazarı da o dönemde ecevit'in artık bırakmasını düşünüyordu ama kesinlikle bırakıp gitmesini değil. Çünkü o dönemdeki bırak git'cilerin amacı olması gerektiği gibi bir bırakma istemiyorlardı, Ecevit'in yapacağı bir bırakıp gitme herhalde memkeleti kendilerine bırakıp gitme olmayacağından. Tabi zaman herkes için geçti ve bugünlerde gelindi. O zamanın bırak git cephesi gücünü kaybede kaybede bugün hakkında iddianame hazırlanan, tutuklanan, gözaltına alıncaklar içerisinde ismi geçenler haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi güzelde hemen her gün "evet evet ecevite bırak git diyenler içinde şu da vardı" şeklindeki haberler neden şimdi ortaya dökülmeye başlandı. Bence bunu tetikleyen şey geçen hafta içinde DSP'de Rahşan Ecevit tarafından çıktığı düşündüğüm rahatsızlık. Buraya bir virgül koyup DSP'nin şu anda ne bence olduğunu yazayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere DSP bugün itibari ile bitmiştir. Seçimlerin öncesindeki Türkiye tablosunda bir yazımda DSP'yi yorumlamıştım. Özetle o dönemi DSP, ANAP-DYP sağda birlik saçmalığına nispet yaparcasına, CHP ile solda birlik aculluğu ile geçirmeseydi, baştan itibaren CHP'yi ve onun AKP iktidarının ilk dönemindeki kişiliksiz muhalefet anlayışının karşısında sert bir şekilde dursaydı, bu kadar lafa gerek yok aslında, DSP o dönemde Türkiyede gerçek anlamda tek sol parti var o da DSP'dir, deyip sol söylemlerle halkın karşısına çıkıp hedefine de öncelikle CHP'yi, sonrasında AKP'yi alsaydı, en az CHP kadar oy alırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü 22 temmuz seçimleri Türkiyede bir çok konuyu açıklığa kavulturdu, sağ-sol kavramları ve hem sağın hemde sol'un kendi içerisideki ağırlıklarını. Eğer böyle bir strateji izlemiş olsaydı, bugün bugün yaşaıdığımız gerginliklerin bir çoğu yaşanmayacak ve Türkiye solda belkide gerçek bir muhalefet partisine sahip olacaktı. Oysa DSP bunun yerine korkak bir tavır ile CHP'ye yamandı ve seçimlerde hiç bir varlık gösteremedi. Ve Türki siyasi hayatından silinip gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimlerden bu yana DSP'nin adını ne zaman duyduğuma bir bakıyorumda en ciddi olay, şu son Ecevit' e bırak git baskısı olayları. Yani DSP'nin adını bile hala Ecevit duyuruyor. Böyle bir parti sizce herhangibir seçimde ne yapabilir? Olası bir seçimde yapabileceği şeyler bu kadar açıkken hali hazırda ne kadarlık bir gücü olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse konuya geri döneyim. Neden şimdi Ecevit ile ilgli herkes bir günah çıkarma yarışına girdi? Bu sorunun cevabını Ecevit'in kişiliğinde aramak lazım, özellikle de son 10 yılında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere şu gerçeğin altını çizelim, belki bundan 20 yıl önce Türkiye içerisinde bu kadar etkin olmayan bazı gruplar ve oluşumlar hadi açık açık yazayım, cemaatler bugün tartışılmaz bir şekilde etkinler. Özellikle F.Gülen cemaatinin belli bir ücü var ve bu güç yine açıkça yazayım, yüksek askeri çevreler, sıkı laikler, düzenin devamından yana sermay grupları, TÜSİAD, büyük patronlar, beyaz Türklerin ciddi bir kısmı, sanat dünyasının kesretli çoğunluğu tarafından pek hoş karşılanmıyor, sadece bununla kalsa iyi, gazete sayfalarına, tv kanalarına, açık oturumlara, yerel ulusal kongre, toplantı, sempozyum, ev,komşu, arkadaş ziyaretleri, geyik muhabbetlerine bile belki bire beş katılarak konuk oluyor. Bunların düşüncesine göre devlet kurumlarının önemli bir kısmında söz sahipleri, belli bakanlıklar onların emrinde, emniyet neredeyse tamamen onların elinde, askerler içerisinde çok ciddi bir güçleri var, milli eğitim camiasında da onlardan habersiz kuş uçmuyor vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hemen hepsinde belli bir gerçeklik payı olduğunu bende düşünüyorum ama ne kadardır bilmiyorum. yalnız şurası açık 20 yıl öncesinin Türkiye debkleminde durum böyle değildi. Zaten bu konuda benim ne düşündüğüm önemli değil, önemli olan bir üst paragrafta belirttiğim kesimlerin ne düşündükleri, eh onların düşünceleri de (yada paranoya mı demeliyim)  açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit'e dönersem, son 10 yılına baktığımızda Ecevit ve icraatlarında özellikle bu kesimleri son derece memnun eden şeyler var. Yani bu grubu öven açıklamalar, yurtdışındaki okulları ziyaret, bazı etkinliklere katılmalar vs. Acaba diyorum, Ecevit hakkında bunca günah çıkarma ile devlet içindeki etkin olanlara karşı acaba bir sinyal mi var diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar.&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 102, 255); font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-122479682029936774?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/122479682029936774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/122479682029936774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/07/bu-kadar-gnah-karma-yetmez-mi.html' title='bu kadar günah çıkarma yetmez mi?'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-5115327813020258561</id><published>2008-07-15T09:03:00.000+03:00</published><updated>2008-07-15T09:28:48.601+03:00</updated><title type='text'>önyargı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imagecache2.allposters.com/images/pic/MMPO/503333%7EConspiracy-Theory-Posters.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 221px; height: 326px;" src="http://imagecache2.allposters.com/images/pic/MMPO/503333%7EConspiracy-Theory-Posters.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Önyargılarınız var mı? Kimse yok demesin, bence herkesin ön yargıları vardır. Kimisi bunu dizginleyebilir kimisi de yapamaz. Bazıları ise yapmaz. Zaten bunu yapmayanlar için altıncı his ile ön yargı arasındaki çizgi iyice belirsizleşmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir girişi neden yaptım. 1997 yılında ben okuldayken sinemalara yeni bir film gelmişti o dönem yıldızı parlayan Mel Gibson ve herhalde yaşayan en güzel gülüşe sahip bayanlardan biri olan Julia Roberts'ın oynadığı "Conspiracy Theory" (komplo teorisi-&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);" href="http://www.imdb.com/title/tt0118883/"&gt;burada&lt;/a&gt;) filmi. Film ABD derin devleti içerisindeki bir tetikçi ve o derin devlete açtığı savaşta öldürülen birinin (galiba savcıydı) kızının öyküsünü anlatıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında filmin ne anlattığı bu yazının konusu değil ama filmin son sahnelerinden birinde aslında anlıyorduk ki derin devlete bir şey olmadı sadece kabuk değiştirdi. Tabi bu konu seyircinin çok üzerinde duracağı bir şey değil, çünkü kahraman kurtuldu, julia kurtuldu ve derin devlet artık "emin!!!" ellerde. O zaman filmin Braveheart'ın gazı ile çekilmiş, b sınıfı bir film olduğunu düşünüp önyargıma yenilip izlememiştim. Oysa bir çok konuda insanın olaylara bakışını değiştirebilen bir film olduğunu yaklaşık 7-8 yıl sonra izlediğimde fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde filmlerden gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda ergenekon ile ilgili bir sürü haber-yorum vs vs üzerimizi boca ediliyor, kimisi tutarlı kimisi tutarsız. Özellikle hakim medya diye adlandırdığımda kim olduğu hemen anlaşılacak grup tarafından dillendirilenler soruşturmanın, iddianamenin artık ne derseniz, değerini düşürücü nitelikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Star gazetesinin haberinde bu tür haber yorum vs'ninde ergenekon'un planı olduğu hatta bunu stratejiye döktükleri haberleştirildi.  Benim özellikle dikkatimi çeken bir yorum var bunların arasında; "Türk derin devleti bağırsaklarını temizliyor" şeklinde olan. Nerede duydum yada okudum bilemiyorum. Ama bence en tehlikeli yorumda bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani denilmek isten,yor ki ergenekon bu yakalanan kişilerin, planların vs çok üzerinde bir yapıdır, hatta bu yürütülen operasyonda ergenekon'un insiyatifi ve yönlendirmesi altındadır. Yakın zamanda bu türden tezviratın artması ile hem toplum kesimleride hemde başta yargı bürokrasisi olmak üzeri bürokraside ergenekon'un boşluğunu doldurmak için neo-ergenekon yapılanmalar olabilir. Daha bir kaç gün önce galiba Bursada ve eş zamanlı olarak 11 şehirde yapılan operasyon ile ele geçirilen çetenin özelliklerine baktığımızda da, son 3-4 yılda yakalanan çetelerin yakalandıkları şehirlerde oluşan boşluğu doldurmak amacıyla kurulduğunu ve bayağıda başarılı olduğunu gördük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı durumun ergenekon konusunda olabileceği ihtimali bence bayağı büyük. Susurluk sonrası yaşananlara bakınca o zaman gösterilen tepkinin boyutu ve olayın ele alınış tarzının halk seviyesinde bugün ergenkon olayında gösterilmedği çok açık. Bunu en kısa yoldan şöyle ifade edebiliriz. Susurlukta ortaya çıkan en banal tanımıyla sağcı çetelerin devletteki uzantılarıydı, bugünküler ise sağcı olmayanların uzantıları. O zaman halk içerisinde susurluk konusunda pro-aktif olan çevreler bugün ergenekon'un ne olduğunu anlamamakta direnen ve bazıları itibari ile avukatlık rolüne soyunmuş olanlarla ile aynı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış anlaşılma olmasın burada kamuoyu önünde belli bir tanınırlığı olanlardan değil kapı komşumuz bile olabilecek normal vatandaş seviyesinde insanlardan bahsediyorum. Bu durumda o günkü tavırlarınında şimdiki tavırlarınında sebebinin bilgi, belge vs değil önyargı olduğunu söylemek herhalde yanlış olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önyargılarımıza yenik düşmemek dileğiyle, selamlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-5115327813020258561?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5115327813020258561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5115327813020258561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/07/nyarg.html' title='önyargı'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4242296330003512206</id><published>2008-07-14T09:00:00.000+03:00</published><updated>2008-07-14T09:21:20.542+03:00</updated><title type='text'>basit bir plan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.lovefilm.com/lovefilm/images/products/6/34426-large.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 205px; height: 294px;" src="http://www.lovefilm.com/lovefilm/images/products/6/34426-large.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herhalde bana bugüne kadar izlediğim en iyi 25 filmi say deseler Sam Raimi'nin  "A Simple Plan" filmini mutlaka sayardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu çok önemli değil ancak yinede yazayım. Mafyanın 4 milyon dolarının olduğu uçak küçük bir kasaba yakınlarında düşer içindeki para çantasını kendi halinde biri bulur, bu birinin azıcık safça bir kardeşi ve bir karısı vardır, küçük, basit, sıradan bir amerikan kasabasının sıradan ailesi. Sonrasında para bu sıradan insanları oldukça değiştirir. İzlemediyseniz, mutlaka izleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya konu o kadar önemli değil, filmi çekici kılan ipin ucu kaçtığından insanların neler yapabileceğini göstermesi, birde filmdeki kahramanlar sıklıkla başarı şansı yüksek basit planlar yapıyorlar, ama sonuç pekte hesapladıkları gibi olmuyor. Önceleri çok basit ve başarılı olacak gibi görünün planlar film izledikçe giderek karmaşık hale geliyor, ancak planların sahiplerince başarıya ulaşakları konusundaki imanda bir azalma olmuyor. Bu konuda tereddütünü dile getiren ise çok geçmeden senaryo dışına çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde de bir süredir böyle oluyor. Mesela tam tarih verecek olursam Ben 2001 yılını veririm. 2001 yılı Türkiyenin dibe vurduğu yıl oldu. Ekonomi dünyasında, iş dünyasında, siyaset dünyasında çok kişiler ve partiler ve tabiki akımlar o yıl içerisinde tarih oldular. Tabi bazıları bunu planladı, bazıları planlayanların planlarını okudu ve ona göre davrandı bazıları için bu ikisini de yapamadı ve gücünü kaybetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar soyut yazmaya da bilirdim ancak bu yazıda önemli olan bu bazılarının kimler oldukları değil. Bu yazının konusu basit bir plan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte belki son sonuçlarını yada ilk sonuçlarını (bu da önemli değil) 2001 yılında gördüğümüz plan ile 2008 yılına kadar geldik. Şimdi neden ilk veya son sonuç kavramının önemli olmadığını kısaca anlatayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz yukarıda yazdım birileri plan yaptı, birileride yapılan planı okudu. Bu iki zümre arasında aradan geçen 2001-2008, yani 8 yıllık süre içerisinde kesinlikle kazanan kesim planı yapanlar değil, planı doğru okuyanlar oldu, bundan sonra kesinlikle kazananlar yine planı doğru okuyanlar olacak.  Çünkü plan yapmak sonuçta belli bir maliyete katlanmak demek, ve plan yapma ile katlanılması geren risk kesinlikle, planı okumak için katlanılan riskten çok çok dafa fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son 1 yıla girdiğimizde aradan geçen yıllarda giderek dahada güçlenen planı doğru okuyanların kendi planlarını izlemeye başladık. Son bir yılın gelişmelerine şöyle bir bakınca bende öyle bir kanı oluştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4242296330003512206?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4242296330003512206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4242296330003512206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/07/basit-bir-plan.html' title='basit bir plan'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4499612700583620457</id><published>2008-07-11T19:21:00.000+03:00</published><updated>2008-07-11T19:39:40.912+03:00</updated><title type='text'>üçüncü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://filmtracks.files.wordpress.com/2007/07/the-third-man-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 207px; height: 207px;" src="http://filmtracks.files.wordpress.com/2007/07/the-third-man-1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda giderek sıklaşan ikili görüğşmelereden sonuncusu, dün cumhurbaşkanı ile bir önceki Genelkurmay başkanı arasında oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir hatırlarsak bundan önceki buluşma (bizim bildiğimizi kadarıyla) başbakan ile aşağı yukarı 1 ay sonra genelkurmay başkanı olmasına kesin gözüyle bakılan kuvvet komutanı arasında olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki ise 27 nisan e muhtırası sonrasında başbakan ve genelkurmay başkanı arasında olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının konusu bu buluşmalarda nelerin konuşulduğu değil, buluşmaların kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsine teker teker bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk buluşma öncesinde yeni cumhurbaşkanı seçilecek, bunun anlamı bazılarına göre son kale olan Cumhurbaşkanlığının kaybedilmesi, bunun daha açık anlamı, kendisini devletin, milletin, ülkenin sahibi daha da ötesi efendisi sanan belli bir zümrenin elinde tuttuğu ayrıcalıkların daha hızlı bir şekilden elinden alınması demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani hayati bir durum söz konusu iken tamda bu ortamda askerler hükümete muhtıra veriyorlar, herhalde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kısa ömürlü muhtırası oluyor. Bunun sebebi ise hükümetten kriz dönemlerinde görmeye alışık olmadığımız netlikte ve sertlikte bir cevap gelmesi. Bu ahvalde malum görüşme oluyor, taraflar ne konuştuklarını açıklamıyorlar. Bir kaç ay sonra Türkiyede cumhurbaşkanlığı sistemi tamamen değişiyor, cumhurbaşkanını artık halk seçecek, 7 yılığına seçilen ve bir defa seçilebilen cumhurbaşkanı gidiyor 5+5 geliyor ve halk seçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bir seçim yapılıyor ve bir çok hatalı politikasına rağmen hükümet eden parti çok daha büyük bir güçle seçimi kazanıyor, sokakta gördüğünüz her iki kişiden birinin oyunu alarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçeyim ikinci buluşmaya, ne konuşulduğu yine sır kalıyor, suya sabuna dokunmayan bir açıklama var ortada, belkide hakikaten teröre karşı alınacak önlemler konuşulmuştur. Bunu tabiki bilemeyiz ama bu buluşma sonrasında yakın dönemde kuvvet komutanlıkları yapmış iki orgeneral, bugün tutuklu, ekonomi dünyasında da ciddi bir ağırlığı olan biri de tutuklu. Ve suçlamalar hiçte yabana atılır cinsten değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son buluşma, ne konuşulduğu yine meçhul? Zaten sonuncusu bol bol bazında yazılıyor çiziliyor. Önceki iki buluşmaya bağlanan sonuçlar (bilinen iki) var. Acaba bu son buluşmadan sonrada ciddi şeyler olacak mı bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde diyeceğim. Acaba diyorum bütün bu buluşmalar aslında iki değilde üçüncü bir kişi varsa, bildiğim bir şey yok benimki sadece kuyuya bir taş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4499612700583620457?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4499612700583620457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4499612700583620457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/07/nc.html' title='üçüncü'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-5177207263021336003</id><published>2008-07-10T08:53:00.000+03:00</published><updated>2008-07-10T09:23:31.286+03:00</updated><title type='text'>saldırı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://s.aktifhaber.com/images/news/77670.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 247px; height: 222px;" src="http://s.aktifhaber.com/images/news/77670.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;En doğru yalan, gerçektir. Böyle bir söz var mı bilmiyorum, yoksa da söylemiş olayım. Dün Türkiyede bir silahlı saldırı olayı oldu.  Saldırının yeri ABD büyükelçiliği ama ölenler elçiliği korumakla görevli Türk polisleri. Son durum 3 şehidimiz var. Polis ayakta ve en kısa zamanda olayı gerçekleştirenler yakalanacaktır, zaten hali hazırda 2 gözaltı var zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırının gerçekleşişi tam bir B sınıfı Michael Dudikof aksiyon filmini andırıyor. Bir araba ile 4 kişi geliyor ellerinde pompalılar var arabadan iniyorlar ve ateş etmeye başlıyorlar. Sonuç hepsi ölüyor biri arabayla kaçıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının buraya kadarki kısmı tamamen gerçekler. manipülasyon yok ve bu yüzden işe yaramazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz manipüle edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD büyükelçiliğini koruyan 3 Türk polisi şehid oldu, büyükelçilikte bir hasar ölü yaralı vs yok. Hemen sorayım sizin hedefiniz ABD'ye Türkiye topraklarında saldırmak olsa, yukarıda kısaca anlattığım şekilde bir saldırı planı seçenekleriniz arasında kaçıncı sırada yer alırdı? hemen söyleyeyim benim listemde sonda birinci olurdu (sonuncusu elime bir tabanca alıp elimi kolumu sallaya sallaya direk ana kapıya gitmek)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh gerçekleşen şekilde ABD ye herhangibir zarar veremedikleri açık. yani mesela başarılı olmuş bir bomba yüklü kamyonet taktiği var. Birde daha öncede Sudanda vs başrılı olmuş füze roket saldırısı örnekleri var. Neden bu kadar saçma bir saldırı planı yapıldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala hedefin ABD olduğu varsayımında ilerliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba olası bir İran müdahalesinde ABD bu tür bir eylem ile Türkiyeyi yanına mı çekmeye çalışıyor? Ya da hükümeti? Belkide. İyide o zaman madem ABD İrana saldıracak bunun propagandasının giderek artan bir şiddette  yoğunlaşması gerekmez mi? Irak müdahalesi öncesi kopan fırtınayı hatırlıyorumda zaten ağır aksak Irak işgalinde bir her tarafımız Irak ABD olmuştu hemde müdahaleden en az 18 ay öncesinden başladı medya bombardımanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ise ABD ve İsrail karşısında cidi bir devlet var ve bu devletin neredeyse dünyanın yarısnın arahtlıkla vurabilecek füzeleri ve nükleer silahları var. Bana sanki bu tür bir niyeti olan ABD'nin çok çok çok daha fazla savaş öncesi propagandaya ihtiyacı varmış gibi me geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde olayın tam oturmayan tarafı, diyelim ki ABD İran müdahalesinde Türkiyeyi yanında istiyor, o zaman bize vereceği bir sürü şey varken, mesela Kuzey Iraktaki petroller, ırak petrolleri, petrol arama hakları vs vs vs neden hemen her fırsatta faturayı ABD'ye kesen Türk milletine bu tür bir acı yaşatsın. Sokağa çıkıp bu işi kimin yaptığını sorsanız kesretli bir çoğunluk size ABD diyecektir. Sebebi açık ABD büyükelçiliğine yapılan saldırıda ABD'liler burnu bile kanamıyor. Bu nasıl saldırı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bu yukarıdakinden daha makul bulduğum bir tezim var. bana kalırsa saldırı ergenekon'un işi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebebine gelince bu saldırı ile Ergenekon ABD'ye bizi sattın mesajı verdi, Türkiyeye ise polisi üzerimize saldın.  Daha da geliştirebiliriz. Ama bence olay ergenkon bağlantılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi canım diyenlere de, yoksa siz ergenekon'u sadece canı sıkıldıkça darbe planlayan bir örgüt mü sanmıştınız derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-5177207263021336003?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5177207263021336003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5177207263021336003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/07/saldr.html' title='saldırı'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7476561585225533019</id><published>2008-06-20T11:54:00.001+03:00</published><updated>2008-07-04T09:43:19.921+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www1.istockphoto.com/file_thumbview_approve/789934/2/istockphoto_789934_hot_housewife_dilemma.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 207px; height: 252px;" src="http://www1.istockphoto.com/file_thumbview_approve/789934/2/istockphoto_789934_hot_housewife_dilemma.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir şey fark ettim, muhtemelen sizlerde aynı şeyi farkettiniz. Son 1 aydır özellikle gündemimiz hep aynı, ama bir türlü buna isim koyamıyorum. Sanki herkes aynı şeyi görüyor ama bir türlü isimlendiremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda AKP'nin kaptma davası biraz daha geri plana düştü ve bu düşüşte bana şu soruyu sorduruyor: "Yoksa bu dava hiç bir zaman asıl amaç değil miydi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bakıyoruz Başsavcının delilleri google'dan, youtube'dan falan toparladığına dair delilli iddialar, bir tarafta TSK kaynaklı üst komuta kademesini yıpratıcı ve bildiğim kadarı ile yalanlanmamış delilli, foto'lu iddialar, bir tarafta sebebi ziyareti belli olmayan Babacan'ın ABD ziyareti, Avrupa ve ABD'nın yüksek yargıçlara ve mahekemeye diş göstermesi, Yüksek mahkemenin bir üyesinin müstakbel Gnkur Başkanı ile ilişkileri vs vs vs. Bunları daha da uzatabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyebilir misiniz bunların hangisi bizim gerçek gündemimiz? Zor bir soru ve ve bence hiç biri gerçek gündemimiz değil. Dün Fehmi Koruda bu konuya değinmiş, bir tanıdığının tezi şu anda ve belki bir yıldır yaşadıklarımızın sebebi bu yıl komuta kademesinin değişecek olması ve bu değişime AKP'nin ağırlığını koyacağı iddiası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olabilir mi? Bana biraz zayıf geldi. Çünkü bence Türkiyedeki sistem bu kadar kırılgan bir yapı olmamalı. Yani düşünsenize dünyanın gözünün her daim üzerinde olduğu coğrafyada 150 yıldır bir şekilde ayakta olan bir müesses nizamın devamı belli bir veya iki kurumun ve bu kurumların başındaki kişilerin tasarruflarına hayati derecede bağlı olsun. nedense bana fazlasıyla basit geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında bir başka teori ise ABD eksenli, buna göre küresel baronlar ABD eksenli kurdukları tek kutuplu dünya planı ve öngörüsünde fena halde yanıldılar ve bu sebebpel sürekli yenildiler, yenilgilerinin sebepleri SSCB sonrası dünyada ABD'nin müttefikliklere pek fazla sıcak bakmaması ve bu sebepler müttefiklerin kendi başlarının çaresine bakmak gibi son tahlilde ABD zararına işler yapabilecekleri olasılığının artık iyiden iyiye artmış olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olasılık diyorum çünkü şöyle 20 yıl öncesine bakınca ABD'nin müttefiki sayılan ülkelerin bugünkü konumlarında ABD düşmanı sıfatını hakedecek bir durumları yok ama artık 20 yıl öncesinin canciğer kuzu sarması ilişkileride yok. Ve bu yalnızlık ABD'ye ve küresel baronlara dünyayı şekillendirmede maliyetlerin ve başarısızlıkların artması şekilnde yansımış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada Türkiyenin çok önemli bir yer var. Artık kimse Irak işgalinin nükleer zamazingolar sebebiyle olmadığının (ve muhtemel İran saldırısınında gerekçesinin ) farkında. Böyle bir ortamda ABD Irak savaşında bulduğu çok çok sınırlı desteği İran'a karşı saldırısında bulamayacağınında farkında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ABD neden İran'a saldırmak istiyor? Bence ilk sebep ABD enerjiye yakın yerlerşde pek fazla güçlü devlet istemiyor. Diğer sebebp ise biraz daha tutucu İsrail'in güvenliği.  Bölgeye baktığımızda tablo bayağı berraklaşıyor, bölgede iki etkin devlet var, Türkiye ve İran ve şu günlerde bu ikisini de PKK ortak paydasında birleştiren bir durum var. İran PEJAK ile Türkiye ise PKK ile uğraşıyor ve işin Türkiye tarafında uzun sayılabilecek bir süredir göreceli olarak azalan PKK saldırıları söz konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde Türkiye İran yakınlaşmasının enerji boyutu var. Ki bu boyut ABD'nin bize alternatifini sunamadığı bir şey.&lt;br /&gt;Devam edecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7476561585225533019?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7476561585225533019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7476561585225533019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/06/bir-ey-fark-ettim-muhtemelen-sizlerde.html' title=''/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-3346873530521125127</id><published>2008-06-11T11:40:00.000+03:00</published><updated>2008-06-11T11:43:00.611+03:00</updated><title type='text'>neyin partisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.misafir.net/resimyukle/resimler/1addec85e6ce13995d770474f174c1e3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 208px; height: 156px;" src="http://www.misafir.net/resimyukle/resimler/1addec85e6ce13995d770474f174c1e3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir süre önce yazmıştım bir kısmını tekrar yapıştırayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;...Bir diğer yazmadığım oyuncu ise MHP. Heralde MHP tarihini hiç bir döneminde bu kadar çok kilit oyuncu olmamıştır ve bu kadar çok gol fırsatı kaçırmamıştır. Her iki takımda MHP'yi kendi saflarında görmekte memnun olacaktır ancak MHP'nin tarihsel olarak yeri bence Millispor'dur. Bunun dışındaki bir tercih veya tercihsizlik (ki şu ana kadar MHP tercihsizlik stratejisini izliyor ve buda ciddi ciddi kendisine oy kaybettiriyor.) MHP'yi yeniden meclisin dışında bırakacak bir sonucu doğuracaktır. Çünkü mevcut durumda müesses Nizamın bayraktarlığını siyasi partiler noktasında CHP, karşıdevrimcilerin temsilciliğini AKP'nin yaptığı düşünülürse MHP'nin neyi temsil ettiği belli olmayacaktır. Ve neyin partisi olduğu belli olmayan bir MHP'ye sandıktan meclis çıkmaz.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Bakınız DSP-MHP-ANAP koalisyonunda yer alan bir MHP kendi istediği erken seçim sonucunda meclis dışında kalmıştı. Aynı MHP aynı yönetimle bugünde erken seçim istemektedir. 22 Temmuzun üzerinden daha bir yıl geçmeden bu kadar sert bir ayrışmanın yaşandığı Türkiyede şu anda ne tarafta olduğu belli olmayan MHP'ye sandıktan neyin çıkacağı bellidir.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Cumhurbaşkanlığı meselesinde tarafını belli eden ve bu ölçüde ehveni şer mantığı ile AKP'ye oy verenlerin ciddi şekilde beğenisi kazanan ve soınraki Türban çıkışında kendisi hakkında AKP seçmeninde "acaba?" ışığını yakan bir MHP yukarıda kendimce yorumlamaya çalıştığım ve sokaktan ne şekilde görüldüğünü kendimce yazdığım tabloda nerede olması gerektiğini en kısa zamanda belirmelemelidir.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Taraf olmayan bertaraf olur.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Selamlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-3346873530521125127?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/3346873530521125127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/3346873530521125127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/06/neyin-partisi.html' title='neyin partisi'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7326621917616438468</id><published>2008-06-09T16:52:00.001+03:00</published><updated>2008-06-09T16:56:30.445+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='poli-si-yasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polisiyasis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polisiyasi'/><title type='text'>adres değişikliği</title><content type='html'>Zorunlu adres değişikliği. Kısa bir kesinti oldu (1 gün kadar) o arada da bloğumun adresini kaptırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan devam edelim kısmetse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7326621917616438468?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7326621917616438468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7326621917616438468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/06/zorunlu-adres-deiiklii.html' title='adres değişikliği'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2049992400501132978</id><published>2008-06-04T11:09:00.000+03:00</published><updated>2008-06-04T11:25:52.112+03:00</updated><title type='text'>darbe mi, ne darbesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.yenisafak.com.tr/resim/site/darbe7923243b791ac6fbby.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 258px;" src="http://www.yenisafak.com.tr/resim/site/darbe7923243b791ac6fbby.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında haberde ilk yazıyor ama ilk değil. Benim bildiğim kadarıyla bir tane daha var. haberi kısaca vereyim. Bu sitenin kuruluş amacı profilimde yazıyor, kısaca Nokta dergisine destek vermek olarak özetleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir hatırlarsak, Eski nokta dergisi kapandıktan sonra (bu satırların yazarı okuldaykende alırdı, o zamanlar haftada 2000 filan satıyordu galiba, neyse) geçen yıl yeniden yayın hayatına başladı. Birbirinden bomba haberler yaptı, gündemi belirledi, çok canlar yandı, haberleri ile tabi Darbe Günlükleri haberi ile de bardak taştı, bir sürü tantana sonrası, dergi kapatıldı, habere konu olangünlükler dava konsu oldu. Günlükleri tutan emekli kuvvet komutanı günlük tuttuğunu kabul etti ama bu günlüklerin kendisinin olmadığını söyledi, günlüklerde 2 tane darbe atlattığımız hatta darbelerin planları, ayrıntıları, planlayanları hepsi vardı. Dergi ve genel yayın yönetmeni aleyhine dava açıldı, dava sonucu malum beraat. Busüreç içerisnde hükümet ve siyasi partiler dahası anlı şanlı sivil !!! toplum kuruluşlarımız kısaca hemen herkes sessiz kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dava sonucu beraat oldu ama asıl konumuz olan darbe olayına bağımsız !!! yargımız girmedi. Şimdi bir savcı Nokta davasına konu olan günlüklerde geçen darbe şeylerinden dolayı davayı temyize götürüyor. Kısaca darbe iddiaları aydınlatılmalı gerekçesi ile. &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=697661"&gt;Haber burada.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ilk değil bu yanlış hatırlamıyorsam daha öncede Gültekin Avcı isimli bir savcı 1980 darbesi ve Kenan Evren hakkında suç duyurusunda bulunmuştu, sonuç tam Türkiyelik olaylar silsilesi ve şu anda kitap yazıyor, ve galiba avukatlık yapıyor, olay ve Avcı hakkında geniş bilgiye google'dan erişebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşallah bir sonuca ulaşır, yoksa birileri bu tür hareketlerin cezasız kaldığını gördükçe hevesleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2049992400501132978?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2049992400501132978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2049992400501132978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/06/darbe-mi-ne-darbesi.html' title='darbe mi, ne darbesi'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8807162278100874314</id><published>2008-06-03T16:47:00.000+03:00</published><updated>2008-06-03T17:31:30.796+03:00</updated><title type='text'>adalet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.criminaljusticefield.com/Criminal_Justice_Field.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 218px; height: 234px;" src="http://www.criminaljusticefield.com/Criminal_Justice_Field.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Desem ki bana bugüne kadar bulduğunuz, farkettiğiniz, duyduğunuz her ne ise yani bir şekilde bildiğiniz sihirli bir kavram söyleyin. Ama öyle bir şey olsun ki her şeye uygulayabileyim ve onunla doğruyu bulayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Kur'an, İncil, Ahit'ler vs. değil bir kavram arıyorum. Ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeceğiniz umurumda değil zaten burada söz konusu olan sizin ne diyeceğiniz değil benim ne yazacağım. