11 Kasım 2008 Salı

feel the music *


Korku filmlerinde korkanlardan mısınız?

Ben öyleyim. Bugüne kadar kalbur üstü sayılabilecek tüm korku filmlerini izlemiş biri olarak ben hala korkanlardanım. Şöyle böyle değil, gözünü filan kapatan tiplerden. İşin ilginç taragı bir kaç gün önce bir arkadaş sohbetinde bu geçene kadar bu konuda aslında çok küçük bir zümreye dahil olduğumu düşünürdüm. Öyle değilmiş, rahatladım.

Aslında mesele son derece kolay, korku filmlerinde müziğin değişmesiyle alğılar korkuya hazırlanıyor, sonra pat diye bir şey oluyor ve başroldekilerle beraber korkuyorum(z). yani korkmamamk için yapmamız gereken şey müziği takip etmek, son izlediğim filmlerden birinde bunu yaptım. Ama bu seferde film korku filmi olmaktan çıktı, sadece başroldekiler korktu bense malum.

Aklıma şöyle bir şey geldi. Düşünsenize başrolde oynayanlarında müziği duyduklarını, yani sahnelere göre müziğin değişmesini ritmini falan.

Filmlerden riyılvörül'e dönelim. Düşünsenize yolda yürüyorsunuz ve müzik birden değişiyor. Tak durdunuz. Tamda o sırada önünüze bir piyano düştü, kurtuldunuz.

Bu girizgahtan dönüp;, "Sizce şu anda Türk siyasi hayatında müziği en iyi duyan kimdir?" desem ne cevap verirsiniz?

Bildiniz. Bu yazının konusu Obama olup-Bushlaşmak. Bu kavram kesinlikle basit bir retorik tartışma değil. Türkiyenin artık iyice hızlanmış olan değişiminde kilit olacak tartışmalardan biri. Ve adı değişse de çok uzun süre gündemi meşgul edecek. Sebebine gelince; uzun zamandan beri olayları makyajsız ve soyunuk olarak görebilenler için ortada olan bir şey var. (Y.N.burayı nasıl ifade edeceğimi 10 dk'dır düşünüyorum, kelimelere takılmadan anlamaya çalışın) Türkiyede en hırt tabiri ile sol şemsiyesi altında toplayabileceğimiz kesimler kendi içlerindeki bitmez tükenmez çekişmeleri ile debelene debelene artık güdük hale geldiler, herhalgibir konuda güçleri ve insiyatifleri kalmadı. Yani hırt bir tabir ile sağ şemsiye altında niteyelebileceğimiz gruplar sol'u yendi. (Yenmek çok hafif kalıyor, mindere gömdü, amele sümüğü gibi duvara yapıştırdı demek daha doğru olur.)

Ancak bu yenme sürecinde zımni olarak büyük bir çoğunluk itibari ile beraber hareket eden karvizitinde yazan sıfatların içinde sağ kelimesi olan gruplarda özellikle Türban konusu ile beraber ciddi ayrılıklar başladı. (Hatırlayın, liberaller AKP'yi terkediyor, MHP Türbanın bayraktarı, AKP içindeki yanlışlarımız oldu diyen grup vb. kavramların akla ilk getirdiği şeyler vb.)

Kısaca müzik değişti ve değişiyor ve bunu başbakan net bit şekilde duyuyor. Tabiki tek duyan başbakan değil. Ama bu yazının konusu diğerleri değil Başbakanın duyması. Son 2 ayda müziğin değiştiği gelişmeleri kendimce sıralayayım ve gelişmelerin yanına sayılar vereyim. Bunlarında anlamı aşağıdaki gibi olsun.

1: Müzik değişti, Başbakanın konumu aynı
2:Müzik değişti, konum değişti.

Açıklama için bir kısa cümle yazayım. Diyelim ki A durumunun devamı 1,
A'dan B'ye geçiş 2, B'den başka bir duruma geçiş veya yeniden A'ya geçiş 2

Ermenistan konusuna olan yaklaşım 2
Kuzey Irak yönetimi ile ilişkiler 2
Askerlerin Ergenekon generallerini ziyareti 2
ergenekon duruşması 1
Doğan grubuna olan yaklaşımı 2
Aktütün saldırısı 2
Taraf'ın haberleri 2
Zaman'ın GnKur başkanının istifasını istemesi 1
Terör'ün Emniyet sorumluluğuna verilmesi 2
Güneydoğu çıkışları 2
Güneydoğu gezisi sonrası açıklamalar 2
Dengir Mir Mehmet Fırat istifası (bu konuda bazı düşüncelerim var ama şimdilik) 2
Yukarıda bahsi geçen tartışma 1

Hemen aklıma gelenler bunlar, ne kadar çok 2 var değil mi? Sayılanların hepsini birbirini takip eden değil de aralarında illiyet bağı olmayan bağımsız gelişmeler olarak değerlendirdiğimizde ortaya okuması son derece zor bir tablo çıkıyor. Bunları tamamı ayrı yazıların konuları, bu yazının konusu ise Obama'laşma ve Bush'laşma üzerineydi. Obama'nın vaadettiği şey değişimdi. Bununla seçim kazandı. Yukarıdaki listeye bakıncada ilk göze çarpan şey değişim. Zaten fehmi Koru'nunda bahsettiği Bush'laşmaya doğru olan değişim. Ve eminim bunun başbakanda farkında. Peki partisini iktidarda geçirdiği yıla rağmen bu kadar güçlü tutabilen biri ( bunu müziği hisseden biri olarakta okuyabiliriz) sizce durumun farkında olmayabilir mi?

Bence olamaz.

O zaman kritik soruyu soralım, Bush'laşmaya doğru giderken ve bu gidişin kendisine kaybettireceklerinin farkında iken (bu durumun son derece farkında olduğunu, en son ve buram buram Demirel kokan 100 YTL'ye ev vaadinden anlıyoruz) neden hala bu şekilde hareket ediyor?

Bu sorunun cevabı yazıda bahsettiğim müziği çalanların kimliğinde gizli. Bu yazıda aslında onları yazmayarak yazdım.

Selamlar

(* : müziği hisset)