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim böyle bir kavramım var; Adalet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanımı son derece basit ve her alanda kullanabiliyorsunuz, ecnebi dilinde tam olara multifunctional bir şey. Bir karar mı vereceğim doğru karar için yapacağım tek şey "Acaba bu kararı verirken adil miyim, bir haksızlık yapıyor muyum?" sorusunu sormak. İş yerindeyim, bir işi yaparken iyi olup olmadığını makama sunulmaya veya üzerinde çalışılmaya hazır mı değil mi konusunda bir karar vereceğim, soru açık bu işi yaparken işin hakettiği eforu sarfettim mi? yani işe karşı adil mi davrandım. Mesela rejim yapıyorum diyelim yemek yerken bile acaba mideme ve diğer orgamlarıma dolayısıyla vücuduma karşı adil davrandım mı? Örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Soru basit, bu işimin hakettiği kadar efor sarfettim mi?, bunu yaparken adil davrandım mı, eşya, kişi, kavram hiç farketmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları neden yazdım. Bugün radikal'den Perihan Mağden &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&amp;amp;ArticleID=881279&amp;amp;Yazar=PER%DDHAN%20MA%D0DEN&amp;amp;Date=03.06.2008&amp;amp;CategoryID=96"&gt;buradaki yazısında (PKK Teşvikiye Camii'nde biter")&lt;/a&gt; PKK'nın nasıl biteceği fonu üzerinde bir çare üretmiş. Hatta bununla da kalmayıp memleketin ahvalinin sebebini de bize düşündürtüveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle dediği şu memleketin kamak tabakasının çocukları bir türlü dağda bayırda PKK sebebiyle ölmüyor (daha çok son model arabalarında karı kızla artistlik yaparken ve hatta kafa iyi iken direksiyon hakimiyetini kaybederek oluyor oldu mu ölümleri, her ne ise) bunun sebebi sorulduğunda da "kura var" yanıtı alınıyor. Sn. Mağdende, "bu nasıl kura ki bir türlü zenginin çocuğuna diyarbakır Lice çıkmıyor" diye haklı olarak soruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam olarak malumun ilamı. Bu yazının konusu askerlik işlemlerindeki torpil yada PKK'nın ne şekilde biteceği değil. Yazının konusu adalet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer adalet kavramının gereği yapılmış olsa idi, bugün PKK diye bir problem var mıydı? Yani görevi PKK ile mücadele olan resmi-gayrı resmi toplam olarak tüm millet üzerine düşeni hakkıyla yapmış olsaydı PKK diye bir şey var mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yada görevi bankaları denetlemek olan kimi kurumlar ve başta milletten vekalet alan siyasetçiler görevlerini adaletli bir şekilde yapmış olsalardı, yaşadığımız 99 krizini yaşarmıydık?  Örnekleri çoğaltmak hatta kendi hayatımıza indirgemek son derece kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen bugünkü iktidara ve kapatma davasına getireyim sözü. Bugünkü iktidar adalet sisteminin bu halde olduğunu gördüğü halde adil davranarak çözmek için gerekli adımları atsaydı sizce bu kapatma davası bu kadar kolay açılabilir miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim öncesi yazılarımda sıklıkla vurguladığım bir konuda hükümetin bence en zayıf olduğu yer olan asayiş sorunuydu, evet AKP hükümeti asayişi sağlama konusunda gerekli adımları atmamıştı ve bu tüm seçmenlerin üzerinde birleştiği bir noktaydı, oysa ne CHP, ne de MHP bu konuyu seçim kampanyalarında kullanmadılar, demek ki onlarda kampanya çalışmalarında adil davranmadılar, kampanyanın hakkı olan çalışma ve eforu harcamadılar. Sonucu hep beraber gördük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer konu adalet kavramının kanunlar ve mahkemelere yansıması. Çok eski bir sorudur, kanunlar adil midir? Yada mahkemelerin görvi adaleti sağlamak mı yoksa kanunları uygulamak mıdır? Bu felsefi sorunun çözümü son derece basit olmakla birlikte uygulaması son derece zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanunların adil olması hali zamana ve yere göre görecelidir. Bu noktada mahkemelerin görevi kanunların gereğini yapmak yerine adaleti sağlamak olmalıdır. Oysa son tahlilde Türkiyedeki bir tarafı mahkemeler olan hemen her konuda meselenin özü adaleti sağlamak olmaktan çıkarak kanunları uygulamak şekline bürünmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee, çok eskiden yaratılmışın en şereflisi söylemiş: "Nasılsanız öyle yönetilirsiniz." Galiba bunu nasılsanız onunla karşılaşırsınız diye anlamakta mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-8807162278100874314?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8807162278100874314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8807162278100874314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/06/adalet.html' title='adalet'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8909484029397354649</id><published>2008-06-01T18:24:00.001+03:00</published><updated>2008-06-01T18:44:55.465+03:00</updated><title type='text'>Güneydoğu meselesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://69.89.31.65/%7Emobilasy/anafikir/img/yazilar/2007/06/kurt-sorununu-yeniden-dusunmek.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 175px; height: 239px;" src="http://69.89.31.65/%7Emobilasy/anafikir/img/yazilar/2007/06/kurt-sorununu-yeniden-dusunmek.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Katılırsınız, katılmazsınız veya meselenin bu şekilde bir yönü olduğunu bile kabul etmezsiniz, tabiki tüm bunların yanında başınızı kuma gömerek meseleyi reddetmekte kendi çapında bir çözümdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, herhangibir bir meselede taraf veya taraflarla çözüm yolunda  ortak bir paydada buluşamadığım durumlarda konunun tüm taraflarının tezleri dinlemeninde ötesinde anlamaya çalışırım. Çünkü dinlemek, anlamanın yanında hafif kalıyor, anlamak gerçekten bir çaba gerektiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu noktada şöyle de bir durum var, eğer sorunun benim dışımdaki taraf veya taraflarının, meseleyi çözme istek ve/veya iradeleri yoksa anlamaya çalışmakta, sorunun çözmeye çalışmakta hiç bir yere ulaştırmıyor, sadece toplumsal konular değil hemen herşeyde bu böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynen Kürt meselesinde olduğu gibi bugüne kadar herkes herkesi dinledi ama anlamaya çalışan gerçekten çok az oldu.  Hatta meseleye kendini dahil eden bazı taraflarda hemen yukarıda bahsettiğim çözme isteği ve/veya iradesi bile yoktu, halada yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu ile ilgili düşüncelerimden daha önceleri de bir kaç yazımda bahsetmiştim. Hatta bu konuda yazılmış bana göre en iyi kitabı da burada tavsiye ettiğimi hatırlıyorum. (&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=LBO8N0PJPS7S5JQJ1ZJ6"&gt;Kitap bu&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gündür zamanda çıkan bir yazı-yorumu burayada aynen aktarmak istiyorum. İlk kısmın orjinali&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=696131"&gt; burada&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kısmın orjinali ise&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=696422"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;burada&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;. Tüm yazıyı aşağıya aynen yapıştırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:16;" &gt;[TÜRKLER VE KÜRTLER / 1 ] Mahzun Mezopotamya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;Belki daha da çoğaltmak mümkün. Harp Akademisi eski Komutanı Emekli Orgeneral Necati Özgen'in ifadesiyle "Bizim bir Güneydoğu sorunumuz var, ancak bu etnik bir sorun değil. Sosyal, ekonomik, kültürel bir sorun... Sağlık, okul, yol, su gibi sorunlar." ... Evet, bütün bu sorunlar Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde var ama bunlar Türkiye'nin başka bölgelerinde yok mu? Hiç şüphesiz bu tür sorunlar, İç Anadolu, Doğu Karadeniz illerimizin bir kısmında, güney illerimizden daha çoktur. Ancak bu bölgelerimizde ne bir "isyan" ne de bir "bölücü terör"den söz etmek mümkün değil. Öyleyse neden Güneydoğu? Güneydoğu tanımlaması altında gizlenen ve göremediğimiz veya görmek istemediğimiz başka bir şey olmasın? Aslında tartışmalar, sorunun tanımlanması etrafında yoğunlaşıyor. İnkar ve baskı nedeniyle Kürt sorunu etrafında yapılan tartışmalarda bütünlük olmadığı gibi, -olması da mümkün değil- aydınların, ayrılıkçı Kürtlerin, Kürt milliyetçilerinin de, sorunu tanımlamalarında problem var. Bu elbette antidemokratik yapıdan, yasal uygulamalardan kaynaklanan bir durum. Kürt sorununa bakışımızda tarihî perspektif çok önemlidir. Neden Osmanlı döneminde bugünküne benzer bir Kürt sorunu yoktu da şimdi var? &lt;/p&gt;&lt;p&gt;MİLLİ MÜCADELEDE KÜRTLER &lt;/p&gt;&lt;p&gt;ugün itibarıyla da Osmanlı-Kürt ilişkilerini iyi bilmeden Kürtler hakkında doğru bir fikir yürütmek mümkün değildir. Cumhuriyet öncesine bakıldığında, Tanzimat dönemine kadar, yaklaşık üç yüz yıl, Kürtlerle Osmanlı yönetimi arasında Kürtlükten kaynaklanan ciddi bir sorun yaşanmamıştır. Her şeye rağmen son Osmanlı Padişahı Abdülhamid'e kadar Osmanlı'ya sadık kalan tek tebaa Kürtler olmuştur. 1516'da Osmanlı Devleti ile yapılan anlaşma sonucu Kürdistan, aşiret dağılımlarına göre değişik bölgelerde oluşturulan emirlikler ve beylikler aracılığıyla merkezî yönetime bağlı, özerk bir şekilde yönetilmiştir. Büyük ölçüde dağılıma ve değişime uğramasına rağmen bu durum, 20. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir. Yaşanan problemlerin bir kısmı da, Osmanlı yönetiminin modernleşme ve merkezîleştirme çabalarıyla başlamıştır. Modernleşmenin gereği olarak Kürt özerk yönetimlerine son verilmiş, yaklaşık üç yüz yıl devam eden emirlikler ortadan kaldırılmıştır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tanzimat'la birlikte milliyetçi akımlar hayat bulmaya başlamış ve bu dönemden itibaren farklı unsurlar, kendilerini Türk, Kürt, Arap veya diğer kimliklerle tanımlamakla kalmamışlar; bunu bir ulusal bilince dönüştürmeye ve millî kimlikleri üzerinden diğer unsurlara göre daha üstün sayılmaya çalışmışlardır. Yönetimde daha fazla hak sahibi olmak, diğerlerini yönetmek gibi bir hakkı kendilerinde görmeye başlamışlardır. İşte ayrışmaların temelinde yatan budur. Mesela Osmanlı'nın Türk olması veya resmî dilinin Türkçe olması, hiçbir dönemde Kürtler arasında bir huzursuzluk nedeni olmamıştır. Kürtler, Balkan Savaşları'nda, daha önce Trablusgarp, Yemen ve daha sonra da 1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın bir parçası olarak savaşmışlardır. Bütün bu gönüllü birlikteliğin ve Osmanlı'ya sadakatin tek nedeni, iki tarafın Müslüman kimliği, yani İslam bağıydı. Tanzimat'la birlikte başlayan modernleşmenin ürünü olan ayrımcı, dışlayıcı milliyetçilikten en az etkilenen Müslüman tebaanın Kürtler olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle Jön Türkler hareketiyle coğrafyamızı saran milliyetçilik, az sayıda Kürt entelektüeli etkilemesine rağmen Kürtler arasında ilgi görmemiştir. Kürtler 1950'lerden sonra milliyetçilikle tanışmaya başlamıştır. Bu gerçekleri görmezden gelerek Kürtleri suçlamak, sorunun nedeni olarak görmek büyük haksızlıktır. "Bu Kürtler de nereden çıktı?" diye soranlara Milli Mücadele yıllarına bakmayı öneririm. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;1919-1922 yılları daha çok Mustafa Kemal'in Kürt aşiretlerini kendi saflarında savaşa katmak için verdiği mücadele yıllarıdır. Kürtler, Milli Mücadele'ye sonuna kadar destek verdiler. Bu destek, ilk meclisin kuruluşuna ve ülkenin düşman işgalinden kurtarılmasına kadar devam etti. Ülkenin birçok yerinde muhalif hareketler olmasına karşılık, 1921 Koçgiri olayları dışında Kürt kaynaklı ciddi bir olay yaşanmamıştır. 23 Nisan 1920'de toplanan Büyük Millet Meclisi'nde Kürtler yaklaşık yetmiş milletvekiliyle temsil ediliyorlardı. Mustafa Kemal, Kürtlerin Osmanlı'ya ve Halife'ye sadakatle bağlı olduklarını bildiği için İslam vurgusunu sık sık yaparak Kürtleri tutmaya çalışıyordu. Kürtler de hem İslam'a hem dinî önderlerine saygılı oldukları için ayrılmayı düşünmüyorlardı. Kendilerini "azınlık" görmek akıllarından bile geçmiyordu. Bunun sonucu olarak K.Maraş, Ş.Urfa ve G.Antep illerimiz merkezî hükümetin hiçbir yardımı olmadan ancak merkezî hükümetle siyasi ittifak içerisinde düşman işgalinden kurtarılmıştı. Kürtlerin bu desteğine karşılık 29 Ekim 1919'da Amasya'da yapılan görüşmelerde ve imzalanan protokollerde "Kürtlerin serbestçe gelişmesinin sağlanacağı" ifade edilmiş, "ırkî ve içtimaî" haklarının tanınacağı taahhüt altına alınmıştı. Mustafa Kemal Paşa, bazı Kürt bey ve ağalarına gönderdiği telgraflarda "Sizler gibi dindar ve namuslu büyükler oldukça Türk ve Kürt birbirinden ayrılmaz iki öz kardeş olarak yaşayacaktır." demek suretiyle ortak devlet ve ortak kadere vurgu yapıyordu. Çünkü Kürtlerin, 20. yüzyılın başlarından itibaren işgal ve dayatmalarla başlayan kopmalar, bölünmeler ve millî devletlerin kurulduğu dönemlerde Türklerle kaderlerini birleştirerek ortak hareket etmeleri, başlı başına tarihsel bir kavşak noktasıdır. Buna göre, bugün itibarıyla sorunun sorumluları Kürtlerin "öz kardeş" ve "ortak kader" taleplerini bölücülük sayan zihniyetin kendisidir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lozan Antlaşması'na kadar el üstünde tutulan, "Türkler ve Kürtler" olarak birlikte zikredilen Kürtler, esasında Cumhuriyet modernleşmesinin ve bu bağlamda ulus-devlet projesinin yanlış uygulanmasından ötürü rahatsızlık duymuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kadrolar, Türkiye'yi tepeden modernleştirerek, değiştirip dönüştürerek modern, Batılı bir toplum oluşturmak istiyorlardı. Aslında Batılılaşma/modernleşme Tanzimat'la beraber zaten başlamıştı, Osmanlı'da başta ordu olmak üzere birçok kurum modernleştirilmişti. Ne var ki, bu proje bir bütündü, sadece devleti modernleştirerek bir yol alınamazdı. İşte Cumhuriyet modernleşmesinin Osmanlı modernleşmesinden böyle bir farkı var. Osmanlı, toplumun geleneklerine, gündelik yaşamına, kılık kıyafetine, dinine, kimliğine karışmadı. Cumhuriyet'te ise devlet eliyle ve devlet gücünü kullanarak insanları topyekûn değiştirmek, farklılaştırmak istemiştir. Bu değişim-dönüşüm öyle zamana da bırakılmamıştır, yani evrim beklenmemiş, adı üstünde devrim yapılmıştır. Değişim için topluma bir süre veya tercih hakkı verilemedi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa Kürtler, Cumhuriyet'i Osmanlı gibi çoğulcu bir proje olarak gördükleri için destek vermişlerdi. Cumhuriyet'in, modern ulus-devlet projesi olarak şekillenmesi ile memnuniyetsizlik ve huzursuzluk başlamıştır. Çünkü, bu tarihe kadar dinî kesimlere ve özellikle de Kürtlere karşı takiyye yapıldığı anlaşılamamıştı. İşte Kürtlerin itirazı bu süreçle birlikte gelişmiştir.Milli Mücadele'ye verdikleri destek karşısında verilen sözlere, yapılan anlaşmalara rağmen "Cumhuriyet Devleti" projesine dahil edilmemeleri, Kürtlerde hayal kırıklığı yaratmıştır. Çünkü Kürtler yüzyıllarca Türkleri öz kardeş ve İslam'ın en önemli unsurlarından biri olarak görmüşlerdi. İngilizlerin "bağımsız devlet" tekliflerini kabul etmeyerek Müslümanlık ve öz kardeşlik iddialarını da ispatlamışlardı. Oysa, daha sonra beklemedikleri fiili bir durum ile karşılaşarak, kimsesiz, çaresiz olarak boşlukta kalmışlardı... Kırılma noktalarından biri olan "Şeyh Sait İsyanı"nı bu boşlukta çıkmış olaylar olarak görüyorum. Salt dinî bir hareket olmasa da, hareketin omurgasını Zazaların oluşturması nedeniyle de dönemin koşullarına uygun olarak daha çok din eksenli olarak değerlendiriyorum. Kürtlerin öncelikli talebi, merkezî yönetimde yer almak, yerleşik düzenlerini sürdürmek ve geleneksel dinî hayatlarını devam ettirebilmekti. Esas itibarıyla hareketin karakteristik yapısı, Kürtlerin geleneksel yapısıyla ve tarihiyle uyumludur. Kürtler, her ne kadar feodal bir yapı içerisinde aşiretler şeklinde bu coğrafyada yaşamlarını sürdürmüş olsalar da, aşiretler arasında meydana gelen sorunları çözen, gerektiğinde aşiretleri birleştiren, bir araya getiren ve bir arada tutabilen asıl faktör, din unsuru ve dinî şahsiyetler olmuştur. Bazı Kürt milliyetçileri, bugüne kadar Batı'nın, bağımsız Kürt devletinin kurulmasına izin vermemesine neden olarak bu geleneksel yapıyı gerekçe göstermektedir. Bunda haksız da sayılmazlar. Devletin resmî tezi olarak ileri sürülen "Şeyh Sait İsyanı"nın arkasında İngilizlerin olduğu iddiası, sadece bu gerekçe ile bile açığa düşürülebilir. Kaldı ki Milli Mücadele döneminde ve Cumhuriyet'in kuruluşunda Kürt aydınları ve Kürt liderleri ile Mustafa Kemal arasında tam bir mutabakat vardı. Bu mutabakat sonucu Kürtler, kurucu iki asli unsurdan biri sayılmıştır. Mustafa Kemal, Türkleri ve Kürtleri "anasır-ı İslam"ın iki kardeş milleti olarak tanımlamıştı. Bu mutabakat, 1924 Anayasası ve hilafetin kaldırılmasıyla bozulmuştur. Esasen 1924 Anayasası, Anadolu'daki Müslüman ahaliden bir modern Türk ulusu çıkarma projesidir. Farklılıklar yok sayılarak, halka rağmen, tepeden inme ve dayatmacı bir sisteme geçilmiştir. Kürtler, Türklerle birlikte halifeye bağlı kalan en son halktır. Kürtler için hilafetin kaldırılması demek, "din elden gidiyor" demekti. Konuyu zamanın anlayışı içinde değerlendirmek zorundayız. Bu anlayış bile Şeyh Sait olayları için yeterli bir nedendi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;BİRLEŞTİRİYORUM DERKEN PARÇALAMAK  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;923'ten bugüne, Kürt hareketlerinin hiçbirisinin; önceden planlanmış, halkın katılımıyla başlayan bağımsız bir Kürt devleti hedeflerinin olduğunu düşünmüyorum. Olaylar incelendiğinde anlaşılacaktır ki, ayaklanmanın bastırılmasından hemen sonra İsmet İnönü, önceden tasarladığı anlaşılan Şark Islahat Planı'nı yürürlüğe koymuştur. Bu hedef çerçevesinde zorunlu iskân başlamış, Kürt bölgelerine özellikle göçmen Türkler yerleştirilmiştir. Başta Kürtçe olmak üzere Türkçe dışındaki dillerde konuşmanın ve Kürtçe isimlerin yasaklanması, Soyadı Kanunu'nun çıkarılması, yer adlarının Türkçeye çevrilmesi, bürokrasinin tamamen Kürtlerden arındırılması gibi köklü ve sistematik kültürel linç girişimleri bu dönemin ürünüdür. Buna dinî hayata dair modernleşme uygulamalarını da ilave edersek, bu dönemi ve İnönü'yü daha iyi anlamış oluruz. Kaldı ki İnönü, Lozan Konferansı'na iki halkın, yani Türkler ve Kürtlerin ortak temsilcisi olarak katılmıştır. Lozan görüşmeleri sırasında, "TBMM hükümeti, Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de hükümetidir. Çünkü Kürtlerin gerçek meşru temsilcileri olan milletvekilleri Millet Meclisi'ne girmiştir ve Türklerin temsilcileriyle aynı ölçüde ülkenin hükümetine ve yönetimine katılmaktadır." sözleriyle tarihe kayıt düşmüştür. Aynı İsmet Paşa'nın; Şeyh Sait ayaklanmasının bastırılmasından sonra söyledikleri bunun tam tersidir: "Milliyet yegâne vasıta-i iltisakımızdır. Diğer anâsır Türk ekseriyeti karşısında hâiz-i tesir değildir. Vazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları behemehal Türk yapmaktır. Türklere ve Türkçülüğe muhalefet edecek anâsırı kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız evsaf her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır." Böylece Mezopotamya'nın beş bin yıllık, Osmanlı'nın dört yüz yıllık sadık tebaası olan Kürtler, yok sayılarak ve sistematik asimilasyona tabi tutularak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Türkleri sayılmıştır. Bence Kürt kimliği, ilk olarak bu tarihten itibaren sorun olarak Türkiye'nin siyasal gündemine gelmiştir. O halde sorunun adının "Kürt sorunu" olarak konulduğu Cumhuriyet dönemi uygulamalarını da sağlıklı olarak analiz etmeliyiz. Şark Islahat Planı, Kürtlerin benliğinde çok olumsuz izler bırakmıştır. Bana göre 1924-1946 yılları Cumhuriyet tarihinin en büyük kayıp yıllarıdır. İsmet Paşa iktidarında kaybedilen zaman, Türkiye'nin geri kalmasının en önemli nedeni sayılabilir. İsmet İnönü, siyasal iktidarında ortaya koyduğu otoriter yönetimiyle İstiklal Savaşı onurunu yaşayan bir milleti aşağılamış, birleştiriyorum diye paramparça etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;İkinci kısım.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:16;" &gt;İyi niyetten fazlasına ihtiyacımız var&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" height="16" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="metin" colspan="2" style="padding-right: 10px;" valign="top"&gt;&lt;p&gt;Müslüman toplumların birliğini temel alarak ülkenin Şark bölgesi başta olmak üzere birçok yöreyi gezerek sorunları yerinde tespit etmiş, vaaz ve irşatlarıyla insanları bir çatı altında toplamaya çalışmıştır. Bununla da yetinmemiş, henüz 20. yüzyılın başında yazılarıyla soruna dikkat çekmiş ve yetkilileri uyarmayı ihmal etmemiştir: "Bu iç içe dertler eğer şimdi tedavi edilmez, yaralarımız, mâhir ve mütehassıs eller tarafından sarılmazsa, hastalıklarımız müzminleşir, yaralarımız da kangren halini alır. İlmî, içtimâî, idârî dertlerimiz mutlaka teşhis edilmeli, maddî-manevî bütün problemlerimiz çözüme alınmalı ki, mevcudiyetimizi kemiren, varlığımızı temelinden sarsan ve bizi her gün daha fecî çukurlara sürükleyen sıkıntılara mâruz kalmayalım." &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ayrıca, Bediüzzaman, muhtemelen "Kürd Azadi Örgütü" tarafından destek amacıyla kendisine yazıldığı iddia edilen mektuba verdiği cevapta Kürtlere uyarılarını da şöyle ifade etmiştir: "Türk milleti asırlardan beri İslâmiyet'in bayraktarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiştirmiş ve çok şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz Müslüman'ız. Onlarla kardeşiz, kardeşi kardeşe çarpıştıramayız. Bu şeran caiz değildir. Kılıç, haricî düşmana karşı çekilir. Dahilde kılıç kullanılmaz. Bu zamanda yegane kurtuluş çaremiz, Kur'an ve iman hakikatleriyle tenvir ve irşad etmektir. En büyük düşmanımız olan cehli izale etmektir. Teşebbüsünüzden vazgeçiniz, zira akim kalır. Birkaç cani yüzünden binlerce masum kadın ve erkekler telef olabilir." &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı dertler günümüzde artarak ve şiddetlenerek devam etmektedir. Bediüzzaman'ın uyarılarına kulak tıkayan dönemin devlet yönetiminin, sorunları örterek sonraki nesillere havale etmesi adeta devletin geleneksel politikası haline gelmiştir. En çok üzüntü duyduğum noktalardan biri de, Üstad'ın izinden yürüyenlerin de sorunu görmezden gelerek unutturmaya çalışmalarıdır. Sorun, ne örtülebildi, ne de unutturabildi. Orta yerde duruyor. Tıpkı Bediüzzaman'ın haykırdığı nokta da: "Eski hal muhal. Ya yeni hal ya izmihlal." Bu vesile ile ben de herkesi, bu ifadeleri yeniden düşünmeye, anlamaya ve gereğini yerine getirmeye davet ediyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;22 Temmuz, kaderimizin ortak olduğunu gösterdi &lt;/p&gt;&lt;p&gt;slında Said Nursi, Cumhuriyet tarihi içerisinde farklı bir çizgi, tek başına bir siyasi duruş sergileyen ve İslamî bir proje olarak eserleriyle modernizme direnen bir kişiliktir. O dönemin bilgi ve imanının özgürlük meşalesidir. O, özgürlük mücadelesini, silah, şiddet veya siyasetle değil; iman, bilgi, cesaret, züht ve onurlu duruşu ile ortaya koydu. Onu Bediüzzaman yapan da bu özellikleriydi. O, ne geleneksel fıkhın şiddet kültürünü ne de iktidar yoluyla dönüşümü amaçlayan "siyasal İslam"ı seçmedi; bu yöntemlerin karşısında da olmadı. Ancak Müslüman dünyasının hastalığını, yabancılaşmasını çok derinlerde teşhis etti. Kaybedilenleri tekrar yerinde aramaya başladı. Gerçekte kaybedilen, ne saltanat ne de egemenlikti; kaybedilen İslam medeniyeti idi. Gerçekten kendi medeniyetine yaslanmayan bir milletin, dolayısıyla bir devletin aydınlık geleceği olamaz. Bediüzzaman da, bu gerçeğin farkında biri olarak enerjisini, kardeş kavgaları ya da siyasal İslam'ın iktidarı için harcamadı. Bir medeniyet inşası için yeni bir nesil ve bilgi toplumu için harcadı. Tespitleri, teşhis ve önerileri günümüzde bütün canlılığını korumaya devam etmektedir. Bugün de benzer sorunlarla karşı karşıyayız. Bugün yine çözüm; Üstad'ın yaklaşık yüz yıl önce önerdiklerinden farklı değildir. Bediüzzaman Hazretleri'nin yaktığı meşaleye geçmişten daha çok belki de bugün insanlarımızın ihtiyacı olduğuna inanıyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kürt sorununu kangren haline gelmeden çözebiliriz. Ancak bunun için iyi niyet, ondan daha çok diyalog, çaba ve eylem gerekiyor. Kürtler Türkiye'nin bölünmesini istemiyorlar. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki toplumsal yapının, Türkiye'deki diğer kesimlerden farklı olmadığını 2007 seçimlerinde gördük. Aynı tavrı Kürtler, Türkiye genelinde de ezici bir çoğunlukla, kendi kaderlerini yetmiş milyon insanın kaderiyle ortak görmesiyle sergilemişlerdir. Buna rağmen hâlâ Kürtler, PKK ile özdeşleştirilmekten kurtulamamışlardır. 22 Temmuz seçimleri, Kürtlerdeki tarihsel ve dinî bağların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Kürtler taleplerinden, haklarından, istemlerinden vazgeçmeden, siyasal tercihlerini ve geleceğe yönelik iradelerini, ülke bütünlüğü ve ortak kader paydasında birleştirdiler. Ortaya konan bu tercihi, Kürtlerin dindarlığına veya AK Parti'nin muhafazakâr-demokrat bir parti olmasına bağlamak yeterli değildir. Elbette din, bu toplumun asla vazgeçemeyeceği ortak paydasıdır. Kürtler, AK Parti'ye verdikleri oylarla sorunun çözüm adresini ve ilkelerini göstererek, ayrılma taleplerinin olmadığını ve ayrılıkçı unsurlarla aralarına bir mesafe koyduklarını gösterdiler. Bu çok önemli. AK Parti'nin, tarihsel ve kültürel değerlerle daha uyumlu, söylemlerinde daha ılımlı ve çözüme yönelik ortaya koyduğu demokratik perspektif bile Kürtlerin desteği için yeterli görülebilir. Ancak AK Parti'nin şoven politikalarının esiri olmaya başladığı andan itibaren Kürtlerin desteğini kaybedeceğini bilmesi gerekir. Bu da Kürtlerdeki radikal arayışları derinleştirecektir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;2007 genel seçimleri, çözüm adresi ve yöntemini göstermesi açısından Kürtler için bir fırsat olmuştur. Kürtlerin bu fırsatı ıskalamadıklarını düşünüyorum. Artık DTP'nin çözüm adresi olarak görülmediği, bu anlamda eski desteğini büyük ölçüde yitirdiği söylenebilir. Ancak, iktidar başta olmak üzere bazı kesimlerin ısrar ve inatla sürdürdüğü birlik, beraberlik, kardeşlik gibi söylemlere dayalı yaklaşımlar meselenin çözümü için yeterli değildir. Meselenin çözümü için gerçek nedenleri bilmek, bunların oluşturduğu tepkileri anlamak, meseleyi tüm gerçekleriyle göğüslemek gerekir. Sebeplerin meydana getirdiği sonuçları, yine sebeplerden başlayarak değerlendirmek zorundayız. Türkiye'nin siyasal sistemini ve demokrasisini geliştirmesi bir zorunluluktur. Ayrılıkçı Kürtlerin de bağımsızlık rüyalarından uyanmaları gerekir. Federalizm veya konfederalizm gibi talepler demokrasi içerisinde hoş karşılanması gereken talepler olsa da, Türkiye gerçeğinde uygulanabilir değildir. Kürtlerin yararına da değil. Tercihlerimizi, taleplerimizi ortak kaderimize göre belirlemeliyiz. Bunun adımını siyasal iktidarların atması gerekir. Toplumun da Kürtlerin taleplerini -aykırı da olsa- hoşgörülü, sabırlı karşılaması gerekir ki, kin, öfke ve intikama dayalı duygular, yerini barışa, güvene bıraksın. Demokrasi içinde her şey tartışılabilir. Ancak, halkları ayırmayı ve halklar arasında düşmanlık oluşturmayı bölücülüğün ve fitnenin en büyüğü olarak görüyorum. Asıl tehlikeli olan da bence budur. İfade etmeliyim ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bugüne kadarki uygulamalarında olduğu gibi, bundan sonra da etnik bir devlet olarak siyasal sistemini ısrar ve inatla sürdürmeye devam ederse Kürt sorununun çözümü, üniter devlet yapısıyla imkânsız hale gelecektir. Son yıllardaki sınırlı gelişmeler, Kürt sorununu çözmeye yeterli değildir. En baştan itibaren yöneticilerin soruna yaklaşımı yanlıştır. Kürtler, Türkiye'de azınlık değil, Cumhuriyet'i kuran iki halktan, iki asli unsurdan biridir. Söz konusu olan azınlığın hakları değil, bu asli unsurun temel hak ve özgürlükleri sorunudur. Lakin çok övündüğümüz demokratik reformlar, sivil ve siyasal açılımlar sonucu geldiğimiz noktada, değişen çok şey olmadığını görüyoruz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her şeyden önce soruna yaklaşım tarzı, çözümü daha da karmaşık hale getirecek, gerginliği artıracak, iç barışı tümüyle ortadan kaldıracak; insanları, toplumları kavga ortamına sokacak, kitlesel çatışmalara ortam hazırlayacak ihtimalleri giderecek yönde olmalıdır. Kalıcı ve adil bir çözüm, uzun bir zamana ihtiyaç duymaktadır. Öncelikle korku ve şiddet iklimini, barış iklimine çevirerek işe başlamak gerekir. Çatışmasız bir ortamın yaratılması, sorunun çözümüne yönelik atılan önemli ve hayati bir adım olacaktır. Yapılması gereken, sadece akan kanı durdurmak ve yangını söndürmek değildir. Yeniden başlamaması için nedenlerini ortadan kaldırmak gerekir. Geçmişi hatırlayalım; Demokrat Parti'nin on yıllık iktidarında Türkiye'nin hiçbir bölgesinde devlete silah sıkılmamıştır. Çünkü Türkiye bir barış iklimini yaşamış, başta Kürtler olmak üzere bütün kesimler insan gibi yaşama beklentisine girmiştir. Bu süreçte Kürtler, ayrılıkçı talepleri asla dile getirmemişlerdir. Bugün de böyle bir iklime ihtiyaç var. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nihai çözüm 'sivil anayasa' ile mümkün olabilir &lt;/p&gt;&lt;p&gt;ürt meselesi, her şeye rağmen hâlâ Türkiye'nin esiridir, kontrolünde ve inisiyatifindedir. Sorunun çözümsüz bırakılması durumunda ise gelecekte Türkiye, sorunun esiri olacaktır. Çözülememesi durumunda kronikleşerek büyüyecek olan Kürt meselesi, değişik zaman ve zeminlerde ısıtılıp ısıtılıp Türkiye'nin önüne konacaktır. Bu sorun sonsuza kadar çözümsüz kalamaz. Türkiye'nin geleceği ve istikrarı bu sorunun çözümüne bağlıdır. Kimsenin elinde sihirli bir çözümün bulunduğunu ve bunun bir anda yapılabileceğini iddia etmiyorum. Elbette yaralar uzun bir süreçte sarılacaktır. Nitekim son yıllarda, bazı demokratik adımlar çok zor koşullarda atılmıştır. Bunlardan biri de TRT'de Kürtçe yayına başlanmasıdır. Kürtçe sayesinde Arapça, Boşnakça, Zazaca dillerinde de haber ve müzik dinlenmektedir. Bunun ülke bütünlüğüne zararı oldu mu? Buna rağmen, ne yazık ki Kürtçe yayın dahil, atılan adımların hepsinin AB süreci ile ilgili olduğunu görmek durumundayız... Bu adımlar, iç dinamiklerden çok, dış dinamiklerin etkisiyle olmuştur. Müspet sonuç almamamızın nedenlerinden biri de budur. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan devletin Kürt meselesinin çözümünde yeni muhataplar aramasını, Kürtlerden de kimi şahıs ve çevrelerin muhatap alınma yarışına girmesini doğru bulmuyorum. Elbette herkes kendi zaviyesinden çözüm önerileri sunacaktır. Bunun artarak devam etmesinde yarar vardır. Devlet, doğrudan Kürt sorunu ile yüzleşmelidir. Kürtlerin hakları bellidir, sorumlusu da, muhatabı da devletin kendisidir. Sorunu çatışma alanına taşıyanlar ve çözümü şiddet üzerinden savunanlar asıl taraf olarak durmaktadır ve bunların da görmezden gelinmesi yanlıştır. Sorunun Kürt meselesi üzerinden çözümü, muhatapsız ve hukuk devleti modeli ile mümkündür. Sorunun PKK üzerinden çözümü ise örgütün dolaylı-dolaysız muhatap alınarak anlaşmaya gidilmesidir. Buna göre, anlaşmazlık iki taraflı ise çözüm tek taraflı olamaz. ABD yönlendirmesiyle devlet politikalarının buna göre şekillenmekte olduğunu düşünüyorum. Bence işe başta ABD olmak üzere soruna müdahil bütün uluslararası güçleri devreden çıkarmakla başlamalıyız... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kürt sorununun nihai çözümünde "sivil anayasa" tarihî bir fırsat olacaktır. Yeni anayasa ile başlayacak hukuki reformların yaratacağı heyecan ve beklentileri soğutmadan, çıkarılacak koşulsuz bir siyasal af, PKK'nın dağılmasını sağlayacak, taban desteğini yok edecektir. Buna rağmen silahlı mücadeleyi sürdürmesi durumunda örgütün, tabansız ve marjinal kalması kaçınılmaz olacaktır. Yapılacak olan yeni sivil anayasaya, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür." ifadesi yerine, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan Türkler, Kürtler ve diğer etnik ve inanç gruplarının hepsi aynı milletin unsurlarıdır." şeklinde bir ibarenin konulmasıyla kesin bir çözümün tescili söz konusu olabilir. Üniter yapı korunarak yerinde yönetim için ileri adımlar atılabilir. Elbette bu teknik bir konudur; esas olan bütün dil ve farklılıklara kendini ifade ve geliştirme imkanının tanınmasıdır, yeter ki, niyet, irade ve karar olsun, tekniği bir şekilde bulunur. Ayrıca, Türkiye, Kuzey Irak'ta oluşacak muhtemel bir "Kürt devleti" ile birlikte Irak ve Suriye'yi de içine alacak bir "ekonomik ve siyasal birlik" oluşturmalıdır. Böyle bir birlik, Türkiye'yi sadece bölgesel değil, küresel güç olarak inisiyatif kullanacak bir ülke durumuna getirir. Bu, aynı zamanda Türkiye'nin tarihsel misyonuna da uygun düşer. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;/td&gt;      &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;&lt;td class="haberbilgi" style="padding-right: 10px;" colspan="2" align="right"&gt;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=414244C39C4C42414BC4B0204552444FC49E4D55C59E202D20454D454B4CC4B0204DC39C4654C39C202F2032312E2044C3964E454D2044C4B059415242414B4952204DC4B04C4C455456454BC4B04CC4B0"&gt;ABDÜLBAKİ ERDOĞMUŞ - EMEKLİ MÜFTÜ / 21. DÖNEM DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;      &lt;tr&gt;&lt;td class="haberbilgi" style="padding-right: 10px;" colspan="2" align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-8909484029397354649?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8909484029397354649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8909484029397354649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/06/gneydou-meselesi.html' title='Güneydoğu meselesi'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-5125298166726613629</id><published>2008-05-31T10:43:00.000+03:00</published><updated>2008-05-31T11:11:08.740+03:00</updated><title type='text'>kötü bir film</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://pagesperso-orange.fr/universdejjs/Films/scary%20movie3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 207px; height: 211px;" src="http://pagesperso-orange.fr/universdejjs/Films/scary%20movie3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sinema ile belli bir seviyenin üzerinde ilgili olan herkesin üzerinde anlaştığı bir şey var: Her film senaryo, oyunculuk ve yönetmen sacayağı üzerinde durur. Bende belli bir düzeyin üzerinde ilgili olduğum için böyle düşünüyorum. Bana  göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi senaryo +  iyi oyunculuk + iyi yönetmen = süper film&lt;br /&gt;iyi senaryo + iyi oyunculuk + kötü yönetmen = zaman geçirilebilir film&lt;br /&gt;iyi senaryo + kötü oyunculuk + iyi yönetmen = iyi film&lt;br /&gt;kötü senaryo + iyi oyunculuk + iyi yönetmen =zman geçirilebilir film&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu denklemler dizisindeki 3 değişkenden aynı anda ikisi kötü olursa ortaya çıkacak film kesinlikle kötü film'dir. Hemen iyi film nedir köüt film nedir açıklamasını da yapayım. iyi film kendisini zevkle seyrettiren, salondan çıkma isteği uyandırmayan, kötü film ise tam tersi. Basit yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yukarıda yazdığım 4 tane denkleme bile dikkatle bakınca en etkisiz elemanın oyuncu olduğu görülüyor. Sebebi ise basit, çünkü ben öyle düşünüyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse sizce  son 1 yıldır Türjkiye sinemasında izlediğimiz gerlim filmi ni senaryo, oyunculuk ve yönetmen açısından değerlendirince ben iyi senaryo + kötü oyunculuk + kötü yönetmen görüyorum. yanlış anlamayın sadece sinematoğrafik olarak bakıyorum şu anda. Yoksa siyasi bir bakışım yok, zaten bu blogun takipçileride siyasi bir bakışım olmadığının siyasi yorumlarım olduğunun farkına varmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani orada kötü bir film var. Tek tek değerlendireyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senaryo; aslında senaryo 2002 yılına kadar uzanıyor, 2002 sonrası 2 yıllık bir dönemde Türkiye bir nebze nefes aldı, sonrasında  da giderek hükümet  kendi politikalarını uygulamaya koydu ( bir kere kim ne derse desin, 2002-2004 döneminde ülke olarak çok ciddi bir krizden çıkmaya çalışıyorduk ve bize dayatılan İMF programından başkacada fazla bir seçeneğimiz yoktu, kısaca para oktu desem galiba anlaşılır) 2004 yılından sonra Türkiye giderek kendi politikalarını uygulamaya başladı, buda doğal olarak birilerini rahatsız etti (kimleri rahatsız ettiğinin konusu bu yazı olmadığından geçiyorum.) Önceleri küçük sayılabilecek senaryolara göre sahnelenen skeçlerle hükümet kenara sıkıştırılmaya çalışılsa da gerek senaryo, gerek, oyunculuk gerekse reji kötü olduğundan dolayı amiyane tabirle ortaya çıkan skeçleri kimse sallamadı. Hatta bu skeçler giderek kabak tadı verdi ve senaristi, oyuncusu ve yönetmeni, kötü filmlerin sacayakları olarak mimlendi. ve kimse bu filmleri izlememeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha büyük prodüksiyonlar gerekliydi. Olay komple ele alınmalıydı. Son bir yıldırda öyle oluyor. Göreceli olarak daha iyi senaryo (merak uyandırıyor), daha iyi oyuncular, ancak yönetmen aynı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir soru sorayım, en gıcık olunan bitsede gitsek dediğiniz film türü hangisidir? Yok değil mi her türün iyi filmleri olduğı gibi kötü filmleride olabilir. O zaman şöyle değiştireyim, bilim kurgu filmi olduğu iddia edilen bir filmde uzaylıların karton kutularla (bildiğimiz karton kutu) dolaşması  nasıl olur mesela, yada estergon kalesi ile ilgili bir filmde arka fonda bir ilaçlama uçağının uçmasına nasıl bakarsınız, hepsi bir yere kadar ama benim için dayanılmaz olanı ise gerilim filmi olma iddiasında olan bir filmin giderek komediye dönmesi bence en dayanılmaz olanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya sizce bu film nasıl? Seyirci karar verecek ilk seçimlerde, bence tat vermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-5125298166726613629?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5125298166726613629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5125298166726613629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/05/kt-bir-film.html' title='kötü bir film'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1433384918976607853</id><published>2008-05-22T06:48:00.004+03:00</published><updated>2008-05-23T10:46:19.294+03:00</updated><title type='text'>asıldan kopmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.entropi2.com/images/p1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 192px; height: 192px;" src="http://www.entropi2.com/images/p1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hiç asıldan koptuğunuz oldu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek istediğim şöyle bir şey. İşler tahmin edilebilir bir şekilde devam ederken, insanın gerçeği algılama gücü zayıflıyor. Buda onu beklenmedik durumlara göre daha savunmasız kılıyor. tabiki bu sırada insan olayların hala tahmin edilebilir bir şekilde geliştiğini düşündüğünden tamda bu esnada gelen beklenmedik bir şeyin yıkımı daha etkili oluyor. İşte ben buna asıldan kopma diyorum. Eminim uzakdoğu felsefesinde bunun bir adı var. Her neyse önemli olan adı değil, aslı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğruya doğru bugüne kadar bende çok oldu ve en son olan hep daha öncekinden daha az yıkıcı oldu. Ve oluş sıklığıda azaldı. Bunun sebebi ise tecrübe, sonuçta makul bir zekaya sahip her varlık ders alma kabiliyeti ile yaratılmış. Maymun, muz ve su deneyi bunun güzel örneklerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi ki insan savunma mekanizamalarıda geliştiriyor. Benim bu tür asıldan kopma diye adlandırıldığım zamanlarda meydana gelen beklenmedik durumlara karşı zaman içinde  geliştirdiğim en etkili savunma ise çok basit. Asıla geri dönmek, hemde hemen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumu gündem üzerinden yorumlasam galiba daha açıklayıcı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün yargıtay bir bildiri yayınladı ve sözde hükümete "yargıya bulaşma, bulaşma fena yaparız " dedi.  Bu  aslında uzun zamandır ola  gelen ve AKP için asıldan kopma olarak rahatlıkla adlandırabileceğim bir durum içerisinde beklenmedik bir şeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz geri döneyim. Abdullah Gül'ün aday gösterilmesi öncei ve sonrasında olanların tamamı AKP için "asıldan kopma"ydı. Hatırlayın, AKP Abdullah Gül'ü aday göstermeden önce ortalıkta dolaşan bütün isimler nasılda bir anda tedavülden kalktı ve olay "o olmasında başkası olsun" noktasına ne de çabuk ulaşıverdi. O günlerde parti olan AKP için beklenmedik olan şeyler zaman içerisinde bu tür durumlarla defaatle karşılaşmış olanlar için hiçte şaşırtıcı değildi hatta o dönemde bunun farkında olan içlerinde bendenizinde olduğu bazıları Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçileceğini hatta bu seçilmenin nmeredeyse bir atanma şekilde olacağı mealli şeyler yazdık yada değişik ortamlar bunlar dile getirildi. Sonuçta o dönemdeki krizden AKP ile değil AKP'nin bir araç olduğunun farkında olan kadrolarca çıktık. Daha sonra olanlar malum, yeni anayasa taslağı çerçevesinde kopan gürültü ve fırtına yine AKP'nin acemice yaptığı hamleler ile büyüdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar anayasa taslağı ile çıkan gürültünün aynısı,  emin olabilirsiniz ki Hükümet Kutup ayılarının neslini korumaya yönelik bir önlemler paketi hazırlamış olsaydı bile çıkacaktı. mesele o günde anaysa değişikliği daha sonra Türban vs değildi bugünde değil. Bugün gündemde olanların tamamı karşı tarafa atılan kaldırım taşları. Bunu en kısa yoldan akşamları merkez medyanın kanallarından birinin ana haber bültenini izleyerek görebilisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse konumuz olan asıldan kopmaya geri dönelim. Dediğim gibi AKP için asıldan kopmalarda AKP kendi savunma mekanzimalarını geliştiremedi. Böylesi bir savunma yöntemine sahip olmayan AKP ise her asıldan kopma esnasında gelen beklenmedik darbeler ile bir öncekinden daha fazla sendelemeye ve acı çekmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son dün gerçekleşen Yargıtay açıklaması da (muhtırası diyelim), AKp'nin artık kapanma davasını kanıksamış ve buna yönelik extra (anayasa değişikliği içeren çözümler) tedbirlerin tamamını rafa kaldırdığı bir anda geldi ve AKP'yi asıl'a geri döndürdü. Bu türden bir geri dönüşü daha önce 27 nisan  sanal muhtırasında da  yapmışlardı ve o süreç sonunda kazanan AKP  ve  onu araç  olarak kullanan kadrolar oldu. O muhtıra sonundaki asıl'a dönüş sonrasında Abdullah Gül başkomutan olarak türbanlı eşi ile köşke çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine kendime dönersem, asıldan kopuş zamanlarında gelişen beklenmedik olaylarda geliştirdiğim en etkili savunma hemen asıl'a geri dönmek olduğunu yazmıştım yukarıda, bunu biraz detaylandırırsam, önce durumun tespitini yapmak,  beni asıldan koparan gelişmeleri tahlil etmek, böylelikle zayıf yanlarımı kavramak, asıldan kopmuş zamanlarda yaşananları kesinlikle bir kazanım olarak görmek, kopuşta yaptığım hatalardan bundan sonrası için ders alarak  aynı hataları tekrarlamamak ama en önemliside asıldan kopmuş zamanlarını yaşanmış bitmiş olarak görüp, asıl'dan kopuş zamanlarını kesinlikle özlememek. Sonuçta asıldan kopuş esnasında algılama zayıfladığından insan nisbi olarak rahat hissediyor, olumsuz konuları olduğundan çok daha küçük, olumluları ise olduğundan çok daha büyük değerlendiriyor, sonuç tabiki zayıflık. Burada kilit kavram bunların en kısa sürede yapılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen oooooooo demeyin, bunları yazmak bile emin olabilirsiniz yapmaktan daha uzun sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım AKP asıl'a dönebilecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıldan kopmamanız dileğiyle, selamlar :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1433384918976607853?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1433384918976607853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1433384918976607853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/05/asldan-kopmak.html' title='asıldan kopmak'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-5812539152741098297</id><published>2008-05-18T09:40:00.000+03:00</published><updated>2008-05-18T09:42:04.743+03:00</updated><title type='text'>yargıya güvenmek</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Sabah'tan Emre Aköz'ün yazısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Yargıya güvenmeyi biz de isteriz ama... &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan iki yıl önce, 17 Mayıs 2006'da Alparslan Arslan, Danıştay üyelerine tabancayla ateş etti. Saldırıda 2'nci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin öldü.&lt;br /&gt;Dün yapılan törende, hem bu saldırı bir kez daha kınandı, hem de " yargı şehidi " Özbilgin anıldı. Nur içinde yatsın.&lt;br /&gt;Danıştay Başkanvekili Gönül Önbilgin, konuşmasında yargıya yapılan eleştirilerden yakındı. Önbilgin'e göre bu eleştirileri yapanlar, " yargı kararlarını kendi siyasi çıkarlarına uygun bulmayan kişi ve kuruluşlar " idi.&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay ve Danıştay üçlüsüne kısaca "yüksek yargı" adını veriyoruz.&lt;br /&gt;Yüksek yargının son yıllarda eleştiri yağmuruna tutulduğu doğrudur. Keşke öyle olmasa; keşke yüksek yargının ve diğer bazı mahkemelerin kritik konulardaki kararlarını gönül rahatlığı ile kabul etsek.&lt;br /&gt;Ama maalesef bu mümkün olmuyor. İşte rahatsızlık uyandıran olaylardan bir demet:&lt;br /&gt;- Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, AKP'den ihraç edilen ve en hafif anlatımla, " partinin kapatılmasını isteyen çevrelerle " temas halinde olan eski milletvekili Turhan Çömez ile Kavaklıdere Tenis Kulübü'nde buluşuyor... Çömez, daha sonra CHP Başkanı Deniz Baykal ile bir araya geliyor.&lt;br /&gt;- Saldırgan Alparslan Arslan yakalandığında, babası " Oğlumun İslamcılarla bir ilişkisi yok. Namaz bile kılmaz " diyor. Kız kardeşi ilk duruşmaya başı açık geliyor. Bir süre sonra baba, " İslamcı " açıklamalar yapmaya başlıyor. Kız kardeşi başını örtüyor.&lt;br /&gt;Arslan'ın, Ergenekoncularla ilişkisini gösteren, fotoğraf da dahil sürüyle kanıt sunulmasına rağmen mahkeme bu bağlantıyı kurmuyor. Böylece saldırı " kapatma iddianamesine " giriyor.&lt;br /&gt;- Deniz Baykal, " 367 gereklidir, kararı alınmazsa çatışma çıkar " diyor. Genelkurmay internet sitesinde 27 Nisan (2007) bildirisi yayınlanıyor. Anayasa Mahkemesi sesini çıkarmıyor. " Siz ne karışıyorsunuz " diyemiyor.&lt;br /&gt;Böyle bir ortamda " 367 gereklidir " kararı çıkıyor. Anayasa hukukçularının da lime lime ettiği bu kararı, Başbakan Erdoğan eleştirince kabahatli oluyor, AYM ona kızıyor.&lt;br /&gt;- Yüksek yargı mensupları sık sık yargının " bağımsız " olması gerektiğinden dem vuruyor. Ancak " adaletin yerini bulması " için bağımsızlıktan çok daha önemli olan " tarafsızlık " ilkesinden kimse söz etmiyor. AYM Başkanı "tarafsızlığa" söyle bir değinince hemen kaşlar yukarıya kalkıyor.&lt;br /&gt;- Başbakan Adnan Menderes' in, " emir-komuta " zinciri içindeki bir mahkemenin kararıyla 1961'de idam edilmesi, onu hiç tanımamış günümüz gençlerinin bile vicdanını sızlatıyor. Devlet, Menderes için anıt mezar yaptırarak özür diliyor.&lt;br /&gt;Buna rağmen Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan, 1960 darbesini ve idamları savunan bir açıklama yapabiliyor.&lt;br /&gt;- Artık iç hukukumuzun bir parçası olmasına rağmen mahkemeler ve yüksek yargı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarını dikkate almıyor. Türkiye, AİHM'de " en çok mahkûm olan " ülkelerin başında geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar bir solukta saydıklarımız. Daha nice olay var bu türden.&lt;br /&gt;Şimdi bunlara bakarak " yüksek yargı tarafsız bir biçimde davranıyor " diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;" Yüksek yargının kararları nesneldir, adildir, siyasi görüşlerden muaftır " diye düşünebilir miyiz?&lt;br /&gt;Bu ve benzeri örnekler, "eleştirenlerin" değil, " eleştirilenlerin " siyasi niyetlerle hareket ettiğini, kararlar aldığını göstermiyor mu?&lt;br /&gt;Özetle: Yargının " tarafsız ve nesnel " yani " adil " olmasını istiyoruz. Bu basit talebi, " siyasi çıkar ifadesi " sayanların bizzat kendisi siyasi çıkar peşindedir. Başka sözüm yok!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-5812539152741098297?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5812539152741098297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5812539152741098297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/05/yargya-gvenmek.html' title='yargıya güvenmek'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4838427661007562093</id><published>2008-05-13T16:32:00.001+03:00</published><updated>2008-05-13T17:06:45.143+03:00</updated><title type='text'>ya bugün...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.perakondu.com/wp-content/2006/12/judge.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 210px; height: 174px;" src="http://www.perakondu.com/wp-content/2006/12/judge.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa haber günün en önemli haberi kısaca özetleyeyim; Anayasa Mahkemesi başkanvekili ve tabiki mahkeme üyesi Osman Paksüt bir kaç arkadaşı ile beraber araba ile seyahat halindeyken izlenildiğinden şüphelenir. Arabasını durdurur, izlediğinden şüphelendiği arabada durur, hemen Ankara Emniyet Müdürünü arar olayı anlatır, Ankara Emniyet Müdürü oraya gelir, (arada başka bir kaç şey daha oluyor, Osman Paksüt arabayı aramaya falan çalışır, yakındaki bir trafik polisinden yardım ister vs.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse meselenin sonunda Ankara Emniyet Müdürü aracın Polise ait olduğunu ancak orada başka bir amaçla bulunduğunu açıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay böyle sizede garip gelmedi mi? Aslında bana pek garip gelmedi, hatta ben çok daha uç bir şeyler bekliyordum, örneğin emekli yüksek yargı mensuplarından bazılarının gözaltına alınması gibi. Hadi canım derseniz devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç yıl önce yargıtay başkanının veya üyelerinden birinin oğlunun telefon görüşmeleri dinlemelere takılmıştı, özetle başkanın avukat oğlu bazı davalar iin karar satıyordu, aynı dinlemeye yargıçlarda takıldı, yanlış hatırlamıyorsam yargıtay üyeleride, sonucu tahmin etmek zor değil yargı kendini temizleyemedi diye hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hemen aklıma geliveren bir diğer örnek ise çok daha yakın zamana ait, geçenlerde Yahya Demirel'in bazı önemli yolsuzluk dosyalarının yargıtayda kaybolduğu ve bir türlü bulunamadığı bu sebeplede zamanaşımına uğradığı zaman aşımının ertsindeki hafta ne hikmetse bu dosyaların bulunduğu haberleri yansıdı basına. Yani karşımızda kararların satıldığı ve dosyalarına bie sahip çıkamayan bir yüksek mahkeme var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiki de bunların aksi açıklamalar vakit geçirilmeden yapılmıştır. Peki bu durumun aslının ne olduğunu denetleyecek bir mekanizma var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum güçler ayrılığı denen bir şey var. Buna göre yasama yürütme ve yargı'nın Türkiyedeki karşılığı, yasama TBMM ve halk seçiyor, yasaları vs çıkarıyor, halka karşı sorumlu, yürütme halk seçiyor devleti yönetiyor, meclise karşı sorumlu, yargı yürütmenin çıkardığı yasalara göre adalet dağıtıyor, kimseye karşı sorumlu değil. Türkiye örneğinde müthiş bir gücü var, tam olarak Jüristokrasi, ancak gücü sadece sivillere yetiyor, hiç kimse adalet dağıttığına inanmıyor, hatta son gelişmelerde açıkça taraf olduğu ve hatta ana muhalefet görevine soyunduğu bile sokaktaki vatandaş tarafından konuşuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işin garip tarafı yargı bu görüntüden hiçte rahatsız değil hatta bu durumu perçinleyen açıklamalar yapmak için yüksek yargı hiç bir fırsatı kaçırmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleyim son izleme hadisesine. Bu blogda defalarca yazdım. Türkiyede derin devlet değişti ve yeni derin devlet kolay kolay meydanı eski dizene bırakmayacak. Bana kalırsa bu olay yargıya verilen bir gözdağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda bulunduğumuz nokta, adalet dağıtma görevi olan yargının açıkça taraf olduğu, ve yürütmeye savaş açtığı nokta gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir tablo düşünelim. Yargı belli kararlar alıyor ancak kolluk kuvvetleri bunu uygulamıyor. Nasıl düşünülemez değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bir yıl önce düşünülemezdi, peki ya bugün?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4838427661007562093?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4838427661007562093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4838427661007562093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/05/cahil-renim-grmemi-okumam-bilgisiz.html' title='ya bugün...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-355536109229520499</id><published>2008-05-06T21:38:00.000+03:00</published><updated>2008-05-06T22:32:30.339+03:00</updated><title type='text'>maç</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.sesonline.net/goruntu/futbol_milli_takim_kore_tr.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 199px; height: 165px;" src="http://www.sesonline.net/goruntu/futbol_milli_takim_kore_tr.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İktidar oyunu. Bu söz öbeğini ilk okuduğumdan galiba üniversiteye yeni başlamıştım. Açıkçası o zamanlar tahmin ediyorum benzerim olan bir çok genç gibi bende kilit kavramların, muhteşem fikirlerin ve sihirli formüllerin peşindeydim. Galiba birazda bu yüzden sevdim bu tanımlamayı, sanki bir yapbozdaki nicedir bulamadığım bir parçaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir soru ile açayım. Para nereye kadar güdüler, son nokta, varılacak hedef, daha çok para mıdır? Bu sorunun cevabı tabiki de hayır. Peki nedir en güçlü güdüleyici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar. ama böyle seçimle vs ile elde edilen türden değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış hatırlamyorsam iktidar oyunu kavramını ilk defa Fatih Çekirge ile yapılan bir röportajda (hatta galiba 2-3 gün sürmüştü)  okumuştum. O zamanlar daha Fatih Çekirge Uzan grubuna transfer olmamış ve türk halkı daha star gazetesinin yıllarca yapacağı türden bir eyyamcılıkla tanışmamıştı. Tahmin etmek zor değil ama ben yinede yazayım, röportajında iktidar oyununun kurallarını güçlükerin koyduğunu ve sürekli değiştirdiğini söyleyen Çekirge kısa süre sonra komutanlığını yapacağı Uzan grubunun medya kanadında bu kuralları grubun çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışacağnı düşünüyor muydu bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan geçen yıllar boyunca ben bu iktidar oyunu kavramını kendimce daha da doldurdum. Türkiye açısından oyunu kısaca özetleyeyim. Bu oyunun en büyük özelliği belli bir kuralı olmaması. Örneğin bir orjini , dayanak noktası veya hakemi yok. Bu anlamda da oyuncuların tamamı kendi kurallarını koyuyor ve başka oyunculara kabul ettirdikleri oranda dahada güçlenerek kendi iktidar alanlarını genişletiyorlar. Bu oyunda adalet, demokrasi, adil gelir dağılımı, ülkenin gelişmişlik düzeyi vs gib kavramlar oyuncular tarafından evrensel amaçlar olarak görülmüyor. Oyundaki evrensel tek şey iktidar kavramı ve buna ulaştıracak her şey serbest.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada bir oyun varken tabiki oyuncularda var. Ancak bugünün önceki dönemlere göre ciddi bir farkı var. 3-4 yıl öncesine kadar Türkiyede bu oyun bir yarışma şeklinde sürerken (yani ikiden fazla taraf var ve bunlar birbirlerini engellemeye çalışırken) bugün iki takımın olduğu bir maça dönüşmüş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüntünün sokak tarafından nasıl algılandığını kendimce yorumrsam; sahada iki takım var, kendimce isimlendirirsem; takımlardan birine Müesses Nizamspor, Millispor'a karşı diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem bir maça var kadrolara bakalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müesses Nizamspor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan Grubu,&lt;br /&gt;Diğer bazı belli başlı gruplar,&lt;br /&gt;TÜSİAD,&lt;br /&gt;Artık giderek zayıflayan bürokratik olligarşi,&lt;br /&gt;Kendisini tanımlarken laikliği ana belirleyici olarak kullananlar,&lt;br /&gt;Hukuksal yapının çok çok önemli bir kısmı,&lt;br /&gt;Üniversite yönetimlerinin önemli bir kısmı,&lt;br /&gt;CHP,&lt;br /&gt;vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millispor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemaatlerin çok büyük bir kısmı,&lt;br /&gt;Giderek güçlendiği görülen ancak son bir yıldaki gelişmelerle biraz yavaşlayan yeni bürokratik yapı,&lt;br /&gt;Anadolu sermayesi,&lt;br /&gt;Kendisini tanımlarken müslümanlığı ön plana çıkaranlar,&lt;br /&gt;Emniyet teşkilatı,&lt;br /&gt;AKP,&lt;br /&gt;Başbakanlık,&lt;br /&gt;Meclis çoğunluğu,&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki atladıklarım vardır ancak önemli olan yukarıdaki takımların oyuncu sayısı değil, oyuncuların kalitesi. Kadrolara bakınca hemen dikkat çeken nokta, askerlerin nerede olduğu bunu bilerek yazmadım. Çünkü artık askerlerin 27 nisan 2007 tarihinden sonra kendilerini iktidar oyunundan soyutlayarak asli vazifelerine döndüklerini düşünüyorum. En azından bu yönde bir eğilimleri var. Bence askerler artık darbeler, siyasete müdahaleler ve halkın inanmadığı kavramlarla birlikte anılmak değil, askeri başarılarla anılmak istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer yazmadığım oyuncu ise MHP. Heralde MHP tarihini hiç bir döneminde bu kadar çok kilit oyuncu olmamıştır ve bu kadar çok gol fırsatı kaçırmamıştır. Her iki takımda MHP'yi kendi saflarında görmekte memnun olacaktır ancak MHP'nin tarihsel olarak yeri bence Millispor'dur. Bunun dışındaki bir tercih veya tercihsizlik (ki şu ana kadar MHP tercihsizlik stratejisini izliyor ve buda ciddi ciddi kendisine oy kaybettiriyor.) MHP'yi yeniden meclisin dışında bırakacak bir sonucu doğuracaktır. Çünkü mevcut durumda müesses Nizamın bayraktarlığını siyasi partiler noktasında CHP, karşıdevrimcilerin temsilciliğini  AKP'nin yaptığı  düşünülürse MHP'nin neyi temsil ettiği belli olmayacaktır. Ve neyin partisi olduğu belli olmayan bir MHP'ye sandıktan meclis çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınız DSP-MHP-ANAP koalisyonunda yer alan bir MHP kendi istediği erken seçim sonucunda meclis dışında kalmıştı. Aynı MHP aynı yönetimle bugünde erken seçim istemektedir. 22 Temmuzun üzerinden daha bir yıl geçmeden bu kadar sert bir ayrışmanın yaşandığı Türkiyede şu anda ne tarafta olduğu belli olmayan MHP'ye sandıktan neyin çıkacağı bellidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanlığı meselesinde tarafını belli eden e bu ölçüde ehveni şer mantığı ile AKP'ye oy verenlerin ciddi şekilde beğenisi kazanan ve soınraki Türban çıkışında kendisi hakkında AKP seçmeninde "acaba?" ışığını yakan bir MHP yukarıda kendimce yorumlamaya çalıştığım ve sokaktan ne şekilde görüldüğünü kendimce yazdığım tabloda nerede olması gerektiğini en kısa zamanda belirmelemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraf olmayan bertaraf olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-355536109229520499?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/355536109229520499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/355536109229520499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/05/ma.html' title='maç'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2528630712677880728</id><published>2008-05-06T09:19:00.000+03:00</published><updated>2008-05-06T09:30:26.774+03:00</updated><title type='text'>1 mayıs</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img133.imageshack.us/img133/3886/1mays1977el9.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 220px; height: 165px;" src="http://img133.imageshack.us/img133/3886/1mays1977el9.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında şaşıracak bir şey yok. Sabah'tan Emre Aköz'de aşağı yukarı bunu söylüyor &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ahmet Necdet Sezer, DİSK'i niye sever?" başlıklı &lt;/span&gt;bugünkü yazısında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efendim konu şu. Eski cumhurbaşkanımız 1 Mayıstaki tavrından dolayı Disk Başkanı Süleyman Çelebi'yi arayıp tebrik etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu 1 mayıs 2008'de istanbulda kısaca hatırlayalım, 3-5 tane memleketin parti süsü verilmiş aşırı uç sol örgütü taksime çıkmak istedi. Aslında dertleri taksime falan çıkmak değil, ortalığı birbirine katmak. Yani kırıp dökecekler bu açık, Hükümette istihbaratını aldık taksimde kan çıkacak dedi, sendikalardan özellikle devrimci olduğunu her fıratta dile getiren ama devrim namına ne yaptığı bir türlü çözülemeyen DİSK inat etti, sonuçtada aslında işçi filan olmayan, dahası Disk üyesi filanda olmayan 3-5 tipleme polisten iyi bir dayak yedi, ölen kalan yok çok şükür. Ama merkez medyanın tv kanallarını açıp baksanız, sanırsınız ki kan gövdeyi götürdü. Tamam hastaneye gaz bombası, bazılarına karşı polisin tekme tokat girişmesi pek güzel bir görüntü değil ama Kalabalığın taksim meydana çıkması ve üzerlerine atılacak bir bombanın sonuçlarından yada oradaki dükkanların ve çevrenin dağıtılmasından bence bin kat daha iyi bir sonuç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi eski cumhurbaşkanının DİSK başkanına ne dediği merak konusu. Her neyse ortalama mantığa sahip herkes aşağı yukarı tahmin ediyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse aslında yazmaya bile gerek yok ama, son 1 mayıs tiyatrosuda kapatma davası ve öncesi ve sonrası ile kesinlikle ilintili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2528630712677880728?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2528630712677880728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2528630712677880728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/05/1-mays.html' title='1 mayıs'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4234333934098838029</id><published>2008-04-30T13:17:00.001+03:00</published><updated>2008-04-30T14:16:30.804+03:00</updated><title type='text'>pazarlık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wtsbooks.com/images/Handshake.GIF"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 197px; height: 177px;" src="http://www.wtsbooks.com/images/Handshake.GIF" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yenişafak'tan Fehmi Koru (Taha Kıvanç) bugünkü kulisinde son dönem iç siyasetin en aydınlatıcı tespitlerinden birini yapıyor. &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=30.04.2008&amp;amp;y=TahaKivanc"&gt;Burada.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kısaca yazısını özetleyeyim; "şu sıralar herkes AKP içindeki bu eleştirileri getiren eski bakan veya şu anda bakan olan kişinin kimliğini merak ediyor. AKP üst yönetiminden de şu ana kadar bir twpki gelmediğine göreonlarda bu geri adım atma işine o kadarda karşı değiller. Belkide bu geri adımların neler olacağının pazarlığını yapmak istiyorlar ancak doğru kişi ile pazarlık yapmak ve karşılaştıkları bu kapatılma vb. sıkıntılardan kurtulmak istiyorlar. Benim tavsiyem amiral gemisinin kaptanına gitsinler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarın görüşü kısaca böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım adım gidelim. Bir kere bu fikirlerin kimin tarafından dillendirildiği bence önemli değil, önemli olan bu fikirlerin AKP içerinde olması, tabi bunun amacı Sn. Koru'nun belirttiği gibi nabız yoklamada olabilir direkt bir öneride olabilir bunu zaman gösterecek.  Yalnız ortada kabak gibi olan bazı şeyler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP 27 Nisan muhtırasından sonra hemen ortayakoyduğu iradeyi bu kapatma konusunda ortaya koyamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun en birinci sebebi olarak "hukuka da babalanılır mı o son dayanak noktası hukukun siyasallaştığını kabul edemeyiz, onsuz ne yaparız" noktasını nazara alabiliriz. Tabi bu noktada "iyi de ya hukuk adil değilse" düşüncesi karşımıza çıkıyor. Geçen gün açıklanan Danıştay saldırısı davasında normal bir zekaya sahip herkesin baktığında görebileceği Ergenekon soruşturması ve bağlantısını davanın hakimlerinin ve savcısının görmemesi hukuk sistemimizin içinde bulunduğu durumu anlamamız açısından önemli bir ipucu.Bugün geldiğimiz noktada vatandaşlar arasında yaygın olan, hukukta taraf tutuyor ve güçlülerin hukuku var gibi söylemler daha da güçlenmiş durumda. AKP gibi sokağın nabzını gayet iyi tutan bir partinin bunu farketmemesi imkansız. Demek istediğim şu, sokaktaki vatandaşın kesretli bir kısmı tarafından ( ben % 85 diyorum) hukuk sistemimiz genel olarak çürümüş durumda, insanlar mahkemeler karşısında güçleri oranında yargılanıyorlar. Yani hak ve adalet yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir tablo ile karşılaşan AKP'nin hukuk sistemine daha önce askerlere gösterdiğinin benzeri bir tepki göstermesi, Türkiyede yerleşik bulunan ittihatçılar dışında hiç kimseyi rahatsız etmezdi. Hatta böyle bir tavır vatandaş üzerinde galina hukuk sistemine sonunda el atıyorlar şeklinde bir umutla bile karşılanabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ikinci döneminde kendisinden beklenen adımları atmaya başladı ancak bu konuda bürokratik oligarşi ilede kıyasıya bir kavgaya girişti. Birinci dönemde kavgada taraf olan aslen kendisinde bürokrat olan Sn.Sezer'in açıkça taraf olması ile gerekli başarıyı gösteremeyen AKP ikinci dönemde köşke Abdullah Gül'ün çıkması ile kavgada durumu eşitlemeye başlamıştı. Tabi bu kaptma davası ile yeniden kavgada üstünlük diğer taraf geçti. Burada ilginç olan nokta dün Ekrem Dumanlı'nın yazısında belirttiği gibi Sağcı bürokratların (ben bunu AKP'nin atadığı bürokratlar olarak alıyorum) en basit ifadesi ile korkak olması. Ayrıntısı için dünkü yazımdaki linke bakabilirsiniz. Demek ki AKP bürokrat atamalarında kendisini kollayacak bir atamam politikası izleyemedi. Eğer Türkiyedeki sol'un bahsettiği gibi bir kadrolaşma olmuş olsa idi o kadrolar AKP'nin bu duruma düşmesine izin vermezlerdi düz mantığı, bu noktada çürüyor.&lt;br /&gt;Hemen aklıma, ilk dönem AKP'nin daha iktidarının ilk aylarında bazı büyük kurumların başına atadıkları kişilerin aslında suç dosyalarının bayağı kabarık olmasının çok kıs sürede ortaya çıkması geliyor. (Bkz. Erdemir'e atadıkları genel müdür) Demek ki AKP bürokratik bir kadroya sahip değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki geride kalan 6 yılda madem AKP'nin kendisine göre bir bürokratik kadrosu yoktu da nasıl bu başarıyı elde etti? hemen kısa bir açıklama yapayım bugün geldiğimiz noktanın 6 yıl öncesine göre başarı olup olmadığı tartışılır buna itiraz etmem ancak bu yazının konusu ortada bir başarı olup olmadığı değil. Bence ortada bir başarı var, neyse.) Evet Türkiyede bugün belli bir anlayışa sahip ve kesinlikle ittihatçı olmayan bir bürokrat kesim var. Ve bazı iddialara göre bugün ittihatçı yapılardan daha güçlüler ancak bu noktada bürokratın gücünün sonuçta siyasi iradeye bağlı olduğuda kesin. Yani eğer bürokrat korkuyorsa bence bunun iki sebebi var. Birncisi bürokrat korkak ikincisi arkasında siyasi irade yok. Bu anlamda AKP'ye açılan kapatma davası AKP'yi destekleyen bürokrat yapı tarafından da dikkatli izleniyor ancak bu yapı tarafından beklenen AKP tepkisi gelmekte geciktikçe  bürokratlarda  iplere yaslanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir bakınca iplere yaslanmış bir AKP ve iplere yaslanmış sağcı bürokratlar tabiki de yumruk yiyorlar ama şu anda çokta etkili değil sonuçta gardlar düşmedi. Yalnız beklenen tepki geciktikçe iki tarafta yorunuluyor burası kesin. Benim bu noktada görüşüm olanlara karşı ilk tepkinin AKP tarafından gelmesi. Sonuçta olanlar AKP'ye karşı yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geleyim şu pazarlık konusuna, geri adım sadece bir adımdır. O adım atrılırsa gerisi kesinlikle gelir. Yani şu anda AKP içerisnde eski bürokrat ve eski Anaplılar tarafından oluşturulmaya çalışılan pazarlık yapalım ve kurtulalım tavrı AKp'nin sonu olacaktır. Yapılması gereken nasıl 28 nisan öğle saatlerinde muhtıraya karşı gereken cevap verildiyse bugün olanlara karşıda gereken cevabın verilmesidir. Bu anlamda yarın süresi dolan parti kapatma konusundaki cevbaın gereken cevabı içermesi dileği ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü aksi taktirde Türkiyeyi her açıdan, geçmişte yaşadığımız zor günler bekliyor. Bugün AKP yarın bir başkası, AKP en kısa zamanda net bir şeyler yapmalıdır. Yapılacakar hususunda da seçenekler açık ve son derece kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Anayasanın parti kapatmayı çok çok daha zorlaştırıcı ve siyasilere yasak getirilemeyecek şekilde düzenlenmesi, kesinlikle zor değil, uzlaşma son zamanlarda çok sık duyduğumuz bir kelime ve sokakta artık nefret uyandırıyor. Uzlaşma milletle olur diyen bir AKP müthiş bir çoğunlukla anayasayı halka onaylatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Anayasa değişikliğinden sonra yerel seçimlerle beraber erken genel seçim kararı alınması, böylelikle AKP bütün problemlerin çözümünde vatandaşı arkasına alır. (herhalde sonucu tahmin etmek zor değil.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Türkiyede ittihatçı düşünceyi temsil eden kadroların etkilerinin giderek azaltılması. BUda iktidarda olan hatta anayasayı değiştirme gücüne sahip bir siyasi irade için çokta zor olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada MHP eğer yakın dönemde daha da güçlenmek sitiyorsa şu anda müthiş olan AKP desteğine ortak olucu politikalar izlemelidir. Aksi takdirde ortaya çıkacak kamplaşmada müesses nizamın partisi CHP, karşı devrimin partisi AKP olacağından MHP'nin neyin partisi olacağı pek belli olmayacaktır. Türk seçmeni ne olduğu belli olmayan bir partiyide meclise taşımayacaktır. Bence 22 Temmuzda ulusalcı söylemler ile kendisini meclise atan MHP'nin kendi durumuna ciddi olarak gözden geçirmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4234333934098838029?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4234333934098838029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4234333934098838029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/04/pazarlk.html' title='pazarlık'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7149944888784447692</id><published>2008-04-29T14:06:00.000+03:00</published><updated>2008-04-29T14:12:33.063+03:00</updated><title type='text'>sağcı bürokrat</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ensonhaber.com/images/author/318_b.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 171px; height: 159px;" src="http://www.ensonhaber.com/images/author/318_b.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zaman'dan Ekrem Dumanlı'nın yazısı, aslı &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=682755"&gt;burada&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Ne zaman "sağ"dan "sol"dan bahsetsem mutlaka yazının bir yerine şöyle bir ekleme yapmak zorunda hissediyorum: "Aslında ne bizdeki sağa sağ denebilir ne de sola sol denebilir; lâkin kabataslak bir tasnif için bu terimlere ihtiyaç duyuyorum." Doğrudur. Bizdeki sağ dünyadaki sola benzer; bizdeki sol da dünyadaki sağa.&lt;/span&gt;  &lt;p style="font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Neyse konumuza dönelim: Acı tecrübeler sonunda görünen o ki bizdeki "sağcılar", "solcular"a göre daha çekingen, daha ezik, daha pısırık; hatta daha korkak olur. En alt seviyedeki devlet memurundan öğretim üyesine, siyasetçisinden yüksek yargı üyesine kadar bu böyledir. Cesurlarına bir şey demem. Aslan yürekli müstesnalar da vardır; amma genelde sağcı memur ve bürokratlar bir koltuğa oturmayı ve orayı belli bir periyot içinde işgal etmeyi aslî vazife sayar. Buna bir de "hassas dengeler"i ekler ve oturduğu koltuktan kalkıp bir adım atması gerektiğinde yüreciği güvercin kalbi gibi kıpraşır durur. Oysa aynı yere "sol görüşlü" bir memur, yönetici, bürokrat gelir ve yer yerinden oynar. Pısırık solcu devlet görevlisi yok mudur? Vardır elbet; ancak bu kişilerde "devletin/rejimin aslî sahibi olmak" gibi derin bir iddia vardır. Bu, cesaret pompalayan bir duygudur. Hele adam "eski tüfek solcu" ise, valla, katar karıştırır; "militan demokrasi"den bahseder, "jakoben olmak zorundayız" der, "habis ur, vampirler" gibi tabirlerle bir dünya insanı suçlar, mahkûm eder... &lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt; Sandıktan zaferle mi çıktınız; bunun hiçbir önemi yoktur sol için. "Yüzde 97 oy bile alsanız" adamın umurunda değildir. Kanun, nizam, adalet, fazilet... "Geç bunları" dercesine çifte standartın ar damarını çatlatır ve "çoğunluğun zorbalığı"ndan dem vurur. Aslında yapılan basbayağı "azınlığın zorbalığı"dır. Başörtüsü der baskı kurar, Kur'an kursu der baskı kurar, Kutlu Doğum der baskı kurar ve "mahalle baskısı" feryadıyla tersten baskı ağları örer. Sağ iktidarlar, "kadrolaşma" iddiasıyla ecel terleri döker; aslında olmayan bir "kadro" üzerine koparılan bir gürültüdür bu. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Belki de şapka çıkarmak lazım "solcular"a, "Kemalistler"e, "laikçiler"e, "sosyal demokratlar"a vs. Baykal kürsüye çıkıyor, Kur'an'dan ayet okuyor, Ebu Yusuf'tan, İmam-ı A'zam'dan fıkhî deliller getiriyor. Sonra kalkıp "Din de bizim, ..." diyor. Söylediği sözleri yazın bir kâğıda, altına Tayyip Erdoğan ya da Devlet Bahçeli imzasını atın; seyredin gümbürtüyü o zaman. Baykal bunu neden yapıyor? Demek istiyor ki "Ben ayet de okurum, hadis de. Tefsir de yaparım, fıkhî yorum da; ama sen aynı şeyi ya-pa-maz-sın!" &lt;/p&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt; Sözgelimi hukuk dünyasına bakın ve laikçi, Kemalist, ulusalcı vs. diye bilinen hukukçulardan aklınızda kalanları bir çırpıda sıralayın; Yekta Güngör Özden, Nuh Mete Yüksel, Önder Sav, Vural Savaş, Sabih Kanadoğlu... Tarafsızlığın çok önemli olduğu hukuk alanında, bir tanecik "sağcı, milliyetçi, muhafazakâr" diye tanınan insan var mı şu saydığım isimlere denk? Yok! Çünkü "sağcılar" devletin aslî sahibi gibi görmüyor kendini. Tamam; devletini seviyor, hatta uğruna ölümü kutsal bir vazife gibi görüyor. Ancak geldiği makamı "liyakat"le özümseyemiyor ve kendini hep iğreti olarak görüyor. Bir makama gelir gelmez "medyaya şirin görüneyim" diye göbeği çatlıyor. Asker-sivil bürokrasiden azar yememek için adeta tek ayak üstünde bekleyenler var. Halbuki devlet herkesin devleti, ne "solcu"nun babasının malı ne "sağcı"nın. Hiç kimse kendini rejimin bekçisi gösterip terör estiremez. Hiç kimse de geldiği makama emanetçi ürkekliği ile yaklaşıp oturduğu koltuğun altında ezilmemeli. Bu ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan sağcılar pısırıklığı bir kenara itip katılımcı demokrasinin özgüven basamaklarını tırmanmadıkça bu ülke eşitlikçi bir demokrasiye ulaşamayacak. Makamlar, mevkiler bugün var, yarın yok; adınız tarihe ödlek diye de geçebilir, cesur yürek diye de. Yeter ki kalbiniz ülke sevgisi, millet saygısıyla dopdolu olsun!..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;***&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7149944888784447692?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7149944888784447692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7149944888784447692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/04/sac-brokrat.html' title='sağcı bürokrat'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4369998773881686703</id><published>2008-04-28T22:15:00.004+03:00</published><updated>2008-04-30T14:21:17.279+03:00</updated><title type='text'>savaş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.nadirkitap.com/upload/resim20061019201549.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 158px; height: 200px;" src="http://www.nadirkitap.com/upload/resim20061019201549.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir kere kolay bir şey değil, onda anlaşalım. Türkiye Cumhuriyeti devletini yöneten kadro değişiyor. Şöyle biraz geriye doğru bakıp bu kadronun icraatlarının üzerinden hızlıca geçelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela 150 yıl öncesine İttihat ve Terakki'nin palazlandığı ve hemen akabinde de sayısız isyanlar  ve entrikalar ile devleti ele geçirmelerine, daha sonra kendi aralarındaki kadroların ayağını kaydırmak için isyanları devam ettirdiklerine, hatta koskoca imparatorluğu savaşlara sürüklemekten bile geri durmadıklarına ve bunların sonucunda 600 yıllık muhteşem bir devleti yıktıklarına bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Atatürk'ün milletle beraber kurtardığı vatanda kurulan yeni devlette nasıl köşe başlarını tuttuklarını, Ata'nın vefatı ile nasıl gemi iyice azıya aldıklarını, milleti yokluklar içerisine mahkum ettiklerini, milli manevi ne kadar değer varsa hepsinin içini boşaltmak için nasıl canla başla çalıştıklarını ve memleketi iflas noktasına getirdiklerini bunların sonrasında ABD yardımını almak için  birinci şart olan demokrasiye, nasıl geçmek zorunda kaldıklarını, seçimler sonucunda  milletin nasıl ezici bir şekilde milli olana mührü verdiğini, ve onların mühür sahiplerini de türlü entrikalarla iktidardakileri nasıl indirdiklerini, hatta indirmekle kalmayıp nasıl astıklarına da bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında milleti nurlu sülü'lerle nasılda kandırmaya çalıştıklarını, defalarca ve defalarca asker eli ile herşeyi karıştırdıklarını ülke bütün bunlar olurken ve zayıflarken onların nasılda semirdiklerini ve serpildiklerini de unutmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdide daha yakına gelelim, ne oldu da bunlar oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet cumhurbaşkanını ben seçeceğim dedi (yani artık bu ülkeyi ben yöneteceğim demekle aynı şey)&lt;br /&gt;Hayır dediler, 1 yıl önce bir muhtıramız oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet kim oluyorsunda bana muhtıra veriyorsun dedi&lt;br /&gt;Ses çıkmadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketin en üst mahkemesi bazı yorumlara göre adaleti ve mantığı hiçe sayarak "hükümet seçemez" dedi.&lt;br /&gt;Seçimde  % 47 ile millet konuştu, sonrada  refarandumda da bunun  % 50 fazlası çıktı, Millet Cumhurbaşkanını ben seçeceğim dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı hükümetin dediği oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet + MHP türbanı getirdi, anayasa değişti&lt;br /&gt;Rektörler yok öyle dedi, anayasal suç işlediler, işliyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hengame de saçmalıklarla dolu olduğu yazılan çizilen bir iddianame ile % 47 oy alan parti anayasa mahkemesince kapatılma ile  karşı kaşıya kaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada cumhuriyet tarihinin en derin yapılanması hakkında soruşturma yürütülüyor memleketin kalantorları aman ne yapsak ta bu işi kessek diye dört dönüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde arada kaynadı apo namlı asmayıpta beslediğimiz terörist kendisi ile temasta olan generalleri açıkladı, tak iki gün sonra partininin bir numaralı adamı sahte raporla askerlikten kaçan adamı askeri mahkemece tahliye edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar aleni bir şekilde oldu, oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam edecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4369998773881686703?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4369998773881686703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4369998773881686703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/04/bir-kere-kolay-bir-ey-deil-onda-anlaalm.html' title='savaş'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8120925825461623177</id><published>2008-04-16T09:05:00.000+03:00</published><updated>2008-04-16T09:12:54.652+03:00</updated><title type='text'>kara mizah</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.inci-lay.com/data/media/58/inci-lay.com_para6.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 244px; height: 187px;" src="http://www.inci-lay.com/data/media/58/inci-lay.com_para6.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabahtan Engin Ardıç çok kötü yapıştırmış, mevzu malum şu paradaki resim meselesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca CHP'lilere soru şu, madem İnönü'nün paralara kendi resmini bastırması kanuni, o zaman Abdullah Gül'de paralara kendi resmini bastırsın mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasılsa kanun yürürülükte ve İnönü sadece yürürülükteki kanunu uygulamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru iki devrimci İnönü paralardan Atatürk'ün resmini kaldırmış, oysa karşı devrimci ve asıldığına bugün bile zil takıp oynayan devrimcilerin (bilin bakalım bunlar kimler) muazzam gıcık kaptıkları karşı devrimci Adnan Menderes vb. paralara Atatürk'ün resmini geri getirmişlerdi, buna ne denmeli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani hakikaten bu nasıl bir kara mizahtır ki bu ülkenin ana muhalefet partisi böyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-8120925825461623177?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8120925825461623177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8120925825461623177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/04/kara-mizah.html' title='kara mizah'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2205623592633197875</id><published>2008-04-11T15:00:00.000+03:00</published><updated>2008-04-11T15:08:16.215+03:00</updated><title type='text'>beraat</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.trt.net.tr/haber/2005/12/22/resim/mahkeme_karar_b.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 203px; height: 153px;" src="http://www.trt.net.tr/haber/2005/12/22/resim/mahkeme_karar_b.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nokta dergisi nin son genel yayın yönetmeni Alper Görmüş Darbe günlükleri nedeniyle hakkında açılmış olan davadan beraat etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun anlamı evet günlükler gerçek, zate aşağı yukarı 10 gün önce günlüklerin Eski Deniz Kuvvetleri Komutanının bilgisayarında kaydedildiği kanıtlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi günlükler gerçek olduğuna göre bu günlüklerde yer alanların yargılanması gerekiyor. Tabi burasının hani her fırsatta tekrarlanan sosyal bir hukuk devleti olması varsayımından hareketle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümleten geçmiş olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2205623592633197875?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2205623592633197875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2205623592633197875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/04/beraat.html' title='beraat'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1285180239869040022</id><published>2008-04-10T11:27:00.001+03:00</published><updated>2008-04-10T11:49:19.338+03:00</updated><title type='text'>yok canım daha neler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kimple.com/Catalog%20FL/3_Monkeys.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 241px; height: 197px;" src="http://www.kimple.com/Catalog%20FL/3_Monkeys.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün ÜAK (üniversitelerarası Kurul - bugünlerde alternatif YÖK olma çabasındaki kurulda diyebiliriz) Başkanının rektörü olduğu üniversite karıştı, rektör zeytinyağı refleksi ile hemen en üste çıkıverdi, herkes suçlu, kabahatli ama rektör suçsuz. Neyse meselenin ayrıntıları günlerdir her tarafta üzerimize boca ediliyor. Sözde merkez medya sağolsun. Tabi aynı zamanda alnı kılıçlı piskopatımız 4 gündür bulunamadı ve gerizekalı, manyak karışımı minyatür Polat Alemdarlar arasında bir idol olma yolunda hızla ilerliyor. Bilin bakalım bu piskopatı kim cilalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün Taraf gazetesinin haberi ile Genelkurmay Başkanlığımızın andıçlama faaliyetlerine tam gaz devam ettiğini duyurdu. Yalnız bu sefer ki bayağı geniş, ana teması ise AB ve ABD tarafından destekli STK'lar. Radikal akıllara gelen soruları sormuş ve cavplara göre askerlerde eleştirdikleri AB den bayağı ciddi yardım ve hibeler almışlar Radikal gazetesinin vardığı sonuç manşetindeydi, "işiniz mi yok". Cümlenin muhatabı TSK. Nereden nereye değil mi? Şimdi meselenin temelinde bence Türkiyede güvenlik ile sorumlu kurumların bu tür araştırmalar yapması gayet normal ve yapılmalı ancak bunu yapacak makam bence TSK olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer mevzu ise olayın perde arkasında kaldı ama ben yinede sorayım. Acaba bu andıç neden şimdi ortaya çıktı. Yoksa askerler arasında bazı konularda anlaşmazlıklar mı var? Hatta şu günlerde açık açık darbe şakşakcılığı yapanlara nazire olsun diye bu andıç birilerini korkutmak için mi basına sızdırıldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senaryoyu yazayım, bir veya bazı askerler darbe yapmak isterler, çalışmalarını gizli yürütürler aynı bu andıç olayında olduğu gibi ama birde bakarlar ki andıç gazetelerde, hemde en gıcık oldukları gazetede. Meali uslu durun andıçı biliyoruz, tabiki de darbe çalışmalarınızıda biliyoruz. Hadi canım diyecek arkadaşlara Nokta dergisnin kapanmasına yol açan haberlere birde bu gözle bakın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son gündemimiz aslında uzun zamandır belli çevrelerinde gündeminde olan ancak hükümetin istelsizliği yüzünden aksiyona dönüşmeyen Doğan grubuna yönelik operasyon. Akşam gazetesinde pek ciddiye almadığım bir köşe yazarı AKP'nin Doğan grubuna yönelik operasyon yapacağını ve bunun Doğan ile sınırlı kalmayacağını AKP'nin kendisiyle kavga eden bürokratik yapıyıda değiştirici işlemler yapacağını yazdı. Şimdi bu olur olmaz bilemiyorum ama şuna eminin AKP'nin etkili ve yetkili isimlerinin ve özellikle çekirdek tabanının Doğan grubu hakkında hissettikleri şeyler ortak ve bunları tahmin etmek pekte zor değil. Zaten AKP iktidara geldiğinde Uzan grubu bitirilmiş ve bunun sonucunda Doğan lehine meydan biraz boş kalmıştı. O operasyon sonrasında Doğan grubununda üzerine gidileceği beklentisi oluşmuş olsa da bu yapılmamıştı. Yanlış anlaşılma olmasın Uzan'ın üzerine gitme ve Doğan'ın üzerine gitmeme konusunda insiyatifin tamamının  AKP olduğunu düşünmüyorum. Ancak sonuçta iktidsar partisinin böyle bir gücü var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde şunu farkettim bu kapatma davası ile gündem, Ergenekon, Türkiyenin Irak Politikası, Nabucco, İran Türkiye ilişkileri, Doğan grubuna yapılacak muhtemel operasyon gibi hayati öneme sahip konulardan, kapatma konusuna kaymış durumda, hadi bizim gündemimizin kayması bir şey değilde iktidar partisinin gündeminin kayması bayağı önemli. Acaba diyorum bu kapatma davası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok canım daha neler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1285180239869040022?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1285180239869040022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1285180239869040022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/04/yok-canm-daha-neler.html' title='yok canım daha neler'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1750181631375125635</id><published>2008-04-02T09:26:00.002+03:00</published><updated>2008-04-02T09:48:36.572+03:00</updated><title type='text'>olanı anladık da...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hafif.org/imaj/webci/turkiye.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 246px; height: 184px;" src="http://www.hafif.org/imaj/webci/turkiye.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Olan belli, askerler 27 nisan sonrası pek bir isteksiz olduklarından mıdır bilinmez, askerlerden ses çıkmıyor, bu durumda Türkiyede giderek gücünü kaybedenler tayfası devreye yargıyı soktu. Yargıtay başsavcısı ve Anayasa mahkemesinin külliyatlı üyeleri ortaklığı AKP'yi kapatma kararı alıverdi. Şimdi tabi kapatılmama gibi bir ihtimalde var. Ancak bu ihtimalde bile ceza veya cezalar kesin gibi bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsenize her yerde şu üyeyi şu atadı bu üyeyi bu atadı yorumları, bunun anlamı açık üyeler kendilerini atayanların kafa yapısına sahip, eh üyelerin 7-8 tanesini eski cumhurbaşkanı atadığına göre, eh o üyelerde eski cumhurbaşkanı olsaydı vereceği kararları aynen verdiğine göre, bu atama değerlendirmeleri doğru diyebiliriz. Tabi buda bizi AKP'nin kapatılması ve/veya cezalanadırılması noktasına getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne getiren süreçte pekala AKP'de suçlanabilir, sonuçta anayasayı değiştirmeyenler, 367 safsatasından ve referandumdan sonra hele ki % 47'den sonra yüksek mahkemenin kanununu gözden geçirmeye kendileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak meseleye birde şu açıdan bakalım, tamam bu iki taraf birbirine girecekti ancak ilk vuruşu yapan AKP olsaydı bu süreçte direkt olarak haksız, aceleci, saldırgan sıfatlarının muhatabı olacaktı ve buna da kimse itiraz edemeyecekti. Dahası bununla beraber birde rejim düşmanı, cumhuriyeti yıkcaklar vs vs vs gibi bir sürü saçmalığıda peşinen kabullenmiş pozisyonuna itilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse AKp kendini savunacaktır. Ancak bunun nasıl yapılması gerektiği konusunda benim bazı kaygılarım var. Bana kalırsa sınırlı bir anayasa değişikliği ile parti kapatmaları zorlaştırmak, Anayasa mahkemesinin yetkive üye sayısısnı yeniden belirlemek yerine zaten hazır olan anayasa taslağına son şeklini verip (-ki o şekil zaten verilmişti.) bir referandum ile halka sormak. En makul ve kesin çözüm bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bu süreçte AKP nasıl ki karşısındaki tüm taraflar ve özellikle de yargı yetkilerini aşarak kullanıyorsa AKP ve hükümet kendine bağlı organların halihazırda ellerinde tuttukları yetkileri kullanmaktan geri durmamalılar. Türkiye mevcut hali ile yüksek yargı ve onların gazcıları elinde laiklik ve cumhuriyetin kazanımları gibi içi boş kavramlar uğruna geride kalan 50 yıllık sözde demokrasi tarihimizin ve ekonomimizin tüm kazanımları ile birlikte, uluslararası alanda da ve özellikle bölgemizde elinde tuttuğu gücü kaybetmek üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada temel düşünce bana kalırsa  milletten alınan emaneti 3-5  gaza gelmiş kalem erbabına bırakmamak olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1750181631375125635?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1750181631375125635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1750181631375125635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/04/olan-anladk-da.html' title='olanı anladık da...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2327340522639461799</id><published>2008-03-31T22:24:00.003+03:00</published><updated>2008-03-31T22:29:01.407+03:00</updated><title type='text'>noktadan haber var</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://image.haber7.com/haber/110653.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 223px; height: 167px;" src="http://image.haber7.com/haber/110653.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="haberdetayspot"&gt;&lt;strong&gt;Bu bloğun kuruluş amacı, Nokta dergisine yapılanlara karşı kendi çapında bir tepkiydi, bu yüzden dergi ile alakalı her şey bu blogda öncelikli. Aşağıda derginin kapatılmadan önceki editörü Alper Görmüş'ün Yenişafak gazetesine verdiği röportajı alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nokta dergisi eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğunu söylediği darbe günlüklerini yayınladı, ardından baskılar arttı, dava açıldı ve dergi kapandı. Bir yıl sonra o günlüklerin Özden Örnek'e ait olduğu kesinleşti. AK Parti iktidar darbe günlüklerini ciddiye alıp Nokta'nın kapatılma sürecine sessiz kalmasaydı bu gün şartlar böyle olmazdı” diyor.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;İyi gerçeğin inşasına katkı…&lt;/b&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsmet Paşa ne güzel söylemiş; Gerçeğin er-geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu var. Son dönemlerde ne kadar çok tanık olduk ortaya çıkan gerçeklere. Yalanları bir bir yüzlerine vuruldu, hepimizin önünde. Suçlanıp da aklananları gördük. Yüzü kapkara, eli kanlı olduğu halde ortalıkta adam diye dolaşanları tanıdık. Vatan, millet, bayrak gibi kutsal bildiğimiz değerleri hoyratça köhne ve kirli emellerine alet edenlerin, hezeyan dolu ittifaklarına tanık olduk. İyice ezberledik darbecileri, demokrasi düşmanlarını, siyasetten, özgürlükten, hukuktan nefret edenleri. Bizi kimlerin nasıl kandırdığını da gördük. Değerlerin ve kavramların nasıl tüketildiğini de. Devletin hangi yöntemlerle yıpratıldığını da. Topluma nasıl ilkel bakıldığını da. Derin zihniyet çatışmasını ve büyük iktidar mücadelesini de. Karanlığın beslediği güçleri de gördük Demokrasinin katillerini de gördük. Suçunu örtbas etmek için türlü türlü hokkabazlıklar yapanları da gördük. İktidar heveslisi bu cinnetlilerin menfur emellerine ulaşmak için neler yapabileceğini de gördük… &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Biliyoruz ki, bunlar yüzsüz ve kaybettikçe daha da hırçınlaşıyorlar. Onun için zaman bireyin, toplumun ve devletin karanlık bütün zeminlerden hızla sahici aydınlığa çıkması zamanıdır. Koyu karanlıkta sadece şiddet kazanır, çünkü orada cinayet ustaca işlenir, katil gizlenir. Bu hazin durumu demokrasimiz defalarca yaşamadı mı? &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Demokratikleşme adına önüne gelen fırsatları harcayan siyasilerin başına nelerin geldiğini de gördük. “Kötü gerçek” ihmallerimizin sonucudur. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tek çare gerçeğe sığınmak ve gerçeğin ortaya çıkmasını hızlandırmaktır.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve dahi gerçeğin iyiden yana inşasına bütün gücümüzle katkıda bulunmaktır.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;* * *&lt;/b&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nokta dergisinde yayınladığınız darbe günlüklerinin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu kesinleşti. Fakat o yayınlardan sonra dergi elinizden gitti, kapandı… &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Emniyet'in bu bilgisinin mahkeme dosyasına girmesiyle sanıyorum başka bir hukukî sonuç doğacak.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ergenekon savcısı sizden Özden Örnek'e ait darbe günlüklerinin CD'sini istedi.  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, günlüklerin yürüttükleri soruşturmaya yardımcı olacağını söyledi. Muhtemelen savcı Ergenekon örgütü ile darbe günlükleri arasında bağlantı kuruyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;11 Nisan'da davanız var. Bu bilgi neleri değiştirir?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu noktadan sonra dava sürmez. Beraat ederiz. Madem Nokta'nın yayınladığı darbe günlükleri sahih, darbe girişimleri olmuş, adım atılması gerekir. Nokta'nın haberinden sonra yapılmış suç duyuruları var. Sürecin yeniden ele alınması gerekir. Umuyorum ki önemli bir süreç başlayacak. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Dergide darbe günlüklerini yayınladıktan sonra neler yaşadınız?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nokta, 27 Nisan muhtırasından birkaç hafta önce kapandı. Kapanma bir sürece yayıldı ama benim son ana kadar derginin yaşayabileceği ne dair güçlü inancım vardı. Bu yönde gelişmeler oldu. Bir girişimci “Bu dergi kapanamaz, ben gerekli sermayeyi koyarım, sakın kapandığını ilan etmeyin” dedi. Ben de umutlandım. Araya 27 Nisan muhtırası girdi, o kişiden “çok özür dilerim” diye mesaj geldi. Geri adım attı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;PATRONUN PİSİKOLOJİSİ DEĞİŞTİ &lt;/strong&gt; &lt;/u&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir gerçek çıkıyor ortaya; medya patronu olmak değil dergi patronu olmak bile zor iş.  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Patron söz verdiği gibi dergiye müdahale etmedi. Önemli dosyalar yayınladık. Andıç haberi, darbe günlüğü, Genelkurmay'ın STK'larla işbirliği dosyası gibi. Bu dosya yayınlandığı gün askeri savcılık beni aradı. Dergiyi polis bastı. Patron hükümeti eleştirdi, bunun antidemokratik bir girişim olduğunu, mali olarak zorlandığını ama dergiyi bırakmayacağını söyledi. Fakat bir hafta içinde psikolojik olarak değiştiğine şahit oldum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu değişimde ne etkili oldu?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ayrıntılı olarak bilemem ama bu ani değişim somut birtakım bilgiler aldığını, bu bilgilerin onun psikolojisini bozduğunu düşündürtüyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;AK Parti'ye kapatma davasıyla yükselen sıkıntılı dönem Nokta'nın kapanmasıyla başlatılıyor.  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ben de öyle düşünüyorum.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;GÜNLÜK ERGENEKON'A IŞIK TUTUYOR &lt;/strong&gt; &lt;/u&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nokta'nın kapatılması neyin başlangıcı?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Günlüklerdeki bilgiler, Genelkurmay'ın sivil toplum ilişkisi şunu gösteriyordu; eski tipte darbeden vazgeçiliyordu. Sivil kuvvetlere dayanan yeni tipte darbe planı vardı. Hükümeti etkisizleştireceklerdi. Panı bugün Ergenekon üzerinden aynı şekilde görüyoruz. Günlükler üzerinden öngördüğümüz şeyler bir bir çıkıyor. Sayın Gül, Dışişleri Bakanı'ydı, “Biz bunları biliyorduk, Nokta'dan önce bize de geldi” dedi. Arkasında duramadılar, bir şeyler yapsalardı durum farklı olurdu. Ergenekon soruşturmasından sızan iddialar, kim ne kadar şaşırırsa şaşırsın, eski sağ-sol kamplaşmasının argümanlarıyla anlaşılamayacak garip ideolojik akrabalıkların kökleştiğini gösteriyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nedir bu garip ideolojik akrabalıklar?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlhan Selçuk ve diğerleri gözaltına alındığında yaşanan şaşkınlığı hatırlayın. Selçuk bu isimlerle birlikte mütalaa edilebilir mi hiç, biri aydınlanmacı, Atatürkçü, diğeri mafyatik ilişkiler içinde denildi. Şaşılacak bir şey yok. Soruşturma ilerledikçe ideolojik akrabalık ilişkisi daha da belirecek. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Günlükleri hatırlatarak soruyorum, bugün komuta kademesi ne durumda?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Büyükanıt'ın başa gelince hükümetin canına okuyacağına dair yorumlar vardı medyada. Tersine inanmak için de ortada bir şey yoktu. Ne zaman ki günlükleri okudum, bunun kuşkulu olduğunu gördüm. Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı, İlker Başbuğ İkinci Başkan'dı. Günlüklerde bu ikilinin önlerinin açık olduğu, kendi kariyerlerinin peşinde oldukları, kendilerini vatanı-milleti kurtarmak için girişilen faaliyetlerin dışında tuttukları belirtilip eleştiriliyorlardı. Bildiklerimiz çıkmadı, günlükteki ifadeler gerçeği yansıtıyormuş. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;BUNDAN SONRASI SERT GEÇECEK &lt;/strong&gt; &lt;/u&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Günlüklerdeki proje ne kadar geriye gidiyor?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İttihat ve Terakki'ye kadar gider ama kesintisiz bir devamlılık ararsak, 27 Mayıs'tan itibaren bitmeyen cuntalar dönemi var. Bu emeli taşıyan yapı hep canlı tutulmuş. Toplumda artık bu darbeci zihniyete tavır var. Düne kadar her şeyin üstü örtülüyordu. Bundan sonra süreç sert geçecek. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nihai bir hesaplaşma süreci mi?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, Türkiye ya demokrasi yoluna girecek ya da eski alışkanlıklar devam edecek. Türkiye'nin normalleşeceğini, demokrasinin galip geleceğini düşünüyorum. Çünkü eski tarzın zemini artık yok. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Darbe günlüklerinin tamamını yayınlamadınız. Bütün olarak baktığınızda ürktünüz mü?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Feci bir tabloydu açıkçası. Üsluplar, yaklaşımlar, siyasetçilere karşı duygular... Bırakın demokrasiyi siyasetten nefret vardı. Oradaki ifadeler bu düşüncenin kırılmasının zor olduğunu gösteriyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bazı askerlerde siyasete ve demokrasiye karşı gelişen bu tavrı nasıl izah ediyorsunuz?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öğretilir, gelenek haline gelir. Bu ancak iktidar duygusuyla olabilir. Kaybetme tehlikesi, nefret duygusuna dönüşebilir. Özkök gibi demokrasiyi içine sindirmiş paşalar da var, demokrasiye düşman olanlar da... Bu bir veri, böyle kabul edeceğiz. Toplumda da, devlette de böyle bir damar var. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tuhaf bir hipnoz hali…  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Statü olarak aşağıda gördüğü toplumsal tabakaların kendisini yönetmesi karşısında duyulan dehşet ve onu düşmanlaştırma durumu. Düşman imha edilir… &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Orduda, sokakta, üniversitelerde, yargıda darbeci geleneği sevk ve idare eden gördüğümüzden başka bir yapı var mı?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mutlaka var. Gerçek gördüğümüzden başka bir şey.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;HÜKÜMET İLERİ ADIM ATMALI &lt;/strong&gt; &lt;/u&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ergenekon yapılanmasında Veli Küçük ilk ona bile giremez deniliyor. Yukarıdaki numaralar merak ediliyor…  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Küçük, ülkenin en yüksek demokratik merciinin oluşturduğu komisyona gitmemeyi becerebildi. Bu kişisel kuvvetinden gelmiyor. Başka yerden güç alıyor. Çok daha farklı bir yapılanma olsa gerek. Orada ne kadar ilerlenir onu göremiyoruz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İlhan Selçuk, Alemdaroğlu ve Perinçek'in sorgulanmaları bir fikir vermiyor mu?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Selçuk'un gözaltına alınması olayın çapını göstermesi bakımından fikir veriyor ama bu tek başına yetmez, sorgulanacak başka insanlar yoksa bu pek bir anlam ifade etmez. Çünkü bizim hukuk sistemimizde sivil savcıların bir noktada durmak zorunda olduklarını biliyoruz. Fakat iktidar bu noktada anti demokratik yapılarla uzlaşırsa kendi sonunu hazırlar. Ben hükümetin tutumunu eskisinden farklı görüyorum, adımlarını daha da ileri atmalı.. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Medyakronik'le on yıldır medyayı başka bir gözle takip ediyorsunuz. Bu anti demokratik süreci hazırlayan medya ayağı gördünüz mü? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hem de nasıl… Hatırlayın, Ecevit'i gönderdiler Derviş, Özkan, Cem'le bir şey yapmak istediler. Orada gazeteler gazete gibi çıkmadı. Senaryo tutmadı ama 28 Şubat'ta başardılar. Hiçbir oyun medya olmadan başarılı olamaz, bunu darbe günlüklerinde de gördüm, bugün de görüyoruz. Doğu Silahçıoğlu Cumhuriyet'te yazdı, bu hükümeti devirmek ve bir nesil boyu iktidarı onlara vermemek gibi bir planlamadan söz ediyordu, bunu için de medyayı yanımıza çekmeliyiz diyordu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Medya da eskisi gibi değil.  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet. 28 Şubat'tan sonra demokrasiden yana tutum olan büyük bir medya gücü var şimdi.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;AK Parti'nin kapatılması için yargının direneceği, İP'den, Perinçek'ten kitlesel destek istedikleri haberleri yer aldı basında.  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O konsept, yani sivil kuvvetlerin öne çıktığı yeni darbe modeli hayata geçirilmek isteniyor. Kimse hukuk çerçevesinde olduğunu söylemesin, kapatılma davası bir siyasi girişim. Yargı bunun parçası ve bu çerçevede bir ortak faaliyetten söz edebiliriz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Darbeciler eskisi kadar pervasız olabilir mi, yoksa bu bir cinnet hali mi?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Panik halindeki insanların neler yaptığını biliyoruz, buradaki ruh hali de benzerdir. Öyle pervasızlıklar söz konusu olabilir ama böyle bir dünyada bunların uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;AK Parti tehlikeyi gördü mü?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuda iyimserim. İktidarın bu meselelere yaklaşımı bir yıl öncesinden farklı. Demokrasi ipine sarılırlarsa yıkılmazlar. Olayı sadece Ergenekon bağlamında da görmemek lazım. Burada derin bir zihniyet kapışması ve ona bağlı olarak iktidar çatışması var. Devlet ve onun içinde yuvalanmış çetelerin yürüttüğü bir mücadele bu, belki eline bomba almaz ama o zihniyet “bunlar kim ki” diyor. Bu nefret kendine çağdaş, laik diyen geniş bir kesimde var, olayı basitçe birkaç çetenin işi gibi görmek yanlış olur, bu çok köklü bir zihniyet. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#bb2222;"&gt;Orduya değil darbeye karşıyım&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Suçlandığınız o darbe günlüklerinin şimdi Özden Örnek'e ait olduğu ortaya çıkınca ne hissetiniz?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İki ay önce yazmıştım, davanın sonucu umurumda bile değil. Benim için önemli olan vicdanen rahat olmaktır, vicdanımda en küçük bir şey yok, çünkü bütün o girişimlerin yapıldığını biliyorum... Şu anda da aynı fikirdeyim, bu bilgi ortaya çıktığında farklı bir şey hissetmedim. Bir açıdan sevindim, yarın Taraf gazetesinde bir liste yayınlayacağım; günlük ortaya çıktığında, bunların sahte olduğunu, uydurma olduğunu yazan köşe yazarlarının listesini verip, ne yazdıklarını hatırlatacağım. Elbette darbe günlüklerinin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğunun kesinleştiği bilgisini gazetelerine haber yapmadıklarını da hatırlatacağım. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sizi de askeri yıpratmakla da suçlamışlar mıydı…  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çok. En başta Cumhuriyet gazetesi… Bir sürü yazar askeri yıpratmak, ordu karşıtlığı dedi. Ben İlhan Selçuk'un gözaltına alınma biçimini hoyratça bulduğumu birkaç TV'de söyledim, ama Nokta'ya yapılan muamele için Cumhuriyet'ten hiçbir tepki gelmemişti, ayrıca hiçbir delil olmadan bir cemaatin yayın organı dediler. Ben dedim ki, ordu karşıtı değiliz ama darbe karşıtıyız, darbe yapmak isteyen generallere karşıyız. Bir gazeteci olarak darbe girişimini tespit etseniz, bir hafta sonra darbe olacağına dair komutanların konuşmaları size gelse bunu yazmayacaksınız öyle mi diye sordum. Çünkü öyle yazdılar, çizdiler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çevre kaybettiniz mi?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı eski arkadaşlarım konuşmuyorlar benimle, dinci olduğuma inanıyorlar, selamı sabahı kesenler var… Sağlık olsun…  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nokta'da ikinci döneminiz 9 ay sürdü. Bu dönemi bireysel tarihinizde nereye koyuyorsunuz?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gazeteciliğimin en güzel yılları. Nokta kapanırken; gazeteciliği sürdürmek için her şeyimiz var, sadece sermayemiz yok demiştik. Bir gün birileri gelin derse inşallah yeniden başlarız... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nokta'nın yeniden çıkma ihtimali var mı?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sermaye ürkektir, ülke birazcık daha normalleşirse olur ama şimdilik mümkün görmüyorum.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#bb2222;"&gt;Köye taşındım ama mücadeleden vazgeçmedim&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu işten soğuduğunuz oluyor mu?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayır… Çocuklarımız da bu ülkede yaşayacak, bugün ciddi bir demokrasi mücadelesi var, ben bunun dışında kalmam.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Dergi kapandı, hakkınızda davalar açıldı ve siz bir köye yerleştiniz. Bu bir kaçma mıdır?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Benim bir köyde yaşıyor olmam böyle bir görüntü veriyor mu gerçekten! Ben demokrasi mücadelemde en küçük bir geri adım atmadım. Köyde yaşamayı uzun zaman önce planlamıştım. Nokta'ya başlarken derginin patronuna söylediğim gibi; dergiyi kurarız, sistem oturur, ben yıllardır planladığım şeyi yaparım, köye yerleşirim, oradan haftada birkaç gün gelerek dergiye devam ederim demiştim. Böyle anlaşmıştık ve ben tam bunu uygularken malum şeyler geldi başımıza. “Adam ürktü kaçtı” demesinler diye köye taşınmayı biraz ertelemiştim. Dergi kapandı, girişimlerimiz birkaç ay sürdü artık ümidimi tamamen kesince o planımı uyguladım. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2327340522639461799?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2327340522639461799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2327340522639461799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/noktadan-haber-var_31.html' title='noktadan haber var'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-9000637108051723261</id><published>2008-03-31T14:36:00.005+03:00</published><updated>2008-03-31T14:54:09.058+03:00</updated><title type='text'>kabul</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.moralhaber.net/haberresimleri/baykal01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 403px; height: 307px;" src="http://www.moralhaber.net/haberresimleri/baykal01.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yüksek mahkeme, nasılda kararlşı bir muhalefet organı olduğunu net bir şekilde gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'nin kapatılma iddianamesi, aynen başsavcının söylediği gibi kabul edildi. Eh yargıçların yönetmeye çalıştığı bir ülke her ne kadar tahayyül edilemese de artık gündemimizin en orta yerinde duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan dahada ötesi bir durum ise bizzat gerçekliğimiz olma yolunda ilerliyor, süreki tutuklananlar, göz altına alınanlar, yazılan milyonlarca sayfalık iddianame ile ergenekon'un planladığı gelişmeler bizzat yüksek mahkeme ve onun uzantıları, devletin hukukçuları eliyle yürürlüğe konuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna kısaca ergenekon'un yargıyı istilası diyede niteleyenler elbette çıkacaktır. Tabi bu iddianın sahipleri son gelişmeleri ispat babında ortaya sürerken, mutahaplar bundan nasıl kurtulacaklar orası en azından bende ciddi merak konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoş böyle bir iddiayı üzerlerine alınacakları bile şüpheli. Hukukun ve kanunların ne şekilde nereye kadar eğilip büküleceğinin en güzel örneklerini verenler bunun sonuçlarını sizce düşünmüşler midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köşeye sıkışan her organizma, kısmende olsa mantıklı düşünme yetisine kaybeder bundan sonra ise bilinçsizce saldırmaya başlar.  Bugün ergenekon'un ve halihazırda kanıtlanmasa da sokaktaki vatandaşın çok büyük bir kısmı tarafından kabul edilen uzantılarının düştükleri durumda aynen bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olacakları göreceğiz, artık bir anayasa değişikliği paketi kesin gibi. Ve referandum. Sonuç ne çıkacak sizce ben % 80 diyorum. Ve bunun sonrasında da gelen yerel seçimler, yerel seçimlerde belediye başkanları ve il ve ilçe meclisleri seçiliyor, bu anlamda da bir nevi genel seçim hüviyetine bürünüyor olay. Sizce o seçimde sonuç ne olur? bence referandumdan farklı olmaz. Bu noktada MHP çok önemli bir yerde duruyor çünkü bu seçimler onların yok olmaları ile sonuçlanabilir. Sebebi ise açık, ergenekon ve uzantılarının toplumu sürüklediği kamplaşmada saflar belli AKP ve diğerleri,. Diğerleri cephesinde her daim lider belli; CHP. Öbür taraf malum AKP.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki MHP nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-9000637108051723261?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/9000637108051723261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/9000637108051723261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/kabul.html' title='kabul'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-5220996357925900264</id><published>2008-03-27T10:24:00.003+02:00</published><updated>2008-03-31T09:46:49.765+03:00</updated><title type='text'>oksijen kaynağı ile soyguna gitmek...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.karakutuyayinlari.com/kitaplar/17.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 229px; height: 245px;" src="http://www.karakutuyayinlari.com/kitaplar/17.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her işimiz böyle.&lt;br /&gt;Şöyle bir geriye bakalım diye yazıya başlasam ne kadar geriye bakacağımı kestiremiyorum. Mevzu derin devletimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba başka ülkelerde mesela derin devletinin hakikaten bizimkinden çok çok daha derin olduğu bilinen ve  artık dünyanın derin devleti olmuş olan Amerikada derin devlet icraatları bizdeki kadar aleni mi oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bunu düşündüren bugünkü bir haber, Ümrabinede bir gecekonduda bulunan el bombalarının TSK malı olduğu iddia edilir. Bombalar MKE yapımıdır ve seri numaralarından bombaların TSK'ya verildiği belirlenir. Daha sonra aynı seride başka bombalarda bulunur, MKE kayıtlarında sorun yoktur bombalar resmen TSK'nındır, bu durumda TSK'ya olayın ahvali sorulur, cevap bugün gazetelere yansıdı. "&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Bizim envanterimizde eksik yok."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani şu anda devletin kayıtlarına göre hayali el bombalarımız var.&lt;br /&gt;Komik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna benzer örnekleri çoğaltmamız mümkün, mesela şemdinli namlı olayda, her ne kadar varlığı kanıtlanamasa da bir yerlerden emir almış bir kaç astsubay vs. bir yeri bombalıyorlar, güpegündüz, arabayla gidiyorlar, bombayı atıyorlar, sonra arabaya binip gidemiyorlar, olayın aslını kimse bilmiyor benimki senaryolardan bir tanesi, zaten bu yazının konusu o olayın aslı da değil, eğer bu senaryo doğru ise derin devletin taktiksel açıdan acınacak durumda olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki olay benim yukarıda yazdığımdan çok daha karmaşık olabilir ancak elde gerçek olan bir veri var, o da bu adamlar yakalandı. Planları ne olursa olsun yakalandılar. Hoş şu anda görev yerleri değiştirildi, bir çok hukukçu tarafından skandal mertebesinde işler oldu ve olayın üzeri makul matığa sahip vatandaşın gözünde örtüldü. Olayı araştıran savcı iddianamesinde dönemin müstakbel genelkurmay başkanını geçirdi diye mesleğinden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen burada bir parantez açayım, acaba şu anda görevde olan ve sadece vatana ihanetten suçlanabilecek bir cumhurbaşkanının adını parti kapatma iddianamesinde geçiren savcının akibeti sizce ne olacak? Cumhurbaşkanı müstakbel genelkurmay başkanından daha mı alt biridir? Benimki umutsuzca bir merak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lafı geldi diye; aslında derin devletimizin icraatlarına başka örnekler verecektim ama savcı ve kapatma davası deyince malum gündemden örnekler vereyim, mesela kapatma iddianamesi, ısrarşla bazıları tarafından ergenekon ve AKP kapatma davası ayrı diye sunuluyor ya, işte o ergenekonda aslında alt düzey sayılabilecek kişilerin bilgisayarında iddianame bulunuyor hemde başvuru tarihinden 2 gün öncesinde kaydedilmiş, bir derin devlet düşünün ki son derece önemli bir operasyonunu bile gerçekleştirmeden önce sadece sağır sultan duymamış olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde sadece Coen Kardeşlerin filmlerinde olacak türden bir kara mizah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlara bakınca yıllar öence gazetelerde okuduğum bir haber aklıma geldi. Gece 23.00 sularında Ankarada mithatpaşa caddesinde 2-3 kişi (tam hatırlamıyorum) yanlarında kazma ve oksijen kaynağı ile bir banka şubesinin yakınlarında görülürler. Sonuç malum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce bizim derin devlet ile (eski derin devlet diyeyim) bu sözde soyguncular arasında konsept olarak fark var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-5220996357925900264?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5220996357925900264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/5220996357925900264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/oksijen-kayna-ile-soyguna-gitmek.html' title='oksijen kaynağı ile soyguna gitmek...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8092406699047966237</id><published>2008-03-26T10:53:00.002+02:00</published><updated>2008-03-26T10:55:41.219+02:00</updated><title type='text'>Nokta'dan haber var.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.davetsizmisafir.org/wp-content/uploads/2007/04/nokta.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 213px; height: 288px;" src="http://www.davetsizmisafir.org/wp-content/uploads/2007/04/nokta.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu bloğun kurulma amacı Nokta dergisine yapılanlardı. Konu ile ilgili gelen her yeni haber derginin kapatılmasının ne kadarda yanlış olduğunu ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in “bana ait değil” dediği ve Nokta'yı kapattıran “Darbe günlükleri”nin Örnek'in bilgisayarından elde edildiği kanıtlandı.    &lt;p&gt;“Ayışığı” ve “Sarıkız” adlarıyla 2004'te yapılmak istenen iki askeri darbe hazırlığının anlatıldığı ve Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Özden Örnek'e ait olduğu açıklanan günlüklerin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki Örnek'e ait bilgisayardan çıktığı belgelendi. &lt;/p&gt;   &lt;p&gt;Hatırlanacağı gibi Nokta Dergisi günlüklerin bir kısmını yayımlamış ve ardından da askeri savcılığın emriyle derginin merkezine baskın düzenlemişti. Kısa bir süre sonra da Nokta Dergisi kapanmak zorunda kalmıştı &lt;/p&gt;   &lt;p&gt;&lt;strong&gt;SAVCI GÖRMÜŞ'Ü DİNLEDİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ergenekon Soruşturması'nı yürüten İstanbul Savcısı Zekeriya Öz, operasyonda gözaltına alınan kişilerin ifadeleri ve ele geçen belgelerin ardından, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu açıklanan günlüklerle ilgili Nokta Dergisi eski Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş'ün bilgisine başvuruldu. &lt;/p&gt;   &lt;p&gt;7 Mart 2008'de Beşiktaş'ta bulunan İstanbul Adliyesi'nde Görmüş'le 2.5 saat görüşen Savcı Öz, bilgisayar ortamındaki günlüklerin bir kopyasını aldı. Vakit kaybetmeden bunları incelenmek üzere gerekli birimlere gönderdi. Yapılan inceleme önceki hafta tamamlandı ve günlüklerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na ait bilgisayardan çıktığı anlaşıldı. &lt;/p&gt;   &lt;p&gt;Taraf Gazetesi'nin görüştüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden bir yetkili, metinlerin orijinal halini, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na ait hangi bilgisayardan çıktığının resmi yazıyla belgelendiğini ve bunun da rapor haline getirildiğini söyledi. &lt;/p&gt;   Alper Görmüş te bilgileri doğrulayıp, kendisine de birkaç gün önce böyle bir bilginin geldiğini aktardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medya'dan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-8092406699047966237?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8092406699047966237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8092406699047966237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/noktadan-haber-var.html' title='Nokta&apos;dan haber var.'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2700068751606336354</id><published>2008-03-26T09:48:00.002+02:00</published><updated>2008-03-26T09:52:04.789+02:00</updated><title type='text'>Kalkış-ma</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.internethaber.com/images/news/20868.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 293px; height: 205px;" src="http://www.internethaber.com/images/news/20868.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kapatma davası açılmadan önce, Ankara’nın bir dönem kulis karargahı olan RV restaurantta yemekteyiz. Masada &lt;b&gt;‘derin&lt;/b&gt;’ bir şahıs var. Şöyle dedi: ‘&lt;b&gt;Yanlış işlerle uğraşıyorsun. Yakında darbe olacak!’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Son dönemde bu &lt;b&gt;‘darbe&lt;/b&gt;’ sözcüğüne sıkça rastladığım için çok önemsemedim. Zaten Ergenekon çetesi üyeleri de aynı tezi sürekli olarak işliyorlar. &lt;b&gt;‘Mümkün değil&lt;/b&gt;’ deyip ekledim: ‘&lt;b&gt;Hem iç hem dış dinamikler buna müsait değil. En azından ABD’nin desteği olmadan cesaret bile edemezler.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Gülerek cevap verdi: &lt;b&gt;‘ABD işi tamam. Uzlaşmaya varıldı.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Ergenekon’un da 2009’da darbe hesabı içinde olduğunu hatırlattığımda &lt;b&gt;‘2009 yılına kalacağını sanmıyorum’&lt;/b&gt; diyerek kısa vadeli felaket senaryosunu anlatmaya devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılıyor ki, uzun süre &lt;b&gt;‘darbe&lt;/b&gt;’ ihtimali üzerinden yürütülen psikolojik harekat, şimdi &lt;b&gt;‘ABD vizesi&lt;/b&gt;’ ile yüksek volümde sürdürülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tokuşturma siyaseti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Haliyle bu diyalog, 29 Ekim 2007 tarihinde ‘&lt;b&gt;ABD’nin B planı, darbe mi?’&lt;/b&gt; başlıklı yazımı hatırlattı. O nedenle, bu yazının başlığını kısaltarak korudum. Başbakan Erdoğan’ın 5 Kasım Washington ziyaretini sorguladığım o yazıda şöyle demişim: ‘&lt;b&gt;ABD’nin Türkiye’den iki konuda beklentisi var. Uzmanların çoğunluğu bu konuda hem fikirler. Nedir bunlar? 1-İran operasyonunda yanımızda ol. 2- Kuzey Irak’taki Kürt Devleti’nin ağabeyi ol.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Devam ediyoruz: ‘&lt;b&gt;Masada siyasi otoriteye istediklerini yaptıramayan ABD, ‘B’ planını devreye sokabilir. Bu planda askerlerle ilişkiler vardır. ABD 1 Mart tezkeresinden bu yana Türkiye ile ilişkileri iki eksende yürütmeye başladı... Atılan her adımda hükümet-TSK dengesi gözetildi.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Mesela; 5 Kasım’da Başbakan Erdoğan’la birlikte Beyaz Saray’a giden Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, 28 Şubat’ta yine ABD yolcusu oldu. Ziyaretin resmi gündemi, iki ülke arasındaki yüksek düzeyli savunma grubu toplantıları ve terörle mücadele konusuydu. Saygun, tam 9 gün bu ülkede kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral James Cartwright da 13 Mart’ta Ankara’ya geldi. ABD Devlet Başkan Yardımcısı Dick Cheney, iki günlük Türkiye ziyareti sırasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’la da görüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yoğun trafik, konusu ne olursa olsun ABD’nin askerlerle ilişkilere &lt;b&gt;‘özel önem&lt;/b&gt;’ verdiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Diyetini istiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD şimdi ne istiyor? Diyor ki; ‘&lt;b&gt;Terörle mücadelede destek verdim. İstihbarat desteği sağladım. Hava harekatına da kara harekatına da izin verdim. Şimdi sıra sizde?’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Aslında, karşı zaviyeden baktığınızda bu talepte anormal hiçbir şey yok. Cem Yılmaz reklamlarındaki küçük çocuklara bile sorsanız bilirler, uluslar arası ilişkilerde asıl olan menfaatlerdir. Kimse, kara kaşınıza kara gözünüze yardım etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin ne istediğini yukarıda anlattık. Belki şimdi buna, Afganistan’ı da eklemek mümkün. Çünkü, Afganistan’da işler hiç de istendiği gibi gitmiyor. Kabil kuşatma altında ve Talibanlar ABD’ye her an büyük bir darbe vurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ana kadar ABD, AK Parti iktidarından istediğini koparamadı. Ne Afganistan ne İran ne de Kuzey Irak konusunda mutabakat yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Düğmeye bastılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Makarayı geriye sarıp, eski yazıya tekrar dönelim: ‘&lt;b&gt;Irak’ta AK Parti’yi yanında bulamayan ve bağımsız politika izlediği için kırgın olan ABD, yeni süreçte Türkiye ile el sıkışamazsa AK Parti’nin tasfiyesini öngören ‘B’ planına yönelebilir. Bunun için en uygun araç, askeri darbedir. Çünkü, sandık yoluyla bunun mümkün olmadığını gördüler...’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Ne zaman yazmışız? 29 Ekim 2007... Yani, yaklaşık 5 ay önce. ABD, Türkiye ile el sıkışabildi mi? Hayır. Peki ne oldu? AK Parti hakkında kapatma davası açıldı. Bu, bir darbe midir? Prof. Dr. Levent Köker’e göre öyle. Çünkü diyor; ‘&lt;b&gt;İktidar partileri (DP ve AP) sadece darbeyle kapatıldı. Şimdi iktidar partisine kapatma davası açılıyor.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Kısmen doğru bir tespit ama yeterli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ABD, AK Parti iktidarını gözden çıkarmışsa yerine yenisi koymak durumundadır. Çünkü, projelerine &lt;b&gt;‘vize’&lt;/b&gt; verecek siyasi iktidara ihtiyaç var. Bu, mümkün mü? Biraz zor. CHP ile olmaz. MHP ile olmaz. O zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zamanı, asla aklınıza getirmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da, ABD, köşeye sıkıştırdığını düşündüğü AK Parti’yi pazarlık masasına yeniden çekmek istiyor. Eski yazımızda bu durumu şöyle özetlemişiz: ‘&lt;b&gt;11 Eylül saldırısından sonra tüm dünyaya ‘ya benimlesin ya hedefimsin’ diye rest çeken Bush’un bu tekerlemesi, şimdi Türkiye için de geçer akçe oldu: Ya benimlesin, ya hedefimsin...’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Aynen öyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, bu mesajı şimdi AK Parti’ye daha güçlü vermeye başladı: ‘&lt;b&gt;Ya benimlesin, ya yoksun...’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon işine yaradı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Eskisine göre şimdi eli daha güçlü. Bir de arkasına çaktırmadan Ergenekon’u aldı. &lt;b&gt;Ergenekon’un hedefleri ile ABD’nin beklentileri ilk kez hayati bir noktada örtüştü. &lt;/b&gt;Nasıl PKK’yı Türkiye’ye karşı bir enstrüman olarak kullanıyorsa aynı şekilde Ergenekonu da kullanmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerideki gelişmeleri, uluslar arası gelişmelerden bağımsız değerlendirmemiz mümkün değildir. Değerli okurlarımdan, pazartesi günkü yazımda kaleme aldığım çözüm önerilerimi, bir de bu gözle yeniden değerlendirmelerini istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Eğer iktidar partisi, içte ve dışarıda kendi üzerine oynanan bu oyunu fark etmeyip parlamentoda çıkaracağı birkaç kanunla durumu kurtaracağını sanıyorsa yanılıyor&lt;/b&gt;. Çözümü, ABD ile uzlaşmakta görüyorsa o da ayrı bir yol. Belki dava bir anda buharlaşabilir! Onun da muhasebesi çok iyi yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hülasa, komplo büyük Ergenekon küçük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şamil Tayyar, STAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi normal bir ülkede bu tür laflardan sonra o ülkenin sorumlu makamları çıkar bu lafları çıkaranları çok kesin bir şekilde yalanlarlardır. Hiç ümidim yok ama ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2700068751606336354?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2700068751606336354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2700068751606336354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/kalk-ma.html' title='Kalkış-ma'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1769926911095876186</id><published>2008-03-26T09:20:00.002+02:00</published><updated>2008-03-26T09:43:34.042+02:00</updated><title type='text'>kombo</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kavskuzeh.googlepages.com/Ken-vs-Guile.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 256px; height: 213px;" src="http://kavskuzeh.googlepages.com/Ken-vs-Guile.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Malum geçenlerde Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi, İşçi Partisi genel Başkanı, Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü gözaltına laındı. Hemde sabahın 4'ünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ne derse desin bu durum AKP'yi kapatma davası ile direkt ilişkili, zaten bu ergenekon soruşturmasının büyümesi, AKP'nin kapatılması davasını açtırdı. Bunun başkaca bir anlamı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız olayın trajikomik taraflarıda var. En basitinden iddianame Ergenekonda tutuklanan pekte üst düzey biri olmadığı anlaşılan şahısların bilgisayarlarından çıkıyor hemde kayıt tarihleri davanın açılmasının bir kaç gün öncesi. Yani iddianame daha hiç kimse görmeden (hatta belkide savcı bile görmeden) bazı tiplemelerin bilgisayarında var. Akla hemen iki seçenek geliyor. Ya iddianame başsavcı tarafından hazırlanılmadı, onun önüne konuldu, yada iddianame sızdırıldı. İkiside birbirinden beter bir durum başsavcı ve yargıtay için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani yargıtay demişken hemen akla yolsuzluk davaları devam ederken yargıtayda kaybolan eski banka patronlarının  dosyalarıda geliyor. Düşünsenize adam memleketi dolandırmış milyarlarca dolar ve bu adamı devlet yakalamış, dava açılmış vs. ama bu adamın dosyaları devletin yargıtayında kayboluyor, ne zamana kadar dava zamanaşımına uğrayıncaya kadar. Yani yargıtay altı ucu 2 dosyaya sahip çıkamıyor. Bu durumda da iktidar partisinin kapatma iddianamesine sahio çıkabileceğini düşünmek çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse konumuza dönelim. Burada defalarca Türkiyede derin devletin değişmeye başladığını eski derinlerin yenileri tarafından hızlı bir şekilde sistemin dışına itildiğini yazmıştım. Son ergenekon olaylarıyla bu iyice ayyuka çıktı. Son dönemde olanları kendi açımdan kısaca yazarsam:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esir* Ergenekon' yıkmaya karar verir ve herşeyi ayarlarAKP ise ergenekon ile pazarlık yapmaya kalkar, esir bu durumu görür ve karşı çıkar, bu arada ergenekonda bunları görmektedir ve yargıtayda yargı eliyle yani AKP'yi kapatma davası açar, yada açtırır.  AKP bunun üzerine işin ciddiyetinin daha bir farkına varır, yargıya çatar, ergenekon ve borazanları yargıya karışılmaz diyerek AKP'yi fırçalamaya kalkar, bunun üzerine de esir yargı eliyle ergenekon'un ümüğüne daha fazla çöker ve hesapta duayen, dokunulmaz, aydınlanmış büyük insanlardan !!! 3 tanesini adi suçlularmış ve kaçacaklarmış, yada kaçıyorlarmış gibi gece sabaha karşı 4'te yataklarından kaldırarak tabir caizse derdest eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrada bunların 3'ünüde ergenekon dosyasına ilave eder ve 2 tanesini birileri tarafından kahraman ilan edilmemeleri için yasal gözaltı süresinin dolumundan hemen önce serbets bırakır birinide tutuklar ve cezaevine atar. Mesaj açık; "istediğimiz zaman istediğimiz adamı alırız, istediğimiz zamanda bırakırız. İktidarda biziz, muktedirde."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna ben kombo diyorum, eski atari oyunları tutkunları bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* esir benim yeni derin devletimize taktığım isim.&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1769926911095876186?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1769926911095876186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1769926911095876186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/kombo.html' title='kombo'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1639001622616312948</id><published>2008-03-24T09:44:00.003+02:00</published><updated>2008-03-24T10:12:39.225+02:00</updated><title type='text'>Davayı açtıracağız...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos.igougo.com/images/p173388-Orlando-Halloween_Horror_Nights_05.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 221px; height: 224px;" src="http://photos.igougo.com/images/p173388-Orlando-Halloween_Horror_Nights_05.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu sözler bir büyük gazetecinin telefon görüşmelerinden dinlenmiş.&lt;br /&gt;Yada şmyle ifade etsem daha doğru olur. Türkiyede kendini devlet sananlar yine devlet tarafından dinlenmiş. Sonuçları ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bloğu kurmamın vesilesi sağ alt kööşede malum, Nokta dergisinin kapanmasına yol açan olaylar silsilesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca hatırlayalım. Nokta dergisi, yeniden yayına başladıktan kısa bir süre sonra Darbe Günlükleri haberi ile bir anda gündeme bomba gibi düştü. Kısaca haberde Türkiyenin çok yakın dönemde 2 tane darbe atlattığı, bu darbeleri orduda genç subayların değil, üst seviye komutanlardan planlayıcı ve destekleyenlerin olduğu, hatta asker eli ile bu drbelere destek verecek sivil (sözde) toplum kuruluşlarının bile hazırlandığı, ayrıntılı planlar, krokiler vs. hemen her şeyin hazır edildiği ve uygun bir konjonktürde bunların hemen uygulamaya geçirileceği gerçeği ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün konu ile ilgili dava sürüyor, davanın tarafı eski Deniz Kuvvetleri Komutanı dışında söz konusu günlükler ve yapılan haberlerin bir çoğuna karşı benim bildiğim muhataplarından yalanlama gelmedi. Hatta olayın traji-komik bir yorumu bizzat Genelkurmay Başkanı tarafından yapıldı. Arşivlere baktırdım, darbe planı yok diyerekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ortaya çıkıyor ki planı yapanlar buna son derece bağlılar, neredeyse amaca ulaşacalrı bütün araçlar ortaya çıkarılmışken hala revizyonlarla planı uygulamaua çalışıyorlar. Demokratik yollarla yenemedikleri iktidarı, hukukun dehlizlerinde yoketmeye çalışıyorlar. Daha yakın zamanda baro başkanları seviyesinde ortaya konan mantıkta bununla aynı: "Belli bazı dönemlerde demokrasi askıya alınarak hukukun tek yetkin güç haline getirilmesi, hatta bazı durumlarda zanların hüküm tesis etmekte kullanılması gerekir" mealli açıklamalar. Türkçesi sandıkta yenemediğimizi hukuk ile yenelim, yok edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayacağınız oligarşinin yandan yemiş, demokrasi makyajı yapılmış hali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı korku filmlerinin yapısına ne kadar da benziyor. Metafizik canavarlar vardır ve bunlar güçlerini mustakbel kurbanlarının korkularından alırlar yani ne kadar korkarsanız, onlarda o kadar güçlenirler ve dolayısıyla yem olmanızda o kadar kolay olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 mart tezkeresi sonrasında görülüyor ki, bu işler artık o kadar da kolay değil ve Ankarada canavarların aslında letafizik oldukları ve korkuyla beslendiklerini bilen birileri var. Bu gerçeğin iktidarda bulunan parti tarafından da artık net bir şekilde anlaşılması dileği ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1639001622616312948?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1639001622616312948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1639001622616312948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/davay-atracaz.html' title='Davayı açtıracağız...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2843672259540982613</id><published>2008-03-19T09:20:00.002+02:00</published><updated>2008-03-19T09:23:54.406+02:00</updated><title type='text'>aslan parçaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hitechcj.com/sitebuildercontent/sitebuilderpictures/jpg_law_justice_003.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 214px; height: 230px;" src="http://www.hitechcj.com/sitebuildercontent/sitebuilderpictures/jpg_law_justice_003.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Konu malum kapatma davası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinlide gıkları çıkmayan aslan parçaları, şimdilerde kapatma davası iddianamesini can siperane savunmadalar, Star'dan Şamil Tayyar meseleyi detaylandırmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Büyükanıt karşısında neredeydiniz?&lt;/strong&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, AK Parti hakkında kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'ya sahip çıktı. Dedi ki: '&lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Başsavcı yetkisi kapsamında dava açmıştır. Tüm bireyler ve kurumlar yasalara uygun davranmak, saygı kurallarının dışına çıkmamak koşuluyla eleştiri hakkını kullanabilir.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Bir de başkanlığını Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun yaptığı Yargıçlar ve Savcılar Birliği'nin (YARSAV) yaptığı açıklama var. Açıklamada, herkese haddini bilmeye davet eden ifadelere yer verilirken, cumhuriyeti korumakla görevli başsavcılığın şeriata yönelik kalkışma olduğu gerekçesiyle dava açtığı iddia edildi. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Eminağaoğlu Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya'ya bağlı olarak çalışan ve iddianamede tuzu bulunan bir savcı olduğu için açıklamasının üzerinde pek durmuyorum. Ama Yargıtay Başkanı'nın bu iki cümlesine yürekten katılıyorum. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Teorik olarak; Elbette şu anda tartıştığımız bir iddianamedir, hükmü verecek olan yüksek mahkeme heyetidir. Yargıya intikal etmiş bir konuda tartışma açmak yerine yargının kararını beklemek gerekir! &lt;/span&gt;  &lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Şemdinli kabusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kamu vicdanını kanatan hadise, hukuk çevrelerindeki çifte standarttır. Hatırlayın. Şemdinli İddianamesini hazırlayan Ferhat Sarıkaya, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ismini iddianameye ekledi diye başına gelmedik kalmadı. Önce görevden alındı sonra görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca meslekten ihraç edildi. İhraca karşı çıkan tek üye Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga oldu. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Sadece bu mu? &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'&lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Operasyon Ergenekon&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;' isimli son kitabımda tüm ayrıntılarını yazdım. Burada kısaca özetleyelim. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Çıkardığı &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'Karanlık İlişkiler&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;' kitabıyla savcı Sarıkaya'ya destek veren savcı &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Gültekin Avcı,&lt;/b&gt; İzmir'den Kars'a gönderildi.   &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Sarıkaya'nın hazırladığı Şemdinli iddianamesini kabul eden Van Cumhuriyet Başsavcısı &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kemal Kaçan&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; görevden alınarak Trabzon'a atandı. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-TBMM Şemdinli Komisyonu'ndaki açıklamasıyla Sarıkaya'ya destek veren Emniyet İstihbarat Daire Başkanı &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Sabri Uzun&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; görevden alındı. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Şemdinli davasını karara bağlayarak sanıklara 39 yılı aşkın hapis cezası veren Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;İlhan Kaya&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;, Bakırköy'e düz hakim olarak görevlendirildi. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Aynı mahkemenin diğer hakim üyeleri &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Muharrem Ballı&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; Ordu'ya &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Ferhat Erbaş&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; Bursa'ya yollandı. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılan itirazları karara bağlayan Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Mahir Merdun&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;, İstanbul Kartal'a düz hakim olarak tayin edildi. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Bu mahkemenin diğer hakim üyeleri &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Vahit Baltacı&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Sinan Sivri'&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;nin yeni görev yerleri ise Adana oldu. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Van Cumhuriyet Başsavcıvekili &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;İbrahim Özer&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;, Trabzon'a atanan başsavcı Kemal Kaçan'dan bir yıl sonra kendini Kocaeli'nde buldu. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, '&lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs etmek&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;' suçlarından mahkumiyet kararının verildiği Şemdinli dosyasını, terör ve devlete karşı işlenmiş suçların görüldüğü Yargıtay 9. Daire'ye göndermesi gerekirken &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;1. Daire'ye&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; gönderdi. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Ok'a itiraz ederek görevsizlik kararı verdi ve dosyayı &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;9. Daire'ye&lt;/b&gt; gönderdi.   &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Yargıtay 9. Ceza Dairesi, &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;davayı bozdu&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; ve yargılamanın askeri mahkemede yapılmasına hükmetti. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;-Son sürpriz&lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;: İyi çocuklar tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldı&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; ve yeni görev yerlerine tayinleri çıkarıldı. Şimdi iş başındalar. &lt;/span&gt;  &lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'Hukuk cinayeti'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Bu arada, dava süreci devam ederken, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 12 Nisan 2007 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, Şemdinli iddianamesini &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'hukuk cinayeti&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;' olarak değerlendirdi ve '&lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;karalama kampanyasının parçası&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;' olarak saydı. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Büyükanıt şöyle dedi: '&lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Şemdinli olayındaki bana yapılan saldırılar, benim kişiliğimle alakası yok, TSK'ne yapılan saldırılardır. Ben onun bir örneğiyim. Dünya hukuk tarihine geçecek bir hukuk cinayeti işlendi. Sırf TSK'ni ne kadar yıpratabiliriz diye ve maalesef bu tür kampanyalar başladığı zaman bunlar faili meçhul olarak kaldı. İşin dikkat çekici tarafı bu.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Şimdi hukuk dersi verenler, &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'herkes haddini bilsin&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;' diyenler o zaman çıkıp neden şöyle demedi: &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'Bu bir hukuki süreçtir. Savcı takdir hakkını kullanmıştır. Yargının kararına saygı duymak lazım.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yargıç ve savcı örgütü olan YARSAV, Abdurrahman Yalçınkaya'ya sahip çıkarken Ferhat Sarıkaya'ya neden sahip çıkmadı? Sarıkaya meslektaş değil miydi? Ayrıca, bir cumhurbaşkanı ve başbakan, genelkurmay başkanından daha mı az haysiyet sahibidir? &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Dün hukukun üstünlüğüne gölge düşürdüyseniz, bugün doğruyu söyleseniz bile inandırıcılığınız kalmaz. Hukuk, silah namlusuna ve tankların palet sesine göre balans ayarı yapmaz. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Hukuk önünde herkes eşittir, herkese hukuk eşit uygulanır. Ey savcılar, ey yargıçlar, elinizi vicdanınıza koyun ve bu ilkeye ne kadar uygun hareket ettiğinizi bir defa daha test edin. &lt;/span&gt;  &lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'Rejim tehdidi yok'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kaldı ki, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in daha dün denecek kadar yakın tarihte, 20 Şubat'ta yaptığı açıklama hala hafızalarımızda: &lt;/span&gt;&lt;b style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'Ben rejim tehlikesi görüyorum diyemem. Rejim tehlikesi görmek mümkün değil, böyle bir şeyi söylemek mümkün değil. Birey olarak da Yargıtay'ın temsilcisi olarak da böyle bir şeyi söylemek mümkün değil.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Peki, aradan geçen 3 haftada ne değişti de, Yargıtay Başsavcısı, laik rejimin tehdit altında olduğu iddiasıyla 14 Mart'ta dava açtı? &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Bu sorulara makul cevaplar verilemezse, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a kızmaya hakkınız olmaz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Şamil Tayyar, Star&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;***&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2843672259540982613?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2843672259540982613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2843672259540982613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/aslan-paralar.html' title='aslan parçaları'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-3518939005091868236</id><published>2008-03-18T11:06:00.002+02:00</published><updated>2008-03-18T11:14:56.170+02:00</updated><title type='text'>mor ! ! !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/08/11/00061888.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 195px; height: 170px;" src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/08/11/00061888.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Malum gündem bir anda AKP'nin kapatılma davası oldu. İddanamedeki bir sürü garabeti tırtıklamak hukukçuların görevi, hoş başsavcının hukuk bilgiside bu vesile ile kamuoyunca öğrenilmiş oldu. Bunların hepsini geçelim. Dün akşam showtv ana haber bülteninde Ali Kırca cin bir fikir ile sms yoluyla anket yaptı. Bülten başından sonuna kadar süren ankete katılım 265000 kişi oldu. Sonuç AKP % 70 oy aldı. Şöyle çevirebiliriz, dün akşam seçim olmuş olsaydı AKP % 70 oy alacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh kapatma davasının AKP'ye etkisi ortada. tabi bu sonucu tahmin etmeyen yada şöyle diyelim bu ölçüde tahmin etmeyen Ali Kırca'nın morarışını show haberi izleyen herkes gördü ve kıvırtmalarını tabiki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte moraranın sadece Ali Kırca olmayacağını tahmin etmek zor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-3518939005091868236?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/3518939005091868236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/3518939005091868236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/mor.html' title='mor ! ! !'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-1652538115136976172</id><published>2008-03-17T11:32:00.002+02:00</published><updated>2008-03-17T11:33:48.983+02:00</updated><title type='text'>Doğan bu işin neresinde?!!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hurriyetkurumsal.com/images/a_dogan_big.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 199px; height: 236px;" src="http://www.hurriyetkurumsal.com/images/a_dogan_big.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şamil Tayyar'dan, yorumsuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ergenekon'daki O Soru&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne açtığı davanın hiçbir hukuki değeri yoktur ve tamamen siyasi mülahazalarla hazırlanmıştır. Başsavcının &lt;b&gt;'görevini kötüye kullandığı&lt;/b&gt;' gerekçesiyle meslekten ihracı düşünülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;'Bir savcı hazırladığı iddianame yüzünden meslekten atılabilir mi?'&lt;/b&gt; diye düşünmeyin, önünüzde Şemdinli iddianamesini hazırlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya var. İddianamede Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın adına yer verdiği için görevini kötüye kullandığı öne sürülerek meslekten ihraç edilen Sarıkaya'ya nasıl bir muamele uygulandıysa, Yalçınkaya da aynı prosedüre tabi tutulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yağlı ilmiği hatırlattılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;İddianamedeki garabet, kimileri görmek ve anlamak istemese de birkaç gündür sağduyulu medyada ayrıntılı olarak yer alıyor. Çok gerilere gitmeden, sadece geçen haftaki yoğun trafikteki izdüşümlerden hareketle, hadiseye farklı bir perspektiften bakmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan'ın sözlerini hatırlayın. Kanlı 27 Mayıs ihtilalini '&lt;b&gt;devrim'&lt;/b&gt; olarak nitelendirdi, siyasilerin idamlarını alkışladı ve halkın bu idamları büyük coşkuyla karşıladığını iddia etti. Bu cümlelerin tercümesi şuydu: &lt;b&gt;Karşı devrim için kan dökmek meşrudur ve gerekirse yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Başbakanın, bakanların boyunlarına yağlı ilmik geçirilmesini meşru gören bu ifadeleri tartışırken, Genelkurmay eski Başkanı emekli orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun halefi emekli orgeneral Hilmi Özkök'le ilgili açıklamaları geldi. Emekli olduğu tarihten bu yana 6 yıldır susmayı tercih eden Kıvrıkoğlu'nun bu açıklaması son derece önemliydi. Çünkü, O, sıradan &lt;b&gt;'biri'&lt;/b&gt; değildi. O nedenle, ifadelerindeki asıl muhatabın Özkök'ten çok, Büyükanıt olduğu iddiası gündeme geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ergenekon sahne aldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Gündemde güme giden başka önemli bir açıklama vardı. İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, Kıvrıkoğlu ile ilgili müthiş bir iddiayı gündeme taşıdı. Perinçek, Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün Kıvrıkoğlu tarafından Kuzey Irak'ta &lt;b&gt;'özel kuvvet&lt;/b&gt;' kurmak için görevlendirildiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon ismini ilk kez 2001 yılında tutuklandığı sırada telaffuz eden gazeteci Tuncay Güney'in basına sızan açıklamalarında da benzer nitelikte vahim iddialar vardı. Güney, Veli Küçük ve kimi JİTEM yöneticilerinin Kuzey Irak'ta PKK'ya silah sevkıyatı yaptığını söylüyordu. Bu iddianın, Perinçek'in dile getirdiği &lt;b&gt;'özel kuvvet&lt;/b&gt;' projesiyle bir bağlantısı var mı, onu şimdilik bilmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Güdümlü katil piyasada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Zihnimiz dağılmışken bir de baktık, AK Parti hakkında kapatma davası açıldı. Kapatma gerekçelerinden biri, Danıştay Sanığı Alpaslan Aslan'ın &lt;b&gt;'Ben Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan'dan şeriatın ilan edilmesini istiyorum. Genelkurmayı tehdit ediyorum, şeriatın ilan edilmesini engellemesinler, yoksa kan dökülür&lt;/b&gt;' sözleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslan'ı anlatmaya gerek var mı? Veli Küçük'le samimi pozları ortada. Avukatlığını yaptığı Doğuş Factoring şirketinin ortaklarından biri, Ergenekon soruşturmasında gözaltında bulunan emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de babası İdris Aslan'ın Ankara Terörle Mücadele Şubesi'nde verdiği ifade var. Baba, kızlarının başının açık olduğunu, Alpaslan'ın bir defa bile kardeşlerine başlarını örtmesi yönünde bırakın baskıyı telkini bile olmadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sözler daha da önemli: '&lt;b&gt;Teoman'la&lt;/b&gt; (oğlunun avukat arkadaşı) &lt;b&gt;telefonla konuşurken bana oğlumun 4-5 aydır Ulusal Haber ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ile irtibatı olduğunu, hatta Adana, Mersin ve İstanbul illerinde adı geçen derneğin toplantılarına birlikte gittiklerini, bu derneğin genel başkanı Taner Ünal ile tanıştıklarını, Ayrıca Veli Küçük, Muzaffer Tekin isimli şahıslarla bu dernek vasıtasıyla tanıştıklarını bana anlattı. Bu da benim kafamda bir takım şüphelere neden oldu?'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Sonra ne oldu? Tekin ve Ünal, dava kapsamına alınmadı, Küçük'ün ifadesine bile başvurulmadı. Baba İdris Aslan, ifadesinin tersi konuşmaya başladı, karar duruşmasında kızlarının başını örttü! Katilin lafları da AK Parti'nin kapatma gerekçesi sayıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kritik soru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, kapatma davası haberinin duyulduğu saatlerde AK Parti Genel Merkezi'ne girerken şöyle dedi: '&lt;b&gt;Ama öyle anlıyorum ve üzülüyorum ki, Türkiye'nin iyiye ve ileriye gitmesiniistemeyen çevreler çok önemli yerlere sızmışlar.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras da kapatma davasını şöyle yorumladı: '&lt;b&gt;Davanın Ergenekon operasyonundan sonraya denk gelmesi manidar. Demokrasi dışı güçler başsavcıya bel bağlamışlar.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Bakan Günay'dan sözlerini geri almasını isteyen Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün dünkü yazısını okuyunca iddianamedeki başka bir ayrıntıya takıldım. Erdoğan'ın Doğan Grubu'na yönelik şu sözleri, iddianameye eklenmişti: &lt;b&gt;'Bunların derdi laiklik değil menfaat hesabı. Bunlar köşeye sıkıştırma metotları. Tehditle bizden bir şey alamazsınız. Bunların istediği düzen demokrasi değil diktatöryal düzen.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Son olarak İP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz, Ulusal TV'nin web sitesine yaptığı açıklamada, kapatma davası gerekçeleriyle parti söylemlerinin örtüştüğünü, davanın açılmasında geç kalındığını öne sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir bilgi ulaştı bana. Geçen ay Ergenekon soruşturması kapsamında &lt;b&gt;'tanık'&lt;/b&gt; sıfatıyla dinlenen birine şu soru yöneltilmiş: '&lt;b&gt;Aydın Doğan bu işlerin neresinde?'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Haydaaa, gel de çık işin içinden. Zihnimi toparlamakta güçlük çekiyorum. Eminim, okuyucularımız daha zeki ve pazılın parçalarını birleştirirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-1652538115136976172?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1652538115136976172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/1652538115136976172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/doan-bu-iin-neresinde.html' title='Doğan bu işin neresinde?!!!'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-7322688572332631729</id><published>2008-03-17T11:25:00.003+02:00</published><updated>2008-03-17T11:31:26.166+02:00</updated><title type='text'>Çok büyük bir şey olacak...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.yeniasya.com.tr/2007/07/09/resim/01a.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 196px; height: 212px;" src="http://www.yeniasya.com.tr/2007/07/09/resim/01a.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Ahmet ALtan-Taraf'tan... yorumsuz bir şekilde ...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div id="news_content" class="content content_12"&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;***&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tek amaçları AKP'yi kapatmak olamaz. AKP kapandıktan sonra en aşağı beş yıllığına seçimleri erteletecek bir başka plan daha olması gerekiyor akıllarında. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Seçimleri erteletmek için ne yapmayı planlıyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve, bu planın ordu içinde bir uzantısı var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Eğer, böyle bir planları varsa, bunun anlamı açık....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Önümüzdeki bir iki hafta içinde �korkunç� bir olayla karşılaşacağız demektir. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Darbeciler, Türkiye'yi yörüngesinden saptıracak kadar �korkunç� bir olay planlarken�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi yanlıları da derhal Ergenekon çetesinin dışarıda kalanlarını tutuklayacaktır. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 51);"&gt;Ahmet Altan/Taraf &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;'Darbeci Kemalizm devletten kazınacak'&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;"Bizim hukukçuların hukukla da, bu ülkenin halkıyla da ilişkilerini kestiklerini artık herkes biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay Başkanı'nın mafyayla ilişkilerinin ortaya çıkmasından, Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararından, Danıştay Başsavcısı'nın darbeyi öven konuşmalarından, Yargıtay Başsavcısı'nın iddianame diye ortaya koyduğu tuhaflıktan sonra kimsenin �Türkiye'de gerçek bir hukuk sisteminin varlığına� inandığını sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben buna inanana rastlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukukçularımız bunun böyle olmadığını düşünüyorlarsa, kendilerine açık kimlikleriyle Anadolu'da bir tur atmalarını tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım nasıl bir hüsnü kabul görecekler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık biliyoruz ki hukukçularımızın bu yaptıklarının hukukla alakası yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, neyle alakası var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün dünyanın �gülünç� diye nitelediği bu son iddianame hukukla alakalı değilse, neyle alakalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu başsavcı, ülkeyi altüst eden hukuk dışı bir saçmalığa tek başına mı girişti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben doğrusu tek başına olmadığından kuşkulanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin içinden birilerine danışarak bu işe giriştiyse hiç şaşmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, bu insanlar tümden kör olamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'nin kapatılması halinde, yapılacak ilk seçimde bu partinin yerine kurulacak partinin yüzde ellilerin çok üstünde bir oyla iktidara geleceğini onlar da görüyor olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin gördüğünü onların görmediğini düşünmek yanlış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar da bu gerçeğin farkındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;O zaman, tek amaçları AKP'yi kapatmak olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP kapandıktan sonra en aşağı beş yıllığına seçimleri erteletecek bir başka plan daha olması gerekiyor akıllarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Böyle bir planları olmadan AKP'yi kapatmaya kalkmak gibi bir çılgınlığa kalkışmazlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte asıl endişe verici soru da bu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Seçimleri erteletmek için ne yapmayı planlıyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve, bu planın ordu içinde bir uzantısı var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Eğer, böyle bir planları varsa, bunun anlamı açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Önümüzdeki bir iki hafta içinde �korkunç� bir olayla karşılaşacağız demektir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Seçimleri erteletecek kadar �korkunç� bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, çok tedirgin edici bir ihtimal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama böylesi planın uygulanması için bu da yetmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, tek başına ayakta durma gücüne sahip değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka ekonomik ve siyasal bir dış desteğe ihtiyaç duyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa ve Amerika çok net bir biçimde böyle bir plana destek vermeyeceklerini açıkladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hazırlıkları yapanlar bunu da daha önceden kestirmiş olmalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman ikinci soruyla karşılaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Böyle bir girişimi başarıya ulaştırabilmek için kimin kendilerine yandaşlık yapacağını düşünüyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soru da, bir zamanlar emekli generallerin televizyon televizyon dolaşıp anlattıkları o eski planı ve onların önerdiği yandaşı akla getiriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);"&gt;Rusya�&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Asker ve hukuk bürokrasisinin içinde, kendi gizli egemenliklerini sürdürebilmek için Türkiye'nin kampını değiştirmeyi göze alacak kadar kendini kaybetmiş birileri var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;�Asla yoktur� diyemiyorum doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer varsa�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman da önümüzdeki günlerde çok ciddi bir güç çekişmesine şahit olacağız demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye devletinin kadroları, Batı tarafından desteklenen demokrasi yandaşları ve Rusya'ya göz kırpan darbeciler olarak ikiye ayrıldıysa�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılıklı hamleler yapılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Darbeciler, Türkiye'yi yörüngesinden saptıracak kadar �korkunç� bir olay planlarken�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi yanlıları da derhal Ergenekon çetesinin dışarıda kalanlarını tutuklayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Belki ikisi birden olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki günlerde bir şeyler yaşayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne olursa olsun, Türkiye bir daha geri dönülmez biçimde değişecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başsavcının iddianamesi, Kemalist devletin bitimini ilan ediyor bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu �darbeci� güçlerin bir türlü �uslu� durmaması, sürekli sorun yaratmaya uğraşması, darbe planları hazırlaması; Türkiye'yi Batı müttefiki olarak tutmak isteyen devlet kadrolarını da, istikrarlı bir Türkiye isteyen gelişmiş dünyayı da bence bu sefer alarma geçirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin içindeki bu darbeci Kemalist güçlerle birlikte yaşanamayacağını, buna mutlaka hukuki bir çözüm bulunması gerektiğini sanırım herkes anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O hukuki çözüm de kısa vadede yürürlüğe girecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Darbeciler planlarına uygun olarak �o korkunç şeyi� yapsalar da, onu yapamadan yakalansalar da, Türkiye mutlaka demokrasi hamlelerine hız verip darbeci Kemalizmi devletten kazıyacaktır. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başsavcı, AKP'yi kapatayım derken Kemalizm'i kapattı bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyayı ve Türkiye'yi yok saymanın bedelini devletin içindeki bütün güçlerini kaybederek ödeyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yapılacak tek şey�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların aklındaki �ikinci� adımı atmalarını önlemek için derhal tedbir almak�&lt;br /&gt;Ve, bir dönemin huzur içinde bitmesini sağlamaktır."&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-7322688572332631729?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7322688572332631729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/7322688572332631729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/ok-byk-bir-ey-olacak.html' title='Çok büyük bir şey olacak...'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-346233819435034825</id><published>2008-03-13T10:19:00.003+02:00</published><updated>2008-03-13T10:40:53.113+02:00</updated><title type='text'>potpori</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.diyarbakir.gov.tr/images/yemek/ciger_sis_kebap.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 292px; height: 219px;" src="http://www.diyarbakir.gov.tr/images/yemek/ciger_sis_kebap.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çok olmuş yazmayalı, bu geçen süre içerisinde Türkiyenin Kuzey Irak'a yaptığı operasyon bitti (?). Talabani -kendisi şu anda Irak'ın Cumhurbaşkanı- Türkiyeye geldi. Temsil ettiği makam  Türkiyede kabul görmediği için karşılanmadı. Buna da kılıf hazırdı , gelen kişi bir devlet başkanı olsa da çalışma ziyareti için gelmişti bu yüzden de protokolde karşılıklı mütekalibiyet uygulanmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi burada şunu sormak lazım, koskoca ülkenin cumhurbaşkanı niye çalışma ziyaretine gelsin. Çalışma ziyaretine en fazla bakanlar gelir ki buda istisnadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse başkaca bu geçen sürede Türban tartışması sürüyor ve Anayasa mahkemesi eğer anayasa değişikliğini yetkisiz bir şekilde kabul etmezse daha da devam edecek. galiba bu iş mevcut yasakçı rektörler değişmeden de böyle gidecek. Zaten halihazırda yasakçı rektörlerden yanlış hatırlamıyorsam 23 tanesinin görevi temmuz ayında doluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca geçen sürede bir önceki Genelkurmay Başkanı Or. Hilmi Özkök'ün atanması sırasında olan olaylar kimin kimi çelmelediği vs. gündeme geldi. Sebebi çokta açık değil. Tabi bu konuda çeşitli senaryolar var örneğin yeni genelkurmay başkanının belirlenmesinde malum medya her zamanki gibi rol oynamak istiyor. Çünkü şu andaki başkan ile pek hazzettikleri söylenemez. Hoş medya ile genelkurmay başkanının ne tür bir ilişkisi olması gerektiğini malum medyamıza sormak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları ayrı başlıklar halinde yazmay düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azz sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-346233819435034825?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/346233819435034825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/346233819435034825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/03/potpori.html' title='potpori'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-4701139941016327783</id><published>2008-02-24T18:52:00.004+02:00</published><updated>2008-02-27T20:17:25.018+02:00</updated><title type='text'>içerdeyiz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kerkuk.dk/222.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 262px; height: 211px;" src="http://www.kerkuk.dk/222.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Artık Iraktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soru 1. Neden Iraktayız?&lt;br /&gt;soru 2. Ne kadar kalacağız?&lt;br /&gt;soru 3. Tek başına mıyız?&lt;br /&gt;soru 4. ABD, Rusya, İran, İsrail, Suriye, Arap dünyası bunun neresinde?&lt;br /&gt;soru 5. Ekonomi bunu kaldırabilir mi?&lt;br /&gt;soru 6. İç politikaya yansımaları nasıl olur?&lt;br /&gt;soru 7. Başarı kriterlerimiz nelerdir?&lt;br /&gt;soru 8. Başarabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimce soruları cevaplamaya çalışayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 1 Neden Iraktayız?&lt;br /&gt;"25 yıldır Irak'ı mesken tutmuş, daha doğrusu 25 yılın çok önemli bir kısmında İran, Irak ve Suriyeyi mesken tutmuştu, sonra Kuzey Iraktaki başıbozuklukla büyük oranda oraya taşınmış olan pkk diye bir örgüt vardı. Yakın zamanda yıkılma sürecine girdi, son darbe için oradayız." açıklaması bugünlerde her yerde, aslında makulde görünüyor ama yakından bakınca bu açıklamada bazı sıkıntılar mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde örgüt fiili olarak ikiye bölünmüş durumda, küresel paylaşımda artık kimse onu ön planda istemiyor, Türkiyeye karşı kullanmaktansa İran'a karşı kullanılması daha efektif olan bir örgüt haline gelmişken, Türkiyenin sınırı geçip örgütü bitirmeye kalkması tek başına biraz garip duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada "Yoksa Türkiyenin başka bir amacı mı var?" sorusu akla geliyor. Eğer var ise bu amaçlar neler olabilir? Kendimce sayayım, Türkiye Kuzey Irak'ı işgal etme amacı güdüyor olabilir. Kuzey Irakta özellikle musul ve Kerkükte idareyi elinde bulunduran gruplara "canımızı sıkma uyarısı" olabilir.  Türkiye savaşma yeteneklerini sınıyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olabilirlerin üzerine gidelim.  Türkiye Kuzey Irak'ı işgal etme amacı ile ilgili olarak aslında bu Türkiyenin Misak-ı Milli'si içerisinde olan hatta Atatürk'ün de şimdi sırası değil şeklinde bir yaklaşım sergilediği musul ve kerkük meselesinde derinlerde böyle bir istek var. Ancak konjonktüre göre bu şu anda teorik olarak imkansız ancak pratikte şu andaki durum bir işgal olarak rahatlıkla değerlendirilebilir. Gerekçe ise malum. Pkk. Türkiye pek tabi ki pkk kerkük'e kaçtı, Barzani ve Talabani güçlerinin himayesine girdi diyerek operasyonun sınırlarını genişletebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci olabilirimiz, göz dağı verme. Halihazırda AB ve ABD'den dirsek yiyen Barzani ve Talabani zaten olabileceklerden dolayı bayağı tedirgin durumdaydılar, şimdi harekat ile bu tedirginlik daha da arttı ve Türkiyenin ilerlemesi ve bölgede kalma süresi ile doğru orantılı olarak artacaktır. Bu noktada Neçirvan Barzaninin aşağı yukarı 2-3 hafta önce Rusya Büyükelçiliği açılışında Türkiyeyi de Büyükelçilik açması için davet etmesini hatırlıyorum. Küçük bir soru sorayım. ABD ile kanka mesabesinde görüntü veren Barzani ve Talabani neden Rusya ile aynı fotograf karesine girsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin savaşma yeteneklerini sınaması ise Türkiyenin orada kalma süresi ile doğru orantılı olarak gerçekleşecek bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa yukarıdakilerin tamamı "Neden Iraktayız?" sorusunun cevabıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 2 Ne kadar kalacağız?&lt;br /&gt;Yukarıdaki sebepler ortada olduğu sürece bayağı uzun kalacağımızı söylemek mümkün. hatta olur olmaz bilemem ama Türkiyenin sınırlarının bence biraz daha genişlemesi ihtimali % 80'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 3 Tek başına mıyız?&lt;br /&gt;Kısaca değiliz. Şu anda net destek verenler ABD, İngiltere, İran, Suriye, ses etmeyenler AB, Fransa dışında, sükut ile şimdilik kabul edenler Rusya, İsrail.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 4 ABD, Rusya, İran, İsrail, Suriye, Arap dünyası bunun neresinde?&lt;br /&gt;Bunların hepsi aslında bu işin önünde değil ancak Türkiye'nin ve ABD'nin tavrına göre durum değişebilir. Bunu biraz açayım, geçenlerde Abdullah Gül ABD'ye gitmeden önce Erdoğan İngiltere'ye gitti, o zaman fazla bir gürültü kopmadı ancak bir Stratejik Anlaşma yapıldığı sızdı basına ancak içerik açıklanmadı yada sade suya tirit mesabesinde bir açıklama oldu. Bana göre bu sınır ötesinin pazarlıkları uzun zamandır yapılıyordu hatta Dağlıca bile bu pazarlıklarda kullanıldı. Sonuçta bence Türkiye Pazarlıklarda istediğini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 5 Ekonomi bunu kaldrıabilir mi?&lt;br /&gt;Evet kaldırabilir. Sebebi ise ekonomik dengelerimiz de değil. Bu noktada aslında çok ilgisiz gibi görünen bir şeye dikkat çekmek istiyorum, neden her hafta Afrikanın adı sanı duyulmadık ülkeleri geliyor ve en üst düzeyde ağırlanıyorlar, işin bir garip tarafıda gelen ülkeler ya terörü destekleyen yada büyük iç karışıklık yaşayan ülkeler. Bu ayrı bir yazı konusu ama şu kadarını söyleyeyim bu işte biz ekonomik olarak sıkışmayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soru 6 İç politikaya yansımaları nasıl olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere içeride şu anda ana gündem Türban olmuş durumda bunun temel sebebi ise ne yazık ki operasyonun gündemde olması  hakim medyanın işine pek gelmiyor.  Bu durum ayrı bir yazının konusu (yazar mıyım bilemiyorum) diğer taraftan operasyon herhalukarda hükümetin elini güçlendiriyor, özelliklede ABD Ab ve diğerlerinin desteği sürdükçe bu operasyon hükümeti kuvvetlendirir. DTP tarafında ise çöküş artık iyice hızlanmış vaziyette. DTP nin klasik politikalarını takip edenleride bu çöküş beraberinde çökertecek ama gemiden ayrılarak daha uzlaşmacı olanlar kazanacak. Tabi onların kazanması demek hükümetin elini daha da kuvvetlendirecek. Son dönemlerde şu özellikle dikkatimi çekiyor sokaktaki vatandaş artık eskiden olduğu gibi balık hafızalı değil.  Geleyim CHP'ye. CHP işi gücü türbana dökmüş durumda hatta 1 ay içinde CHP'de olagan kongre var hatta bu kongrede Baykalın karşısına eski sağ kolu çıkacak desem. Baykal bu hiç partiyi kaptırır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soru 7-8 Başarı kriterlerimiz nelerdir? Başarabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere bu operasyonun sebebiyle doğrudan ilgili bir şey. benim için başarı orada kalacağımız süredir. Ne kadar uzun kalırsak o kadar başarı. Son soruya cevabım basit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstersek başarırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-4701139941016327783?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4701139941016327783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/4701139941016327783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/02/ierdeyiz.html' title='içerdeyiz'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-3546315775942770082</id><published>2008-02-21T09:19:00.002+02:00</published><updated>2008-02-21T09:21:17.403+02:00</updated><title type='text'>Erhan Göksel'den (4)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.guncelhaber.com/resimler/8Q5C7L14092.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 211px; height: 156px;" src="http://www.guncelhaber.com/resimler/8Q5C7L14092.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Orjinal hali &lt;a href="http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=156721"&gt;burada&lt;/a&gt;, bitince yorumlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;'Müesses Nizam' kirlilikten dağıldı.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;'&lt;b style=""&gt;Müesses Nizam dağıldığı için, çeteler ortaya çıktı”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;'Türban Konusunda neden Müesses Nizam'ın en önemli merkezlerinden çıt çıkmıyor.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;“Hiçbir darbe Genel Kurmay'da planlanmaz.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;“Menderes'in atadığı devrin Genel Kurmay Başkanı, Rüşdü Erdelhun, askerler tarafından darp edilerek, dövülerek götürülmüştür.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;İşsizlikten mafya elemanı olan ülkücüler..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;“TSK, İlhami Erdil gibi komutanları yargılayarak; barsak temizliği yaptı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Hükümet kimi yolsuzluktan kuyruğundan yakaladı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;VERSO Siyasal Araştırma Şirketi Başkanı Stratejist Erhan Göksel'e yaptığımız röportajın son bölümünü sunuyoruz. Erhan Göksel, bu sefer şok bir iddiada bulundu. Göksel, AKP'nin Genelkurmay planını ve planın nasıl işleyeceğiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:navy;"&gt;OLAY YARATACAK RÖPORTAJIN DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜ:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ergenekon gibi örgütlenmelerin nihai hedefi kaos ortamı oluşturarak darbe zemini hazırlamak mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Darbe; bu kadar “&lt;b style=""&gt;zavallı insanlara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir&lt;/b&gt;”. Bunlar ancak kullanılabilir. Yani “birileri” tarafından. Bunların darbe zeminini düşünmesi bile mümkün değildir. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Birileri tarafından mı yönlendiriliyorlar?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Olabilir ama bunlar, acaba darbeye mi hizmet eder; &lt;b style=""&gt;darbeyi önlemeye mi yarar?&lt;/b&gt; Onu da bilmiyorum doğrusu. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Siyasetçiler darbeyi önlediklerini zannediyorlarsa gaflet içindedirler&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Basına yansıdığı kadarıyla bunlar, 2009'da 6 aşamalı bir darbe zemini hazırlamayı planlıyorlarmış…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Necip Basın insanda, gülme hissi bile yaratamıyor artık. Basını büyük kısmı, o kadar zavallı bir halde ki bunları birileri oturmuş yazdırmış onlara. &lt;/span&gt;Böyle raporlar bulunduğu elbette yalan değildir. Raporlar gerçekten vardır; Ama yazdıkları nedir?&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Ortaya nasıl çıkarılıyor. Her yazılan &lt;span style="color:black;"&gt;doğru&lt;/span&gt;, her görünen gerçek mi? Bu &lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;“müsvette kadrolar”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; o kadar zavallı ki, bunlar bırakın darbe yapmayı, tuvalette kendi başlarına altlarını temizlemekten aciz adamlar. Asıl sorun bunları allayıp pullayan &lt;span style="color:black;"&gt;Matbuat'ın&lt;/span&gt;&lt;span style="color:red;"&gt; &lt;/span&gt;büyük kısmında. Onlar daha da zavallı. Sizce&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bu örgüt gerçek bir örgütse, bu kadar beceriksiz olabilir mi? &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Hatırlayın, tasvip edin veya etmeyin; Türkiye'de daha önce yapılan üç açık, bir post-modern darbe ile &lt;span style="color:black;"&gt;bilinen&lt;/span&gt; iki darbe teşebbüsü ne kadar ustacaydı? Adeta tereyağından kıl çeker gibi yapıldılar. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Bu arada siyasetteki birileri bunlarla uğraşıp, bunları önleyerek darbeyi engellediklerini zannediyorlarsa büyük bir gaflet ve dalalet içindedirler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Ergenekon'da bir şey çıkmazsa Hükümet büyük bir yara alır&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Sonuçta tepeden direkt bir darbe yapılmaz. Ortamı hazırlamaya mı çalışıyorlar?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Tepeden bir darbe yapılır, yapılmaz onu bilemem. Ordunun içinde aşağıdan da bir darbe yapılabilir, cunta da olabilir, ama bu adamlar kesinlikle o adamlar değil. Bunlar darbe becerebilecek yetenekte ve “&lt;b style=""&gt;grado&lt;/b&gt;”da adamlar değil, Bunlar özünde Mafya. Hiçbir darbe mafyaya bulaşmamıştır. Burada anladığım kadarıyla tamamen AKP iktidarını sıkıntıya sokmak için kurulmuş.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Sıkıntıya sokmak derken iktidardan düşürmek mi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;İktidarı yıpratmak, zayıflatmak; yani klasik darbeyle değil, demokratik olarak zayıflatmayı düşünerek hareket etmişlerdir diye düşünüyorum. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Amaç AKP'yi güçsüz göstermek mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Tabii ki,&lt;/span&gt; bu tür olaylar güçsüz gösterir. Hükümet hata yapar. Mesela hükümet bu işi o kadar büyüttü, çıtayı o kadar yükseğe &lt;span style="color:black;"&gt;koydu&lt;/span&gt; ki, bu işin altından bir şey çıkmazsa bu sefer hükümet yara alır. &lt;b style=""&gt;Bumerang&lt;/b&gt; gibi geri döner.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ne gibi yara alır?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Beklenti çok arttı. Büyük bir suç örgütünü yakaladılar gözüküyor kamuoyunda. Benim size söylediğim gibi, içi boş çıkarsa, kof çıkarsa hükümet gündemi değiştirmek için operasyon yapıyor durumuna düşer. Düşmanları bunu acayip kullanır. &lt;b style=""&gt;Belki de bu örgüt yem olarak atıldı.&lt;/b&gt; Şimdi size söylerken aklıma geldi daha önceden düşünmedim. Çünkü bu kadar zavallı bir örgüt olmaz. Tarihte böyle örgütler &lt;b style=""&gt;inanılmaz&lt;/b&gt; örgütlerdir. Türkiye de yaşadı bunu. En gayri ciddi gözüken &lt;b style=""&gt;Talat Aydemir&lt;/b&gt; örgütü bile ne kadar önemli bir örgüttü. Bırakın 1960 darbesini, 12 Mart'ı, 1980'i. &lt;span style="color:black;"&gt;O yüzden ben bunları önemsemiyorum.&lt;/span&gt; Bence bunlar devlet içindeki ideolojik gerekçe kullanarak şahsi menfaat elde etmek isteyen bir kısım gruplardır. Bu anlamda çete tanımına uyuyorlar. Susurluk da öyleydi. &lt;span style="color:black;"&gt;1980'lerde Devlet Operasyonlarına katılan bazı eski ülkücüler, işsiz kalınca İstanbul Mafyası'nın parçası haline gelmişlerdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Sonuçta hepsi tek bir merkezden mi kontrol ediliyor?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Hayır. Bu tür olaylar hiçbir zaman tek bir merkezden idare edilmez. Devletin içinde bile birbirinden farklı, ayrı ayrı örgütlenmiş çok sayıda farklı grup vardır; ayrıca bunların sadece asker olması da gerekmiyor. Yani sivillerin içinde de olur, yargının içinde de olur. Zaten dikkat ederseniz daha çok bu sefer emekli kesim içinde. Sonra bir şey daha hatırlatayım: profesyonel cunta kurmak için emekli insanlar hiçbir zaman kullanılmaz ki, hiçbir fonksiyonu yoktur. Bu işin doğasında yoktur. Bir tane aktif subay yok bu işlerin içinde, muvazzaf yok. Yani komik yanı bu ama önemli bazı güç odaklarına, önemli şahsiyetlere ulaşmayacak bir yol olsaydı yargı da bunu bu kadar profesyonel takip etmezdi. &lt;span style="color:black;"&gt;O yüzden ben ısrarla &lt;b style=""&gt;birilerinin kuyruğundan yakalandığını,&lt;/b&gt; Sayın Tayyar masa başında üretmiş gibi. O lafı 'Başbakan biliyor olabilir' diye yazsaydı altına imza atardım ama biliyor iddiası, Başbakan'ın ne bildiğini Sayın Tayyar bilmez. Kimse bilmez. O açıdan ben bunun bir siyasi pazarlıkla süreç içinde, o da masa başında oturarak değil, karşılıklı arenadaki iki boksörün ringdeki yumruklarıyla karşı tarafın gücünü tartmak için sonuçlanacağı belirli bir &lt;b style=""&gt;konsensüsle&lt;/b&gt; sonuçlanacağını sanıyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;TSK İlhami Erdil gibi komutanları yargılayarak barsak temizliği yaptı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Yolsuzluklarla ilgili mi kuyruğundan yakalanmış? Yoksa...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Yolsuzluk&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;, tabii ki yolsuzluk. Bakın bir şeyi atlamayalım: Hiç bu işlerle ilgisi olmadan, ilk ciddi yolsuzluklar Kıvrıkoğlu döneminde ortaya çıkmaya başladı. Ordunun içindeki suça bulaşmış kişiler takır takır tutuklanmaya ve hüküm giymeye başladı. Siviller ne olduğunu bile anlayamadılar. Herkese sürpriz oldu. Son olarak da Özkök zamanında, bir kuvvet komutanı yargılandı. &lt;b style=""&gt;TSK, İlhami Erdil gibi komutanları yargılayarak; barsak temizliği yaptı.&lt;/b&gt; Bir yığın albay ve muvazzaf personel ceza yedi. Son olarak da Özkök zamanında, bir kuvvet komutanı yargılandı. Şu anda hala hapiste. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Bunların hiç birinin siyasi otoriteyle ilgisi yok. Siyasi bir &lt;span style="color:black;"&gt;operasyon da&lt;/span&gt; değildi. Ordunun kendi iç temizliğidir; ama şunu söylüyorum: 'Müesses Nizam' kirlilikten dağıldı diyorum. Bu tür kirli ilişkilere girdiği için '&lt;b style=""&gt;Müesses Nizam&lt;/b&gt;' çöktü diyorum. Türkiye'de &lt;span style="color:black;"&gt;85&lt;/span&gt; yıldır, Cumhuriyet kurulduğundan beri devam eden 'Müesses Nizam'ın, artık bütün gücünü kaybettiğini düşünüyorum. Zaten yerleşik bir 'Müesses Nizam' gerçekte tam olarak kurulamamıştı. Yerleşik ve kurulmaya çalışılan bir güç odağı halinde bir 'Müesses Nizam' vardı. O da bu yaşadığımız bu süreçte dağıldı. &lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;'Müesses Nizam' Önünü Göremiyor&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Neden? Neler oldu dağıldı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Temel tespitim şu: en azından 'Müesses Nizam' gibi bir kurum geleceği görür. “&lt;b style=""&gt;Geleceği kurmak için geleceği anlamak, ön görebilmek gerekir&lt;/b&gt;”. 'Müesses Nizam'ın &lt;span style="color:black;"&gt;son yıllarda&lt;/span&gt; hem iç hem dış politika'da asgarisinden önünü bile görmediği ortaya çıktı. AKP süreci, Cumhurbaşkanlığı süreci, 22 Temmuz süreci; onu da bir yana bırakın, dış politikada&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;daha da vahim bir noktadalar. Ne &lt;b style=""&gt;Kerkük&lt;/b&gt;'ü ne Kuzey Irak'ta ne olup bittiğini ne &lt;b style=""&gt;Barzani&lt;/b&gt;'yi nede İsrail ve Amerika'yı 'Müesses Nizam' algılayabilmiş bile değil. &lt;b style=""&gt;Çin&lt;/b&gt; gibi büyüyen ve geleceği belirleyeceği kesin gözüyle bakılan bu &lt;b style=""&gt;Ejderha&lt;/b&gt;'yı bile fark etmiş değiller.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Ergenekon'da piyonlar mahkum olacak&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Şöyle soralım. Madem hükümetin elinde yolsuzlukla ilgili bir koz var, belgeler var Uzan'lar operasyonu gibi bir operasyonla mı karşılaşacağız?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Hayır, tam tersini söylüyorum. Hükümet, bu güç odaklarının devlet içinde önemli uzantıları olduğunu gördüğü için zımni olarak, açıktan değil, örtülü olarak bir pazarlık sonucunda onlar geri çekilecekler; onların karşılığında da büyük başlar sanık sandalyesine oturmayacaklar. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Bu yolsuzluk yapanlara; siyaset gereği, uzlaşma gereği ilişilmeyecek..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;İlişmeyecek. Göreceksiniz eninde sonunda. Ergenekon denen operasyon, sokakta gezen zavallı piyonların mahkum olmasıyla sonuçlanacak. Tıpkı geçmişte Türkiye'deki diğer illegal olaylar, cinayetlerde olduğu gibi olacak. Film hep aynı; sokakta kullanılan “garibanlar” mahkum olup, daha öteye &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;hiçbir şekilde&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;geçilmeyecek. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Örgütün başı olarak sürekli Veli Küçük İşaret Ediliyordu…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Veli Küçük örgütün başıysa zaten &lt;span style="color:black;"&gt;buna siyasi örgüt demeye gerek yok; çete demeyi&lt;/span&gt;&lt;span style="color:red;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;uygun görürüm&lt;/span&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;. &lt;/span&gt;Şu an da yargılandığı için Veli Küçük konusunda konuşmayı uygun görmüyorum. Etik değil. Veli Küçük emeklidir. Emekli olan bir askerin &lt;span style="color:black;"&gt;hükmü-iktidarı&lt;/span&gt; sıfırdır. Üniformayı çıkaran bir asker, sudan çıkmış balık gibidir. Hiç bir gücü ve etkisi yoktur. Bu gücü onlara atfeden Necip Türk Basını'dır. O açıdan ben bunları hiç önemsemiyorum. &lt;span style="color:black;"&gt;Sadece tepe noktalara&lt;/span&gt; giden &lt;span style="color:black;"&gt;ipuçlarını&lt;/span&gt; vermekten öte bana anlam ifade etmiyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Devlet mafyayı bazı hesaplar için kullanır&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Bu gücü birileri mi ona veriyor?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Alakası yok. Mafyavari örgütlenme olduğu için. Bazı insanlar illegal, kanunsuz çeşitli işler yapmak isterler. Devlet'in varlık nedeni ve süregelmesi, bu tür suçları fark ettiğinde onlara karşı&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;ön alması ile mümkündür. Devlet olmak budur zaten. Suça yönelik hareketleri devlet önler. Önleyemezse Devlet olmaz. Devlet bunları önlemiyorsa ya zafiyeti vardır; ya da bazı hesaplar vardır işin içinde. Özünde, Devletlerin önlemeyeceği hiç bir suç yoktur. Amerika'da CIA gibi, FBI gibi bir kurum “&lt;b style=""&gt;isterse&lt;/b&gt;” dünyanın en büyük &lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Mafyası'nı &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;24 saat içinde yok eder. ABD'liler dünyada Devletleri yok ediyorlar, üç kuruşluk mafyayı mı yok edemeyecekler? O Mafya'yı kullandıkları için işlerine yaradığı için yaşatıyorlar. Yeri geliyor kendi siyasi işleri için kullanıyorlar. Yeri geliyor yabancı işleri için kullanıyorlar. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;İkinci Dünya savaşında, Sicilya çıkartması yapılırken müebbetten mahkum mafyanın büyük şefi &lt;b style=""&gt;Lucky Luciano&lt;/b&gt; affedilip hapisten çıkarıldı. Ne karşılığında? Sicilya'ya yapılan Müttefik Orduları'ın adaya çıkarmasına yardım etsin diye. Adadaki Mafya Teşkilatları'nın Amerikalılara destek vermesi için. Kime karşı üstelik, İtalyan Devleti'ne yani kendi ülkelerine karşı savaşan Amerikalılara&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yardım için. Çıkartma başlamadan bu mesajı iletmek için tüm ada, uçaklardan atılan &lt;b style=""&gt;Lucky Luciano&lt;/b&gt;'nun imzası olan “&lt;b style=""&gt;L&lt;/b&gt;” logosu ile kaplandı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Hizbullah'ın devlet içindeki karanlık yerlerle bağlantısı var&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ergenekon'un PKK ve Hizbullah gibi örgütlerle ilişkisi olabilir mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Ben &lt;b style=""&gt;Hizbullah&lt;/b&gt;'ın herkesin bildiği gibi bir dini, islami örgütlenme, siyasal bir örgütlenme olduğuna inanmıyorum. Burada tabii ki, gerçek Hizbullah'tan, Lübnan'dan bahsetmiyoruz. &lt;b style=""&gt;Tantan&lt;/b&gt; tarafından 2001'de yok edilen Türkiye'deki Hizbullah'ı kastediyorum. İkisinin isim dışında tek bir diğer benzerliği, insanların Müslüman olması. Başka hiçbir benzerlik yok iki örgüt arasında. Birisi siyasi örgüt diğeri kullanılan bir çete. Elbette, bizdeki Hizbullah'ta yakalananların hepsi İslamcı siyaseti savunan insanlar ama o örgütü yönlendirenler ve kuranlar bana öyle geliyor ki, devletin içindeki karanlık yerlerle bağlantılıydı. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ergenekon gibi bir yapılanmayla…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Belli oranda evet. Sen söylediğin için aklıma geldi. Hizbullah ve Ergenekon… “Ergenekon” demekten de tekrar zül duyduğumu söylüyorum.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Mevcut yapısıyla &lt;b style=""&gt;Hizbullah&lt;/b&gt; örgütlerinden hiç bir farkı yok. Birinde kullanılanlar Müslümanlar'dı; diğerinde kullanılanlar ise &lt;b style=""&gt;Ulusalcılar&lt;/b&gt;'dır. Şimdi Ulusalcılık tarafına girildi. Asıl perdenin arkasındaki savaş ve örgütlenmeler önemli. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;“Türkiye sudan çıkmış ak kaşık değil&lt;/b&gt;.” Bunun altını çiziyorum. Ayrıca bu çetelerin belki bu tür şeylerin ortaya çıkmasının en büyük nedeni 'Müesses Nizam'ın &lt;b style=""&gt;çöküyor&lt;/b&gt; oluşuna, dağılmış olmasına bağlıyorum. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Çeteler 'Müesses Nizam'ın kontrolünden çıktı &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Peki PKK'yla olan bağlantılar onlar için neler söyleyebiliriz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;O konuda çok bilgim yok. Yani bir yığın şey yazılıyor ne kadar doğru bilemiyorum. PKK konusunda, ben bu operasyonlarla ilgili özel olarak kafa yormadım. Her konuda çok enformasyon alabilirim ama bu konuda enformasyonum da yok. Çünkü asıl önemli olan ortada bütün açıklığıyla, çıplaklığıyla gözüken bir şey var. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Birincisi bugünkü Türkiye'de 'Müesses Nizam' dağılmıştır. Çökmüştür. İkincisi bu tür örgütlenmelerin hepsi Hizbullah'tan farkı olmayan kökleri başka yerlere dayanan ama bu tür insanların kullanıldığı perdenin önündeki örgütlerdir. Domuz bağıyla insanları öldüren insanlar da Müslüman'dı. İslamiyet'e inanan insanlardı ama öyle yönlendirildiler. Şimdi de ulusalcılar, aynen yönlendiriliyor. Yani hep kullanıldılar. Belki de iki tarafı da kullananlar aynı yerler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Tek bir noktada birleşiyorlar…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Birleşiyorlar. O yer belki 'Müesses Nizam'ın kontrolü altındaydı. 'Müesses Nizam' dağıldığı için, onların üzerindeki kontrol kaybolduğu için daha kolay ortaya çıktılar. Çünkü başsız kaldıkları zaman bu tür örgütler çok kolay çöker. Ortaya daha büyük başlar da çıkabilirdi, ama ben çıkacağına inanmıyorum; demin söylediğim nedenlerden…&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ortaya çıkartılmayacak yani…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Çıkartılamayacak. Zımni olarak uzlaşacaklar. Bu da özel masaya oturarak değil. Onun karşılığında da göreceğiz işte bir çok meselede sessizlik olacak. Bunlardan birisi de türban meselesi. &lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;'Müesses Nizam'ın en önemli merkezlerinden çıt çıkmıyor.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Sadece Yargı, biraz da Rektörler'in bir kısmından ses çıkıyor. Hatırlayın, daha altı-yedi ay önce; seçime giderken, muhtıra veren 'Müesses Nizam'ın en önemli komponenti,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yani &lt;b style=""&gt;Askerler&lt;/b&gt; muhtıra verdi. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Bu 'Müesses Nizam'la, Genel Kurmay'dan bağımsız hareket eden Askeriyedeki bir gruptan mı bahsediyorsunuz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Hayır. Kesinlikle Ben 'Müesses Nizam' derken bunu kastetmiyorum. '&lt;b style=""&gt;Müesses Nizam&lt;/b&gt;' topyekün asker, sivil, bürokrasiyi de içeren ve “&lt;b style=""&gt;kendini bu ülkenin koruyucusu ve doğal yöneticisi olarak&lt;/b&gt; &lt;b style=""&gt;gören&lt;/b&gt; &lt;b style=""&gt;kesim&lt;/b&gt;”in adı. Soyut ve geniş bir kavram. Elbette en önemli parçası TSK'dan oluşuyor. Sonra Yargı'dan oluşuyor. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Türk Silahlı Kuvvetleri için bu konuyu konuşmak istemiyorum. Yine söylüyorum 27 Nisan Muhtırası, e-muhtıra dediğimiz muhtıra Büyükanıt Paşa'nın bilgisi dahilinde ama ona rağmen siteye koyuldu.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Engelleme şansı yok muydu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Yorum yok. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Bu örgütlerin finansmanlığını kim sağlıyor?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Onu hiç bilmiyorum. Mutlaka çok kolay sağlıyorlardır. Bunlar zaten mafya türü örgütlenmeler olduğu için mafya türü çok iş yapıyorlardır. Hiç kuşkunuz olmasın. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Büyükanıt'ın Görevi uzatılacak İlker Başbuğ emekli edilecek&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Orgeneral İlker Başbuğ'un daha sert bir genelkurmay başkanı olacağı söyleniyor. Sizce Başbuğ'lu günler nasıl olacak?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Vallahi, ben burada bir tek cümle söyleyeyim. Genelkurmay Başkanları'nın kişiliklerinin çok önemi yoktur benim anladığım ve bildiğim kadarıyla. Önemli olan bir bütün olarak ordunun alt yapısındaki &lt;b style=""&gt;fikriyattır.&lt;/b&gt; Şöyle bir laf edeyim size; &lt;b style=""&gt;Tarihi bir laf: hiçbir darbe Genel Kurmay'da planlanmaz. &lt;/b&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Türkiye'de yapılan, tüm darbeler Ordu'nun alt kademelerinden gelmiştir. Yani aşağıda pişirilmiştir. Komuta Heyeti, ya başına geçmiştir Darbe &lt;span style="color:black;"&gt;olmuştur&lt;/span&gt;, 12 Eylül gibi, ya da darbenin Komuta Heyeti başına geçmediği için devrilmiş&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;başa bir &lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Cunta&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; gelmiştir. Tıpkı 1960 ihtilali gibi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Aşağıda derken Müesses Nizam'ın aşağısından mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Hayır. Müesses Nizam'ın altı yoktur. Altı olan Müesses Nizam'ın içinde yer alan Ordu'ya ait bir kavramdır. 'Müesses Nizam' bir çok şeyi içeriyor. Yalnız askeri kapsamıyor. Söz konusu bu “&lt;b style=""&gt;Darbe&lt;/b&gt;” denen şey, askerin direkt yapacağı bir şeydir.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Eğer Darbeyi konuşacaksak; &lt;b style=""&gt;Darbeyi asker yapar. Müesses Nizam'ın diğer elemanları onlara yardım eder.&lt;/b&gt; 'Müesses Nizam' büyük bir ideolojidir aslında. Anlaşılamayan burası. &lt;b style=""&gt;Sabih Kanadoğlu&lt;/b&gt; Yargıtay Başkanı, Yargıtay Baş Savcısı Askerden emir alarak mı konuşuyor sanıyorsunuz? Kendisini bu ülkenin &lt;b style=""&gt;doğal koruyucusu&lt;/b&gt;, olarak görüyor bu kesimler. Cumhuriyet'in bir parçası olarak görüyorlar. “&lt;b style=""&gt;Cumhuriyeti korumak ve kollamak&lt;/b&gt;” için hiç kimsenin emir beklemesine gerek yoktur. &lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Durumdan vazife çıkararak; çizmelerini giyerler.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;İşte benim 'Müesses Nizam' dediğim bu yapının adı. Askerden daha öte ve daha güçlü bir şey bu. Askerde 'Müesses Nizam'ın büyük parçası ama darbe dediğiniz zaman direkt askeri ilgilendirir. Öyle dönemler olmuştur ki Türkiye'de, çeşitli parçaları birbiriyle kıyasıya rekabete girmiştir zaman zaman. İşte &lt;b style=""&gt;Talat Aydemir&lt;/b&gt; döneminde bir kırılma olmuştur. O ayrı bir şeydi, ama Türkiye'de yapılan askeri müdahalelerden bir tanesinde ordu ikiye bölünmüştü 12 Mart'ta. Son dakikada başka bir grup yapmıştır müdahaleyi ve rejimin yönü soldan sağa dönmüştür. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;1960 ihtilalinde Komuta heyeti de çatlamıştır. Hele hele şunu hatırlatmak elzemdir. Menderes'in atadığı devrin Genel Kurmay Başkanı, &lt;span style="color:black;"&gt;Rüşdü Erdelhun&lt;/span&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;,&lt;/span&gt; askerler tarafından darp edilerek, dövülerek götürülmüş, Yassıada'da müebbet hapse mahkum edilmiştir. Hapiste ölmüştür. Özetlersek; Darbe aşağıda pişer, Komuta Heyeti başına geçer ya da onları devirirler, Cunta olur. Hiç bir darbeyi Genelkurmay &lt;b style=""&gt;planlamaz&lt;/b&gt;. Ben Türk siyasetinde yıllardır devletin içinde bunları öğrendim. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;İlker Paşa'ya gelirsek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Yaşar Büyükanıt Paşa'nın durumu belirleyecek, İlker Paşa'nın geleceğini. Benim bildiğim Hükümet Yaşar Paşa'nın görev süresini uzatmak istiyor. O zaman da İlker Paşa emekli olur otomatikman. Yani Hükümet kanadı İlker Başbuğ Paşa'yı diskalifiye edebilir. Yaşar Paşa'yı uzatmak istemelerini, uzatmaya çalıştıklarını burada yorumlamıyorum; altını &lt;span style="color:black;"&gt;çizeyim, bunu&lt;/span&gt; biliyorum. Onun yolunu arıyorlar. Askeri terfileri genel anlamda bilenler diyecek ki, Paşa'nın yaşı 67 oldu. Ağustos'da yaş haddi doluyor, bunu yapamazlar. Elbette zor ama birkaç yasal ve teamül dışı gerekçe kullanılabilir. Bir de daha önce bir kez uygulanmış bir yol terar denenebilir.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Yaşar Paşa yanlış hatırlamıyorsam Ekim doğumlu. 30 Ağustos'da henüz tam yaşı dolmadığı için teamülen olmasa bile Askeri Şura'daki yaş döneminin tamamlanmamış olması değerlendirilebilir.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Hükümet'in uzatmak istediğinden eminsiniz yani? Yaşar Büyükanıt'ın görev süresi uzatılacak mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Ben emin olmadığım şeyi hiç konuşmadım bugüne kadar. Yapılacak demiyorum. Bu tartışılıyor. Hükümet ve Başbakan karar verdi de demiyorum. Hükümet içinde bazı Bakanların ve kimilerinin uzatma niyetleri çok açık. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Birileri derken?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Bazı bakanların yani bu Hükümet içinde tartışılan bir şey. Yaşar Paşa'nın görev süresi büyük ihtimalle uzatalım diye deneyeceklerdir, uzatmak isteyeceklerdir yapabilirler mi onu zaman gösterir. Bu süreç kamuoyuna da çok yansımayacaktır bence. Kapalı kapılar arasında alınacaktır kararlar. Olumlu yada olumsuz. Bizler sadece sonuç ortaya çıkınca değerlendirebileceğiz. Belki hiç de anlayamayacağız neler yaşandığını, eğer birileri açıklamazsa.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Bence yapamayacaklar, ama teorik olarak bu mevcut bir olasılık. Tıpkı Yaşar Paşa gelmeden önce de onu emekli etmeye uğraşıyorlardı. Yapamadılar, bugün de Sap döndü, Keser döndü, hesap döndü. Şimdi hükümet göreve gelirken emekli etmek istediği Paşa'yı uzatarak bir başkasını emekli etmeyi düşünüyor. Her şey tersine döndü.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Hükümet Yaşar Paşa'dan memnun mu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Şu an da memnun oldukları &lt;span style="color:black;"&gt;kişi&lt;/span&gt; Yaşar Paşa. Kendisi de Hükümet de bu durumu&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;itiraf ediyor. Ayrıca basına da yansıyan karşılıklı tavırlar da bunu doğruluyor. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Öyle bir olasılık yüksek de olabilir öyleyse?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Hayır orda duracaksın. Bu bir güç dengesidir. Gücü yetecek mi hükümetin? Onu bilemem. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;Genelkurmay Başkanlığı o kadar kolay her İktidarın kolayca atama yapabileceği bir yer değildir. Böyle düşünenler varsa &lt;b style=""&gt;Türk Ordu Tarihini&lt;/b&gt; onlara ders olarak okutmak lazım. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-3546315775942770082?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/3546315775942770082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/3546315775942770082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/02/erhan-gkselden-4.html' title='Erhan Göksel&apos;den (4)'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-2004336933264115606</id><published>2008-02-21T09:15:00.002+02:00</published><updated>2008-02-21T09:18:30.809+02:00</updated><title type='text'>Erhan Göksel'den (3)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.haberdem.com/img/hH8d4zYH.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 267px; height: 202px;" src="http://www.haberdem.com/img/hH8d4zYH.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;Erhan Göksel mülakatının 3. bölümü aşağıda, orjinal hali &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=156574"&gt;burada&lt;/a&gt;, dediğim gibi bitsin yorumlayacağım kısmetse.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Televizyonlarda Türk Medyası'nın , dünya ekonomik krizini, AKP'nin de işine yarayacak şekilde gizlediğini ileri sürüyorsunuz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Bunun iki temel nedeni var: (1) Kendisi sadece bir MEDYA değil; bir yığın ekonomik iş ilişkisi içinde ve özelleştirme, toprak rantı ve enerji fiyatlaması gibi faktörlerle HÜKÜMET'e GÖBEĞİNDEN BAĞIMLI... Bu nedenle, dünya krizini Türk halkına yansıtırsa, &lt;u&gt;hükümetin işi zorlaşacağı&lt;/u&gt; gibi, &lt;u&gt;kendisi de yuvarlanacak uçurumdan aşağıya&lt;/u&gt;, ya da Hükümet uçurumdan düşerse, medyayı da çekecek birlikte… Daha açmak gerekirse, &lt;b style=""&gt;medya, medya-dışı işlere boğazına k&lt;/b&gt;&lt;st1:personname&gt;&lt;b style=""&gt;ada&lt;/b&gt;&lt;/st1:personname&gt;&lt;b style=""&gt;r gömülmüş&lt;/b&gt;, geleceği ve yaşaması Hükümet'in elinde. (2) HÜKÜMET ile iyi ilişkiler kurmaya mecbur olduğundan, ona karşı olumsuz sonuç verecek hiç bir konuyu işlemiyor ya da yüzeysel kapsıyor. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Neden? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Sadece daha önce söylediğim nedenlerden değil; ayrıca bu Hükümet'in dış bağlantılarının ve Global Finans Piyasası'nın aktörlerinin de bizim Medya üzerinde derin etkisi var. Ekonomik olarak Türkiye'yi istikrarsız hale getirmemek, hem medyanın, hem hükümetin, hem de dış finans piyasalarının işine geliyor. Türkiye gibi çok yüksek faizle dış borç alan, yani onlar için &lt;b style=""&gt;altın yumurtlayan &lt;/b&gt;tavuğu kesmeyi kim ister? &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Her İktidar döneminde “Medya - Hükümet İlişkileri” böyle değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Elbette, ama bu ilişkiler her gün, her iktidarda adım adım ilerliyor. Özal'la başladı, bugün nerelere geldi? Bu bambaşka bir röportaj konusu. Biz kısaca değerlendirelim.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Rahmetli Özal medya için; “&lt;b style=""&gt;ilerde iki buçuk medya kalacak&lt;/b&gt;” demişti. Bu sözü kendisine boyun eğmeyen ve “&lt;b style=""&gt;kudretli&lt;/b&gt;” iktidarına kafa tutan, bir türlü boyun eğmeyen; Hürriyet'in sahibi &lt;b style=""&gt;Erol Simavi'ye&lt;/b&gt; yönelik bir tehdit olarak söylenmişti. Simavi direnince, çare ona karşı &lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;alternatif&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; oluşturmaktan geçiyordu. Kendisine destek verecek&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;medya yaratmak için önce basın imparatoru Maxwell'i Türkiye'ye davet etmiş, o yatırım yapmayınca Asil Nadir'i getirtmişti. Devamını hepimiz biliyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Mesut Yılmaz'a gelince;&lt;/b&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Özal'ı kat kat aştı; ama sonucu istediği, öngördüğü gibi bitmedi. Yapmak istedikleri siyasi geleceğine ayak bağı oldu. Önce &lt;b style=""&gt;medya içinden kendine patron ve yönetici düzeyinde dostluklar sağladı.&lt;/b&gt; Sonra medyayı yönlendirmeyi…&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Nasıl ilişkiler sağladı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Mesut Yılmaz kartlarını iş yaptığı kişilerle çok açık oynardı. Özellikle Medya'da. Onlarcası var; ama ben size isim vermeden tek bir olay aktarayım: &lt;b style=""&gt;CNN Türk&lt;/b&gt; ve &lt;b style=""&gt;Milliyet&lt;/b&gt;'e iki kişiyi kendisine “&lt;b style=""&gt;biat&lt;/b&gt;” etmeleri koşuluyla yönetici olarak atanmasını sağladı. Necip Matbuat'ın hala köşe yazan iki gazetecisine. Önce kendilerini özel olarak Ankara'ya konuta çağırdı; sonra da, teklif etti demiyorum; “dikte” etti. Bu arada bu “&lt;b style=""&gt;biat&lt;/b&gt;” sözü benim yakıştırmam değil; bizzat Mesut Bey'in kendi ağzından çıkan sözcüktür.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Mesut Yılmaz, döneminde Medya ile çok iyi ilişkiler kurmuştu. Arka planda bilmediğimiz bir şeyler var mıydı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Hem de neler neler var. Sayın Yılmaz; Özal'dan çok önemli bir “&lt;b style=""&gt;siyaset dersi&lt;/b&gt;” öğrenmişti. İktidar olmak yetmiyordu. Muktedir olmak için “kamuoyu”na dayanmak; &lt;b style=""&gt;kamuoyunu yaratmak ve kontrol etmek için de “medya” gerekmekteydi;&lt;/b&gt; medya da bilahare devlet pastasından desteklenirse mesele kalmaz, ekonomik bağlarla sağlamlaştırılmış sacayağı kurulmuş olurdu.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;Kişisel meseleleri anlatmak bana yakışmaz, ama siyasal analiz yapabilirim. “&lt;b style=""&gt;Mesut Yılmaz Dönemi&lt;/b&gt;” Medya ilişkileri aslında “&lt;b style=""&gt;Siyaset - Medya&lt;/b&gt;” ilişkisi için dünya ölçeğinde tez yazılabilecek bir konudur. Kamuoyu, çok az bir kısmına vakıf oldu. Yine hatırlatalım; Mesut Yılmaz Hükümeti, 1988 sonuna doğru bildiğiniz üzere “&lt;b style=""&gt;Türkbank&lt;/b&gt;”ın satışı ilişkilerinin ortalığa dökülmesi sonucunda yıkıldı. Asıl önemli olan bu ilişkilerde “&lt;b style=""&gt;geceyarısı toplantıları&lt;/b&gt;”ndan ortaya dökülen “&lt;b style=""&gt;pazarlıklar&lt;/b&gt;”da Mesut Bey, Aydın Doğan'ı “&lt;b style=""&gt;ikna&lt;/b&gt;” etmeyi başarmış; &lt;b style=""&gt;Korkmaz Yiğit&lt;/b&gt;'e, Milliyet Gazetesi'ni ve ayrıca bir kanalı satın aldırmıştı. Bir büyük müteahhite de yine TV kurdurmuştu. Tansu Çiller'i destekleyen Dinç Bilgin'in Sabah Grubu'nun defteri dürülmeye hazırdı…. Bu böyle devam etti.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;2000'lere gelince siyasal ortam artık oldukça değişmeye başlamış; Türkiye'nin sınıfsal yapısı değişmiş; Anadolu'dan yükselen tepkinin iktidarı yürütmekte zorlayacağını fark edince Sayın Yılmaz 2002'de yeni bir atak yapacaktı. Plan Aydın Doğan'ın Hürriyet'in Almanya Matbaası'nın açılışı vesilesiyle herkes bir araya gelmişken &lt;b style=""&gt;Frankfurt&lt;/b&gt;”ta hazırlandı: Bahçeli'nin MHP'sini koalisyondan atıp, Ecevit'i de Hüsamettin Özkan'la devirip, Derviş'i de alacaklar, eski düşman Tansu Çiller'in DYP'si ile devam edeceklerdi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;Bu tür Siyaset – Medya ilişkileri devam edip gider mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Şimdilik evet, ama bu politikanın sonucu çıkmaz sokaktır. Nereye k&lt;st1:personname&gt;ada&lt;/st1:personname&gt;r devam eder bu saadet zinciri? Bir yerde kırılacak. Kırılma zinciri ise kamuoyunda medyanın çöküşü ile başlayacaktır. O zaman domino taşı gibi önce medya, sonra sermaye ve en sonra da siyasal yapı çökecektir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Tabii, bu dünya krizini fırsat bilip, dünyaya egemenlik sağlamaya ya da ABD egemenliğini kısmaya ve sınırlamaya çalışan uluslararası&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;aktörler&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bu işte rol oynayacaklardır. Mesela Rusya; mesela Çin ve onun Afrikalı ve İran gibi müttefikleri. Ayrıca, Fransa da hazır bekliyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Bütün bu aktörler, işte bu saadet zincirini kırabilecek politikalar geliştiriyorlar. Daha doğrusu zinciri kendilerine yararlı hale getirmeye çalışıyorlar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;ABD Genelkurmay 2. Başkanı&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt; &lt;/span&gt;bu nedenle mi gelmiş? Olabilir mi?...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Ankara'ya gelen, hükümetin bile haberi olm&lt;st1:personname&gt;ada&lt;/st1:personname&gt;n Genel Kurmay ile görüşen Amerikan generalleri, ne için geliyor zannediyorsunuz? Rusya, Çin, İran gibi aktörlerin oyunlarını bozmak için yapılacak operasyonlar için. Bakın dün, Cheney'in Afganistan için Türk askeri istediği ortaya çıktı. Eski hikaye bu ama, yeniden alevlendi... Kendisi de Martta Türkiye'ye geliyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 36pt; line-height: 150%;"&gt;Düny&lt;st1:personname&gt;ada&lt;/st1:personname&gt; yeni bir düzen oluşuyor, bunun krizleri yaşanıyor ve Türkiye artık karar vermek zorunda, nerede olacağı ile ilgili kesin karar vermek zorunda... Medya bunu Türk halkından gizliyor... &lt;span style="color:red;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"&gt;Bu süreç, neo-liberal politikaların iflası ile sonuçlanabilir ve Wallerstein'ın dediği gibi, &lt;b style=""&gt;“zaten 1500'lerden beri bir hastalık, bir anamoli olarak ortaya çıkmış olan kapitalizm, elli yıl sonra yok olabilir.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;(Yarın: AKP'nin Genelkurmay planı… Ergenekon-PKK-Hizbullah ilişkisi... '&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Müesses Nizam' dağıldığı için, çeteler ortaya çıktı… )&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-2004336933264115606?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2004336933264115606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/2004336933264115606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/02/erhan-gkselden-3.html' title='Erhan Göksel&apos;den (3)'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8360135534266907227</id><published>2008-02-19T09:23:00.002+02:00</published><updated>2008-02-19T09:27:14.460+02:00</updated><title type='text'>Erhan Göksel (2)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.gazeten.com/wp-content/myfotos/erhan-goksel-teror-asker-pkk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 271px; height: 202px;" src="http://www.gazeten.com/wp-content/myfotos/erhan-goksel-teror-asker-pkk.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Aslı &lt;a href="http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=156347"&gt;burada.&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Hükümet kiminle pazarlık yapıyor?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Ergenekon'un desteklediği dergi..&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Erdoğan, Hanefi Avcı'nın görevden alınmasına neden izin verdi?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Mesut Yılmaz'ın denetlediği medya kuruluşları..&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Erdoğan kimi satın almakla tehdit etti?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Erdoğan'ın Kontrol Edemediği Şeyler..&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;VERSO Siyasal Araştırma Şirketi Başkanı Stratejist Erhan Göksel, çarpıcı açıklamalarda bulunmaya devam ediyor. Susurluk, Danıştay Baskını, Rahip Santoro cinayeti, Hrant Dink cinayeti, Malatya katliamı ve bir sürü faili meçhul cinayetlerle, provokasyonlarla irtibatı olduğu üzerinde durulan; Emniyet'in deyimiyle 'Ergenekon Terör Örgütü'nü Erhan Göksel'le konuşmaya devam ediyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:navy;"   &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:navy;"   &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:navy;"   &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ÇARPICI RÖPORTAJIN İKİNCİ BÖLÜMÜ:&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Erbakan Susurluk'un üstüne gitseydi 28 Şubat'ın önünü keserdi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Sizce “Ergenekon”, ordunun içerisine kadar uzanan bir yapılanmaya işaret ediyor mu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ergenekon gibi örgütlerin devlet kurumları içerisindeki fonksiyonları ve bağlantıları üzerinde durursak, bunların devlet kurumları içerisindeki uzantıları ne düzeyde?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Çok bilemiyorum. Ortaya çıkan olayların, geçmişten bu yana olanlardan çok farklı olmadığı açık. Geçmişte &lt;b style=""&gt;Susurluk&lt;/b&gt; gibi müthiş bir olay vardı. Susurluk'un kapatılmasında, örtbas edilmesinde en büyük hata Sayın Erbakan'ın tavrıydı. Bu işin başlangıcı Erbakan hükümetinin öncesine dayanır. &lt;b style=""&gt;Erbakan, başbakan olduğu Refah-Yol iktidarı döneminde, Susurluk'un önemini fark etseydi; tıpkı Erdoğan'ın bugün başardığı gibi, 28 Şubat'ın önünü keserdi. Belki de hala iktidardaydı. &lt;/b&gt;O tarihte “Susurluk”u ciddiye alıp üstüne gitmedi. Bugün Tayyip Erdoğan'ın yaptığı, Erbakan'ın yapamadığı da o. Erbakan bu süreci algılayabilseydi; Türkiye'yi son on yıl yanlış işlere sürükleyen bir kısım Güç Odakları”nı kuyruğundan yakalardı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Erbakan neden üzerine gidemedi?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Erbakan ciddiye almadı. İnanmadı. İnansa giderdi üstüne. Bunlar kendisine rakip olan kesimlerdi. Çünkü bugünkü Veli Küçük, Susurluk'ta da önemli bir aktördü. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Yukarıda büyük bir güç paylaşımı var?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Hassas yerlere, kurumlara mı gitti?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Belki hassas yerlere gitti. Sayın Erbakan inansaydı giderdi üzerine. İnanmadı gibime geliyor. Çünkü bu tür olaylarda çok somut şeyler bulmak zordur. Her halde somut bir şeyler gösterilemedi kendisine. Bu sefer çok ciddi takipler olduğu ise belli. Bu, büyük bir savcılık operasyonudur. Ben bir şey bilerek değil, tamamen medyadan izlediğim kadarıyla analiz ediyorum. Bu kadar büyük bir operasyon “&lt;b style=""&gt;sade suya tirit olamaz&lt;/b&gt;” ama ortaya “sade suya tiritler” dökülüyor. Demek ki yukarıda büyük bir güç paylaşımı var.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Kimler arasında?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Hükümetle 'Müesses Nizam'ın önemli kesimleri arasında. Önemli merkezlerinden biriyle bir pazarlık var mutlaka. Sonuçta da iki taraf bir noktada uzlaşır, asıl aktörler de asla yargı önüne çıkmazlar. Bunun karşılığında AKP'nin üstüne gelinmemesi koşuluyla “onlar”da; bu işi yargıda ileriye kadar götürmemeyi düşünüyor olabilirler. Böylece “bazı siyasi güç odakları” da artık en azından bu çevrelerce zorlanmazlar. Süreçte, 'Müesses Nizam' içinde yeni güçler oluşmaya ve yeniden yapılanmaya başlarlar. Bunlar, bu sözlerim tamamen spekülasyon; ancak yaşananlar insanın aklına bunları getiriyor. Yaşayıp göreceğiz. Bence hiç bir şey bundan sonra “&lt;b style=""&gt;gerçekte&lt;/b&gt;” daha iyiye doğru gitmeyecek. İyiye gidermiş görünenler “sanal gerçekler” olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Türkiye'de Gladio'nun olduğu kabak gibi ortada&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Başbakan Erdoğan bu işleri bitireceklerini söyledi..&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Bu işleri bitirecekse, ben ona şöyle soruyorum: Bu işleri bitirmekten &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;kastı ne? Bu çete yani güç odağının-karanlık güç odağının diyelim-, zira&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;çete lafı benim hoşuma gitmiyor. Çete işin ayarını düşürüyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Daha hafifletiyor mu?…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Evet işi hafife aldırıyor. Çete dediğiniz zaman çapulcu sürüsü demek. Halbuki bunlar ciddi organizasyonlar. &lt;b style=""&gt;Gladio&lt;/b&gt; türü organizasyonlar. Şimdi Sayın Erdoğan bunu bitireceğini söylüyor. Bitirecek derken, bu işin elebaşları İtalya'daki gibi, içeri atılacak mı? İtalya'da bir eski başbakan, Antonioni içeri tıkıldı. Böyle yüzlerce bürokrat, politikacı, asker tutuklandı İtalya'da Gladio çökerken. Şimdi Türkiye'de Gladio türü örgütlenmelerin olduğu kabak gibi ortada.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ergenekon'un dış bağlantısı olduğunu mu söylüyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Mutlaka vardır. Çünkü bu çağda kapitalizm en üst aşamasında, mali sermaye aşamasında, yani ister emperyalizm deyin, ister küreselleşme deyin bunlar uluslararası küresel sermayeyle bağlantısı olmadan olmaz, ama bağlantıların neler olduğu konusunda spekülasyondan öteye geçemem. Burada zaten önemli olan olgular değildir; kavramsal olarak bu işi iyi analiz etmek lazım. Başbakan eğer bu işin kökünü deşeceğim diyorsa, tıpkı İtalya'daki gibi bir eski Başbakan'ın yargılandığı gibi, somut, Şamil Tayyar'ın kastettiği öyle bir kişiyi çıkarıp yargılaması gerekir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Göreceksiniz hiç kimse, büyük parçaların hiç birisi de yargılanmayacak. Çünkü AKP siyasi olarak, bu işlerde Sayın Başbakan'ın dahli vardır-yoktur onu bilemem, ama &lt;b style=""&gt;AKP hükümeti, bana öyle geliyor ki bu işi sonuna kadar götüremeyecek,&lt;/b&gt; ama götürmeme karşılığında da büyük tavizler alacak diye düşünüyorum. Böyle şeyler siyasette masaya oturularak, pazarlık yapılarak olmaz. Bu bir &lt;b style=""&gt;konsensüstür&lt;/b&gt;. İlla da masaya oturmaları gerekmiyor. Gelişen olaylarla zımni olarak bir konsensüs zaten oluşur. İki taraf da ringe çıkmış iki boksör nasıl birbirinin yumruğunu tartmak için hafif yumruklarla yoklarsa, önce öyle birbirlerini tartarlar; sonra, iki taraf da çok sertse, yumruklardan birisini atarak nakavt etmeyi düşünen boksör, o esnada açık vererek nakavt olacağını da düşünüyorsa, geriye üçüncü şıkkı “oynamak” kalır; iki boksör de &lt;b style=""&gt;nakavttan&lt;/b&gt; kaçar. Sayı ile bitirmenin yoluna bakarlar maçı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Bu süreç Erdoğan'ın işine çok yarayacak&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Başbakan bunu bir siyasi koz olarak mı elinde bulunduracak elde ettiği somut belgeleri?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Bu açık açık somut bir şekilde olmayacak. Bir pazarlıkla olmayacak ama sonucu buna, bu söylediğinize yansıyacak. Bu iş büyük parçalara, büyük başlara dokunulmadan kapatılır. Onun karşılığında da AKP siyasal olarak daha da rahatlar gelecekte. Bunu söylemek istiyorum. Yani Başbakan'ın çok işine yarayacak bu süreç. Böyle bir durumu kendisinin yönetmesine de gerek yok. Bir siyasi parti, bir ideolojik parti; aynı şekilde ona karşı olanların da bir ideolojisi var. İki taraf da birbirini öldürecek, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;zarar verebilecek durumdaysa kapışmamayı tercih edeceklerdir. İki taraf orta bir noktada &lt;b style=""&gt;zımni&lt;/b&gt; olarak uzlaşacaktır. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Ortaya dökülen, bugün operasyondaki kişiler göreceksiniz “&lt;b style=""&gt;sade suya tirit&lt;/b&gt;” piyonların mahkûm olduğu, “&lt;b style=""&gt;büyük başları&lt;/b&gt;”n ise ellerini kollarını sallayarak dolaştığı; bunun karşılığında da söz konusu bu kasemlerden AKP'ye yönelik siyasi illegal saldırıların da yavaşladığını göreceğiz. &lt;b style=""&gt;Ama bu durum AKP'nin tamamen korunacağı anlamına hiç gelmez. AKP'nin “Müesses Nizam”ın çetelerin dışındaki yapısal diğer güç odaklarıyla sorunu da bu tecrübelerin ışığında artarak devam edecektir.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Hanefi Avcı ve Sabri Uzun 'dokunulmaması gereken' yerlere ulaştıkları için harcandı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Piyon derken Veli Küçük yakalandı, onu ve diğerlerini mi kastediyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Veli Küçük bile küçük bir parçadır. Emekli bir tuğgeneral. Susurluk zamanında Veli Küçük'le ilgili en büyük iddiayı Hanefi Avcı yaratmıştı. Bugün herkes unuttu. Hanefi Avcı'yı bu süreçte gözaltına aldılar. Hanefi Avcı cezaevindeyken, ertesi gün&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;birileri Radikal Gazetesi'nde Veli Küçük'ün &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7;"&gt;konuşma&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; bantlarını yayınlatıverdi. Aynı gün Hanefi Avcı'yı 24 saat geçmeden bırakmak zorunda kaldılar. Hanefi Avcı Türkiye'nin en namuslu, en düzgün polislerinden birisidir. O tarihte Emniyet İstihbarat Başkan Yardımcısı'ydı. Şimdi ise Edirne'de &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;kızakta, emniyet müdürü. Çünkü Hanefi Avcı gibi insanlar bu hükümet tarafından da bugün kullanılmıyorlar. Tıpkı Mesut Yılmaz döneminde &lt;b style=""&gt;Tantan&lt;/b&gt; gibi bir ismin, mükemmel bir ismin, bu işlerde devre dışı bırakılıp görevden alınması, dışlanması gibi. O dönemde &lt;b style=""&gt;Mesut Bey'in bizzat denetlediği Kartel Medyası&lt;/b&gt;'nın da bu işte çok payı var. 2001'de Kartel Medyası'nın inanılmaz derecede Tantan'ın üzerine gitmesiyle başlayan bir süreç yaşadık. Aynı şekilde evvelki sene, Sabri Uzun Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan, Hanefi Avcı'da Kaçakçılık ve Organize Suçlar Dairesi Başkanlığı'daki görevlerinden alındı. Hem de kendilerini göreve getiren bu iktidar zamanında. İlginçtir; Mesut beyin döneminde &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;2001 de Sabri Uzun görevinden alınırken, Hanefi Avcı da istifa etmişti. 2003 de AKP her ikisini de tekrar göreve getirmişti; ama ne olduysa devir döndü, aynı AKP İktidarı evvelki sene kapatılan. Enerji Operasyonları'nı takiben tekrar her ikisini görevlerinden aldılar. Zira, onlar da “&lt;b style=""&gt;dokunulmaması gereken&lt;/b&gt;” yerlere ulaştılar. Bunlar; Tayyip Bey'in bile kontrol edebileceğinin ötesinde bir şeylerin olduğunu düşündürüyor bana. Tayyip Bey, benim tanıdığım Tayyip Erdoğan, en azından Hanefi Avcı'nın görevden alınmasına izin vermezdi. O bile engel olamadı. Yasal kamuflaj da çok güzel bulundu. Hanefi Avcı göreve getirildiği zaman, görevden alınan zat Danıştay'a dava açıp yürütmeyi durdurma kararı almıştı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Erdoğan'ın bile kontrol edemediği şeyler…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Bu süreç Tayyip Erdoğan'ın kontrolünün dışında mı? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Tayyip Bey'in yeteri kadar kontrolünde değil. Dışında demiyorum. Tam kontrol edemiyor. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;O zaman çok büyük bir örgütle karşı karşıyayız. Bağlantıları güçlü olan…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Kuşku yok ona. Yani bu örgüt farklı bir örgüt değil. Aktörlerine bakın, mafya kökenli aktörlerine bakın Susurluk dönemindekilerle aynı aktörler. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Sadece mafya değil burada emekli paşalar da var..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Eski paşalardan bir tek Veli Küçük ortak, ayrıca bazı subaylar da var, ama mafyavari unsurlarının hepsi benzer.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Erdoğan'ın Sabah örneğinden mesaj verdiği Medya grubu…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Medya ayağı… Şimdi niye cephe aldılar? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Tamamen bu çıkar çatışmalarıyla ilgili. Tayyip Bey'in bu konuda çok haklı bir tespiti var. '&lt;b style=""&gt;mamalarını kestik diye saldırıyorlar&lt;/b&gt;' diyor. Buna katılmamak mümkün değil.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Medya çıkar ilişkisiyle hareket ediyor. Ben medya ayağını ciddiye almıyorum. Türkiye'de, özellikle büyük medyayı kastediyorum, her zaman kendi çıkar hesaplarıyla davranmıştır. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;22 Temmuz'a giderken AKP'nin çok yüksek oy alacağını düşünüp, bunu gördüğü, için AKP'ye kıyak yapan Tarhan Erdem değil miydi? Doğan Grubu'nun &lt;span style="color:black;"&gt;18 yıl&lt;/span&gt; Genel Koordinatörlüğü'nü yaptığı neden hiç söylenmez&lt;span style="color:black;"&gt;. İş Bankası Yönetim Kurulu'na, Sendika vasıtasıyla, CHP'li atayan en önemli kişi olduğu neden gizlenir?&lt;/span&gt; &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Seçime iki ay kala, bütün Kartel Medyası Tayyip Erdoğan'ı desteklemedi mi? Ne oldu da bir aydır birden bire döndüler? Sabah grubu'nun satışının bu işte rolü var mı?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Sabah Grubu'nun satışının bu işle ne ilgisi var, anlayamadım? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Sabah Grubu ülkenin ikinci Medya Grubu. Doğan Grubu'nun en yakın rakibi. Bu grubu TMSF ihalesinde kim aldı? Kime yakın grup satın aldı? Başbakan daha bir kaç gün önce Doğan Grubu'nu hedef alarak yaptığı konuşmasında &lt;b style=""&gt;“sizi de mi satın almamızı istiyorsunuz”&lt;/b&gt; lafını acaba ağzından mı kaçırdı, yoksa birilerine mesaj mı verdi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Sizin deyiminizle 'Necip Türk basını' Ergenekon'un üzerine gider gibi yaptıysa da sonra çekingen davranıp, gündemi türbanla örterek suspus kesildi..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Bunu şöyle söylemek lazım. Bir kere basın Ergenekon'un üzerine başta ciddi bir biçimde gitti. Belki gazetelerin genel yayın politikalarının dışında gitti ancak ortaya çıkan somut bir şey var. Basını genelde en çok ben suçluyorum, &lt;span style="color:black;"&gt;bir de Profesör Veysel Batmaz;&lt;/span&gt; ama bu olayda hemen suçlamamak lazım. Ortaya demin söylediğim gibi ortaya çıkan somut deliller “sade suya tirit”, “aktörler figüran ve dublör”, yani ayak takımıyla uğraşan bir yargı var. Eğer anlatılan operasyon, anlatılan örgüt bu kadar büyükse o örgütün büyük suç ilişkileri lazım. Onlara ilişkin hiçbir şey yok. Söylüyorum size silah diye, örgüt diye örgütün silahı bir tane beylik tabancası var, emekli bir adamın. Bir ay sonra, iki ay, üç ay sonra göreceğiz.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;El bombaları?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;El bombaları dışında bir tane silah var. Böyle bir örgüt olur mu?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ama patlayıcı maddeler de ele geçirildi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Tamam ama silah bir tane var. Mantık bu mu? Ya örgüt doğru ya bu operasyon doğru değil. Eğer örgüt doğruysa ki, ben örgütün doğru olduğuna inanıyorum. O zaman silahlar nerde? Paralar, imkanlar, ilişkiler ve “tepedekiler” nerede. Bunlar piyon zaten. Piyonları harcayıp öbürlerini kurtarmış olacaklar her zamanki gibi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Veli Küçük'ü Susurluk çıkışında Harcadılar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Veli Küçük'ü de harcadılar mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Veli Küçük zaten Susurluk dönemi çıkışında harcanmıştı. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Deşifre olmasıyla mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Deşifre olmasının ötesinde başka yanlışlar da yaptı. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ne gibi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Necip Türk Basını'nın hafızası olmadığı için, hiçbir işini de doğru düzgün yapmayı beceremediği, arşivlerine bile bakmaya üşendikleri için, hatırlayamadılar. 2000'e doğru Beyefendi Veli Küçük, Kocaeli'nden Susurluk nedeniyle görev değişikliği yapıp Ordu'ya atandı. O sırada Ordu Valiliğinde de &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;meşhur MHP'li valimiz vardı; Kemal Bey. Gündelik işçi olarak fındık toplamaya gelen Kürt vatandaşlarının, “&lt;b style=""&gt;Kürt&lt;/b&gt;” diye kamyonlarını geri çevirecek kepaze işler yaptılar, bu ülkede. &lt;b style=""&gt;Kimse sesini çıkarmadı&lt;/b&gt;. Bu ülkedeki “&lt;b style=""&gt;etnik ayrımcılık&lt;/b&gt;” daima bu tür yerlerden de &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;kaynaklanmıştır. Gerçi bu durumu, '&lt;b style=""&gt;Müesses Nizam&lt;/b&gt;' içinde, Kürt sorununu gören kesimler tarafından “&lt;b style=""&gt;çok tehlikeli bir başlangıç&lt;/b&gt;” olarak görüldü. Kafa yapısı bu olan insanları derhal tasfiye ettiler. Geçici işçi olarak Mardin'e, Güney Doğu'ya, Adana'ya pamuğa gider Kürtler işsizlikten. Birde fındık toplamaya. Kürt oldukları için kamyonlar geri çevrildi bu adamlar tarafından Ordu ili sınırından.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;Ergenekon'un desteklediği dergi…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Ama tekrar rozetler basılıyor. 'Kürtler'den alışveriş yapmayın' diye. PKK'ya yönelik operasyonlar zamanında Kürtler'in dükkanları yağmalandı, taşlandı …&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Tabii ki, şimdi bunları kim yapıyor? Bunları &lt;b style=""&gt;Türk Solu&lt;/b&gt; diye bir dergi var. Ağzından kan damlıyor. İşi, “&lt;b style=""&gt;Kürt dükkanlarından alışveriş yapmayın&lt;/b&gt;” diye manşet atacak kadar ileri götürdüler. Türk Solu Dergisi gibi yayınlar, bu çetelerin desteklediği yayınlar. Bunlara &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Çete bile demeyeyim, Çetelere hakaret olmasın. Bırakın bu tür adamlarla bu ülkede yaşamayı, aynı gökyüzü altında nefes almaktan bile zül duyarım. Kim besliyor bunları?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;Yani Ergenekon'un…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;Bu tür rezil işlere “&lt;b style=""&gt;Ergenekon&lt;/b&gt;” gibi biz Türkler'in kutsal ananelerini rencide edecek bir şekilde isimlendirilmesi de beni çok üzüyor. Ağrıma gidiyor; Ergenekon Türkler için çok önemli, adeta bayrakları kadar önemli şanlı bir geçmişin simgesi. Düşünebiliyor musunuz aşağılık bir suç örgütüne “&lt;b style=""&gt;Ergenekon&lt;/b&gt;” adını veriyorsunuz. Onlar, kendilerine Ergenekon diyebilir. Buna medyanın da Ergenekon demesi, Ergenekon zihniyetini, kültürünü; Türk kültürünün en önemli taşıyıcısını da yok ettiğine inanıyorum. Bir simgedir Ergenekon. Türklüğe küfretmekle suç örgütlerine “Ergenekon” demek arasında fark yoktur. Bir suç örgütüne Ergenekon demekle; velev ki kendileri, kendi adlarına Ergenekon deseler bile. Biz artık inceliğini kaybetmiş bir toplum haline geldik. Bir yandan Türkiye bölünüyor diye laf söyleyip; öbür taraftan Kürt vatandaşlarımızı, karnını doyurmaya gelen, fındık toplamaya gelen adamları Kürt diye kapı dışarı edildiği bir ülkede yaşıyoruz. 10 sene bile olmadı bu olaylar olalı. Türkiye bütün hassas noktalarını, sinir uçlarını kaybetmiş bir ülke haline geldi. Getirildi. Çok yazık…&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;(Yarın:AKP'nin Genelkurmay Planı… Yolsuzlukla ilgili kuyruğundan yakalananlar… Ergenekon, PKK-Hizbullah ilişkisi…)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/786685354831488909-8360135534266907227?l=politikasiyaset.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8360135534266907227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/786685354831488909/posts/default/8360135534266907227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://politikasiyaset.blogspot.com/2008/02/erhan-gksel-2.html' title='Erhan Göksel (2)'/><author><name>Ispanak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00937769442828371225</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://www.ntvmsnbc.com/news/264937.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-786685354831488909.post-8432471255708896658</id><published>2008-02-18T09:25:00.004+02:00</published><updated>2008-02-19T09:28:02.629+02:00</updated><title type='text'>Erhan Göksel'den...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://haberler.canim.net/resimler/37655.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 245px; height: 207px;" src="http://haberler.canim.net/resimler/37655.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu yazının konusu Kosova ve Kerkük olacaktı, artık bir sonraya veya iki sonraya kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki röportajın ilk kısmının tamamı &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=156190"&gt;burada&lt;/a&gt;, aynen alıyorum bittikten sonra kısmetse yorumlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki röportajda katıldığım yerlerde var katılmadıklarımda, yalnız bir tespitte bulunayım, bazı dönemlerde bazı kişiler ortaya çıkar konuşur bazen söyledikleri herşey doğrudur, makuldur ve hedef kitle üzerinde doğal olarak önemli bir popülarite oluştururlar, bazende 10 şey söyledilerse bu önce 9 doğruya sonra 8, 7, 6,5 doğruya doğru düşer, düşüş sürdükçe popülarite azalır  ancak bu azalma esnasında  önceden 10'da 10 doğru söylenilerek sağlanılan popülaritede ile ulaşılmak istenilen amaca  hizmet etmiş olur. Erhan Göksel ile alakalı değil bu yazdıklarım. Sadece aklıma geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Erol Metin/Aktifhaber&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gündem her ne kadar türbanla örtülmüşse de güvenlik güçleri, uzun zamandır takip edilen karanlık güç odağı, adına Ergenekon denilen örgüte karşı başarılı bir operasyon gerçekleştirdi. Artık yargının vereceği kararı ve ortaya yeni çıkacak delilleri beklemek lazım. Ergenekon gibi örgütlenmeleri ve son dönemde ayyuka çıkan çete faaliyetlerini Stratejist Erhan Göksel'le konuştuk.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Öncelikle Erhan Göksel'i tanımakta fayda var. Erhan Göksel, her siyasi parti ve kurumla ilişkisi olan önemli bir sima.&lt;span style="color:black;"&gt; 1983-87 arasında Türkiye'nin yurtdışındaki lobi faaliyetlerini yürüttü. Politik danışmanlık hizmetlerine, 1989'da VERSO Siyasal Araştırmalar Merkezi'ni kurarak Adnan Kahveci ile birlikte başladı. Cumhurbaşkanlığı görevi döneminde Turgut Özal'a; Tansu Çiller, Aydın Güven Gürkan, Hikmet Çetin, Deniz Baykal, Mesut Yılmaz'a siyasi danışmanlık yaptı. Mesut Yılmaz'la 1999 seçimleri öncesi ayrıldı. Ayrıca 1996'da Bulgar Başbakanı Kostov'un, 1999'da Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev'in başkanlık kampanyalarını yaptı. 1998-2000 arasında ABD'de Başkan Yardımcısı Al Gore'a &lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7;"&gt;Ortadoğu&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt; danışmanlığı yaptı. Halen Türkiye dışında ABD'de ve Çin'de de ofisleri bulunmakta ve siyasi danışmanlık faaliyetlerini siyasiler dışında uluslararası şirketlere de yapıyor. Şuan &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;VERSO Siyasal Araştırma Şirketi Başkanı olan Erhan Göksel, çarpıcı iddialarda bulundu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:navy;"   &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;color:navy;"   &gt;Erhan Göksel'le yaptığımız çarpıcı röportajın birinci bölümünü:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="color:navy;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=";fo
